Pazarlama Nedir?

Pazarlama müşterinin ne istediğini bilmek ve tahmin etmek kısaca müşteriyi anlamaktır. Yani pazarlama tamamen kullanıcı/müşteri odaklıdır. “Ne istiyorlar?” Bunu bularak iyi pazarlama yapabilirsiniz...devamı

Siz hala e-posta yollamaya devam edin! Ya da…

25 Haziran 2009

İlk e-posta mesajı 1971 yılında Ray Tomlinson tarafından gönderildi. 38 Yıldır da milyarlarca e-posta gönderiliyor. İlk e-postalar kişisel amaçlı iken daha sonra bunların reklam aracı olarak kullanılabileceği anlaşıldı .

Elektronik posta (İngilizce Electronic, italyanca Posta) (kısaca e-posta, İngilizce e-mail), Türkçesi ileti kullanıcıların sanal ortamda yazdıkları ve birbirlerine gönderdikleri iletilere verilen addır. İleti, bugün yeryüzü üzerinde milyonlarca insanın hızlı ve etkin bir biçimde iletişim kurmasını sağlar. (Wikipedia)

İlk Spam (Yığın İleti) e-posta ise, DEC enformasyon şirketinin bir çalışanı tarafından 3 Mayıs 1978′te, ABD’deki  400 kişiye gönderilen reklam mesajıydı. Bu bir başlangıçtı ve korkunç hızla çoğalarak devam etti.

Internet üzerinde aynı mesajın yüksek sayıdaki kopyasının, bu tip bir mesaji alma talebinde bulunmamış kişilere, zorlayıcı nitelikte gönderilmesi Spam olarak adlandırılır. Spam çoğunlukla ticari reklam niteliğinde olup, bu reklamlar sıklıkla güvenilmeyen ürünlerin, çabuk zengin olma kampanyalarının, yarı yasal servislerin duyurulması amacına yöneliktir.(spam.org.tr)

Artık bir çoğumuzun e-posta kutusu, spam klasörüne sahip ve spam e-posta’lar oraya gidiyor. Oysa bazı şirketler inadına bu spamları göndermeye, spam gönderecek mail adreslerini toplamaya yarayan programlara para harcamaya devam ediyorlar.

Bir gün, Seth Godin İzinli Pazarlama (Permission Marketing) kavramını ortaya koydu.

Müşteriler kısıtlı bir zaman dilimine sahip olarak dünyada yaşıyorlar ve az olan zamanlarını gereksiz yere harcamak yerine amaca odaklanarak şirketlerle ilişki kurmak istiyorlar. Şirketlerin müşterilerinin  dikkatini çekmesi aslında müşterilerin izinlerine bağlı.(Seth Godin)

İzinli pazarlamayı çoğu şirket ne yazık ki kartvizitlerini / e-posta adreslerini aldığı müşterilerine mail gönderebilme özgürlüğü olarak algıladı. Konferanslarda size bir kupa hediye edip bir kartvizit/e-posta adresi alan ve sonra aldığınız kupaya karşılık sizi e-posta bombardımına tutan şirketler türedi. Ne oluyor yahu dediğinizde “Siz kartvizitinizi vermiştiniz ama..izinli ama…” bile diyorlar artık. Yani izinli pazarlama buydu onlara göre. Kupa=mail

Spam mailleri spam klasörü sayesinde görmüyoruz. Ama bir şekilde mail adresinizi alan müşterisi olduğunuz şirketlerin maillerinden de sıkıntı gelmeye başladı. Bir elektronik mağazasından gelen e-posta size indirimini haber veriyor. Ne kadar klasik değil mi? İnsert v.s. kullanan reklamcılar e-postayı da bu şekilde algıladılar ve siz artık daha çok şirketin e-postasını okumadan spam klasörüne yolluyorsunuz. Onlar da 10000 tane müşterilerine mail gitti diye seviniyorlar.

Artık müşterileriniz e-posta okumuyor sevgili şirketler. Ama siz inatla hala e-posta yollamaya devam edin! Edin de ileride müşterilerinizi kaybetmeye başladığınızda, neden başarısız olduğunuzun nedenini bulmanız kolay olsun. “Biz inatla e-posta yollamaya devam ettik” dersiniz.email-vs-social-media

Sonuç: E-posta ve Sosyal Medya

1- Artık o kadar çok mail geliyor ki kimse maillerinizi okumuyor. Yani buna kimsenin zamanı yok. Ayrıca herkes herşeyden hoşlanmıyor.

2- İzinli pazarlamada anlatılmak istenen, müşterinin kendi isteği ile mesajlarınızı okuması/almasıydı. Her e-posta gönderdiğinizde müşterinizi arayıp izin alamayacağınıza göre bunu yapmanın başka bir yolu olmalı.

3- Neyse ki internet sürekli gelişiyor. Her seferinde pazarlamacı ve şirketlerin imdanına yetişiyor. Sosyal Medya’yı hiç duydunuz mu? İzin almanıza da gerek kalmadı, müşteriniz kendisi sizi izliyor artık.

