
İş hayatı zorlu bir yoldur. Bu zorlu yolda, insan yönetmek, şirket yönetmek, müşteriyi yönetmek, şirketin mali yapısını yönetmek, tedarikçileri yönetmek gibi çokça şey yönetecek, çokça işle meşgul olacaksın. Sabah nasıl işe gittiğini ve akşam nasıl eve döndüğünü anlamayacaksın. İş hayatı başlı başına bir hayattır ve iş hayatında herkesin hedefi başarılı olmaktır. Şimdi iş hayatında başarıyı yakalamanın en önemli kuralını seninle paylaşacağım.
Zaman senin ömrünün geri gelmeyen önemli bir unsurudur. Günde sekiz saat çalışıp sekiz saat uyuduğun düşünülürse yemek ve yol gibi zamanları da çıkarırsak sana sadece dört saat kalır. Bu da hayatının altıda biri anlamına gelir. Yani altmış yılda kendine on yıl ayırabilirsin. Her şey bu on yıl için. Ne kadar kısa bir süre değil mi! Peki bu süre nasıl çoğalır?
Blogumu okuyan kişilerden çok sayıda e-posta alıyorum. Büyük çoğunluğu girişimciliğe özenen ve kendi işini kurmak isteyen, kuran kişiler. Zamanım el verdiğince, gönderdikleri e-postaları okuyup cevaplamaya çalışıyorum. Bu e-postaları yazan girişimcilerin bazı noktalarda tıkanıp kaldıklarını görüyorum. Bunlara benim etrafımda gördüğüm örneklerde eklenince ortaya “Girişimci ne yapmamalı?” sorusu ve bunun cevapları çıktı.
Girişimci ne yapmamalı?
1- Fikirde kalan girişimler: Durmadan yeni fikirler buluyorlar ama bu fikirleri pratikte hiç uygulamıyorlar. En çok kullandıkları cümle “Bunu daha önceden ben düşünmüştüm” Yatarıcılar ama eyleme geçemiyorlar.
Ne yapmalı? Harekete geçmeyi, cesareti ve organize et
meyi öğrenmeli. Ayağa kalkmadan yürünmez!

Yıllar önce evlere televizyon girdiğinde, deyim yerindeyse, radyonun papucu dama atılmıştı. Şimdi aynısı televizyon için de geçerli oluyor gibi. Televizyonun papucunu dama atan ise internet üzerinden yapılan film ve dizi yayınlarından oluşacak Net tv’ler.
Artık sevdiğimiz dizinin kaçırdığımız bölümlerini internetten izleyebiliyoruz. İlk başta zorunluluk olarak başlayan bu durum şimdi televizyondan izlemenin yerini almış gibi görünüyor.Yabancı dizilerin gösterimleri yurt dışındaki kanallarda daha önce başladığından, çoğu kişi internet üzerinden dizinin bölümlerini daha ülkemizde yayınlamadan izlemiş oluyor.
İnternetin bu yükselişinde bant genişliğinin durmadan artmasının da büyük önemi var. İlerleyen yıllarda bant genişliği daha da çoğaldıkça, internetten yayınlanan filmlerin ve dizilerin daha yüksel çözünürlükte izlenmesi de kolaylaşacak. İnternetteki görüntünün evdeki televizyona aktarılması için ise küçük bir bağlantı kablosu veya televizyondaki Wi-fi bağlantısı yeterli olacak. Bu durumda internet üzerinden yayın yapan televizyonların çoğlmasına da yol açacak. Böylece herkes istediği diziyi veya filmi istediği zaman seyredebilecek. Online oyunlarla bu görüntü panelleri daha da ilgi çekici hale gelecek.
Anne karnında biziz. Doğduğumuzda beniz. Annemizin kucağında yine biz oluruz. Aile “Biz” in başlangıcıdır. Anneler küçük çocuklarından bahsederken “Biz bugün aşı olduk” gibi bizli cümleler kurarlar. Çocuklarının ben olmasına dayanamazlar. Tesadüf değildir. Çocuklarını terk eden kadınlar onları cami bahçesine, yani cemaatin (bizin) en kalabalık olduğu yere bırakırlar. Yeniden biz olabilsinler diye.
Aile, eskiden daha çok “biz”ken şimdi, ailedeki bireylerin kendilerini keşfetmeleri! ile benleşmeye başlamıştır. Bu benleşme aidiyet duygusu kaybına ve bir yere ait olma isteğinin artmasına yol açmıştır. Oysa aile en önemli “Biz”dir. Onu kaybettikçe “biz” olacağımız başka yerler arar dururuz.
İnsanlık, egosunu keşfettiğinden beri giderek yalnızlaşmış ve bencilleşmiştir. Bu yalnızlık aidiyet duygusunu bastıramamış ve günümüz insanı bir yerlere, bir şeylere ait olma isteğiyle kıvranmaya başlamıştır. Futbol takımı tutmak bile bizleşmenin yollarından biridir.
Yeşil işlerden son zamanlarda daha çok söz edilmeye başlandı. Daha temiz bir dünya için, şüphesiz yeşil işler çok önemli. Para dergisinin son sayısında, kapak konusu “Yeşil yakalılar aranıyor” başlığıyla, yeşil yakalılar ve yeşil işlerdi. Haber için, Para dergisi konuyla ilgili görüşlerimi sordu. Para dergisinin son sayısında yayınlanan görüşlerimi ayrıca buradan da paylaşmak istedim.
yazının devamını oku…
Vodafone, yenilikçi pazarlama yaklaşımlarıyla, gençlere yönelik pazarlama iletişimi çalışmalarına son zamanlarda hız vermiş görünüyor. Özellikle Y kuşağı olarak tanımlanan müşteri kitlesini hedef alan bu çalışmalarda, dikkat çekecek ve sosyal ağlarda hızla yayılacak çalışmalar yapıyor.
Cep özgür kampanyası için yaptığı bu çalışmada Vodafone, kendi reklam billboardlarını sprey boyayla gece sanki başkaları tarafındanyapılmış gibi boyatmış. Sprey boyayla “Özgürce konuşmak istiyoruz” gibi sloganlar yazılmış, vodafone billboardlarına.
Alışveriş denince akla kadınlar gelir. Online alışveriş denince ise daha yeni, akla kadınlar gelmeye başlıyor. Online alışveriş siteleri genellikle erkek müşteriler için, bilgisayar, elektronik ve cep telefonu üzerinden yapılarını kurgulaya dursunlar, iki kategori daha yükselişe geçmiş durumda. Bunlar “Anne-Bebek” ve “Ev-Mutfak” kategorileri. Yani kadınlar artık online alışveriş yapmayı daha çok seviyor.
Karşılaştırmalı alışveriş platformu Akakce.com‘un 20 milyon kullanıcısının verilerine dayanarak hazırladığı 2009 arama trendleri bültenine* göre, kadınların online alışverişe olan ilgileri artmış durumda. Bu artışta Anne-Bebebek ve Ev-Mutfak kategorilerinin büyük etkisi var gibi görünüyor. Akakce.com’un raporuna ait aşağıdaki grafikte bu durum daha net görünüyor. yazının devamını oku…
AVM Yatırımcıları Derneği (AYD) ile Akademetre Research tarafından Türkiye’de ilk defa AVM tüketicisini analiz eden bir araştırma yapılmış: “AVM Tüketici Algı Araştırması”. Araştırmanın sonuçları oldukça ilgi çekici. Perakende.org adresinden e-postama gelen bu sunum, AVM’ler ve AVM müşterileri hakkında ayrıntılı bilgiler veriyor.