Sosyal medya, kullanıcı içeriğinin kendisi ve yayıldığı, yayınlandığı, paylaşıldığı her tür platformun genel adıdır. Sosyal medya, kullanıcı içeriğinin ta kendisidir. Geleneksel medyada içeriği sunanlar profesyonelken sosyal medyada bunu meslek edinmiş çok az insan vardır. Geleneksel medyada kurumlar reklam ve haber yoluyla varolma savaşı verirken sosyal medyada bizzat temsil edilebilirler. Zaten geleneksel medya ile en önemli ayrıştıkları nokta sosyal medya içeriğinin bir monologdan ziyade diyalog olmasıdır. (Popüler Teknoloji- Sosyal Medya)

4- Sosyal medya araçlarını kullanmayı mutlaka öğrenin. Bunlar; Facebook, Friendfeed, twitter, bloglar, flickr  ( Sosyal Medya Araçları) Bunlarla müşterilerinize ulaşın. Bunlar yeni iletişim kanallarınız ve hepsi ücretsiz!

5- Bu araçlarda şirketiniz / personeliniz hesap açıp, arkadaş/çevre/müşteri edinerek şirketinizin/hizmetinizin/ürününüzün bilinirliğini artırır ve şirketinize gelen tepkileri görebilir. Ama bu hesabı sadece şirket tanıtmak için açtıysanız bir süre sonra negatif tepki de toplayabilir. Sosyal medyada kimse reklamları sevmez. Şirketiniz de burada canlı bir insan gibi, bir arkadaş gibi algılanabilmeli. ( Sosyal medyada şirketler: Türk Hava Yollarıbiriadsl , limango, 41-29 )

6- Bir şirket çıtayı daha da yükselti. Türk Hava Yolları, sosyal medyadaki konumunu daha da geliştirecek bir adım attı ve dijital ajans briefini duyurdu. Bu bir ilkti ve çok ilgi çekti. Çok sayıda ajans bu briefe katıldı. (41-29, bezoone , voden) THY’nin bu yükselişinde şüphesiz Türk Hava Yolları‘nda e-Ticaret Müdürü olarak görev yapan Yüce Zerey‘in çok büyük rolü var. Çok yakın zamanda, sizin şirketinizinde de bir e-ticaret müdürü/danışmanı mutlaka olmalı!

7- Sosyal medya pazarlama için inanılmaz derecede önemli. Hatta pazarlamanın olmazsa olmazı. Sosyal medyayı pazarlama için fırsatlara dönüştürmek elinizde. Bu sunumu mutlaka izleyin!

8- Halkla İlişkiler (PR) denince de akla Sosyal medya geliyor artık. Müşterileriniz sosyal medyada. P.R öldü artık P.R. 2.0 var.

9- Ben mail de göndermem, müşteri gelir mağazama alışveriş yapar diyen perakendecilerden iseniz, perakendeciler de  sosyal medyayı keşfediyor. Sakın siz bu süreci çok geriden izlemeyin. İnsertleriniz yakın zamanda işlevsiz kalacak.

Sosyal medya hızla büyüyor, bu kullanıcı içerikli medya tüm müşterilerinizi bir gün etkisi altına alacak. Henüz bu sürecin başındayız, yani geç kalmadınız. Ama bir gün geç kalabilirsiniz. Bu yüzden e-posta sağanağını bırakın ve bir an önce sosyal medyada markanızı konumlandırmaya bakın. Bunun için cesur olmayı ve sosyal medyada müşterilerinizden gelecek eleştirilere hoşgörü göstermeyi de ihmal etmeyin.


Geliştrend ve İşinizi geliştiren trendler

15 Haziran 2009

Geliştrend.com, haziran ayında yayına başlamıştı. Genç girişimci, yönetici ve patronlara, işlerini geliştirirken  ihtiyaç duyacağı ipuçlarını veren Geliştrend.com her alandan yazar kadrosuyla dikkat çekiyor.

Geliştrend.com, genç girişimci, yönetici ve patronlara yönelik bir hap-blogdur! Değerli uzman yazarlar tarafından girilen ve hepsi hap niteliğinde, yani hemen uygula-hemen sonuç al mantığında yazılan yazılardan oluşur.

Geliştrend, genç girişimcileri, şirketlerin yeni kuşak genç partonlarını ve işini geliştirmek isteyen herkesi bekliyor. Bundan sonra ben de “Pazarlama” ağırlıklı yazılarımla Geliştrend.com’da olacağım. Geliştrend.com daki ilk yazım “İş yaşamının en önemli kuralı” Bu yazımda iş yaşamındaki en önemli kuralı sizlerle paylaşıyorum.

Geliştrend de yazılarıyla güç veren diğer yazarlar ise şöyle ; Dinçer Keskinpala, Hasan Başusta, İpek Aral Kişioğlu, Prof. Dr. Şule ÖzmenUğur Özmen ve Ömer Ekinci

Geliştrend’i takip edin ve  RSS listenize eklemeyi unutmayın.

Takım ve lider! Rehberliğinize ihtiyacımız var

18 Mayıs 2009

takim_oyunu_20093141720Seth Godin,in son dönemde yazdığı kitaplar, oldukça zengin bir içeriği olabildiğince  basit şekilde anlatıyor.  Bunlardan sonuncusu Takım oyunu (Tribes) isimli kitap. Kitabı okurken bol bol not aldım. Kitabın sonunda Seth Godin, okurdan bir istekte bulunuyor.

Eğer bu kitaptan herhangi bir şey istediyseniz, herhangi bir şey işaretlediyseniz veya daire içine aldıysanız, post it yapıştırdıysanız, benim için birşey yapmanızı umuyorum. Bu kopyayı bir başkasına verin. Okumalarını isteyin….

Takım oyunu, takım oluşturmak, onları yönlendirmek ve liderlik üzerine harika bir kitap. 2008 yılında yazılan bu kitap çok akıcı bir dile sahip. Okurken kitaptan aldığım  notlara kendi yorumlarımı da eklediğimde bazı notlar ortaya çıktı.  Seth Godin’in isteğini de yerine getirerek bu notları burada paylaşmaya karar verdim… yazının devamını oku…

Google’ın çalışan ortamı ve on Google ilkesi

30 Nisan 2009

Google’ın  insan kaynağını yönlendiren ilkelerin neler olduğunu daha önce hiç duymamıştım. Google Türkiye ülke müdürü Bülent Hiçsönmez‘in konuşmacı olarak katıldığı, 7.Kalite ve Başarı sempozyumu‘nda “Teknoloji ve Çalışan ortamının gelişimi” adlı oturumda, Google’ın çalışan ortamı ve o çalışanları yönlendiren ilkeleri sade bir sunumla ve ilkeler halinde anlattı.

Google’ı bu kadar büyük bir şirket haline getiren bu ilkeler aslında hepimizin bildiği ama çoğumuzun yapmadığı şeyler. Bunları aşağıda sıralayacağım. ( Madde başlıkları[bold olanlar] Bülent Hiçyılmaz’ın sunumundan, açıklamalar ise bana ait… yazının devamını oku…

Bugün 23 Nisan ve bu blog bugün çocukların

23 Nisan 2009

Bugün, blogumda bir konuk yazarım var. Daha doğrusu konuk ressamım. Adı Erkut. Erkut 14 yaşında ve bu güzel resmi o yaptı. Bugün, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Erkut, 23 Nisan’da yayınlamam için bu resmi bana gönderdi. Bu güne kadar blogumda yayınlanan en güzel resmi görüyorsunuz. Eline sağlık Erkut, harika bir resim olmuş… yazının devamını oku…

Neden sizi tercih edelim?

1 Nisan 2009

Bir danışmanlık firmasından, şirket olarak hizmet alacaktık. Beş altı tane şirket hizmet için teklif verdi. Tekliflerin bir kısmı e-posta bir kısmı ise katalog, dosya olarak kargoyla geldi. Teklifleri değerlendirirken bir şirketin sorumlusu telefonla arayıp bizimle yüz yüze görüşmek istediğini söyledi. Teklifleri değerlendirdikten sonra arayıp görüşeceğimizi söyledim. Şirketimize yakın bir şirkette olduğunu ve istersek hemen uğrayabileceğini belirti. Sıkışık zamanıma rağmen tamam dedim.

İki kişiydiler. Biri genç, diğer yaşlıydı. Daha önce gönderdikleri bir dosya getirmişlerdi. Verdikleri dosyayı inceledim. Hizmetlerini ve bu hizmetin neye yarayacağını yazmışlardı sayfalarca. Bunu ayrıca dakikalarca anlattılar da. Çok sayıda teklif aldığımızı hepsinin hemen hemen aynı hizmeti sunduğunu, verdikleri fiyatların hemen hemen aynı olduğunu ve bu yüzden tercih yapmakta zorlandığımızı itiraf ettim. Arkasından sordum… yazının devamını oku…

Hadi bir iyilik yap! Faili Meçhul Kıyak ( FMK)

26 Mart 2009

Tunç, mükemmel bir fikir adamı. Uzun yıllar süren, başarılı kariyerinden sonra, kendini hayata artı katacak, kocaman fikirlere adadı. Ve son fikri “Faili Meçhul Kıyak (FMK). Faili meçhul kıyak nedir? Bunu anlatmak için minik bir sunum hazırladım. Sunumu seyrettikten sonra, iyiliğin, yardımlaşmanın ve dünyayı yaşanılır bir yer yapmanın aslında hiç de zor olmadığını fark edeceksiniz… yazının devamını oku…

İlk oyuncağınız ve sakladığı sırlar

15 Mart 2009

Sizi bir an için çocukluk yıllarınıza geri götürüp ilk oyuncağınızı hatırlamanızı istesem, zihninizde hangi oyuncağınızın görüntüleri beliriyor?  Çocukluğunuz nerede geçti, en çok oynadığınız oyunlar neydi? İlk oyuncağınızı hatırlayabiliyor musunuz? Ya arkadaşlarınızı?

Bütün bu soruların cevabı, şu anda yaptığınız iş ve kariyeriniz üzerinde ciddi bir etkiye sahip aslında. Bu sonuca nasıl mı ulaştım? Bir yazardan ve bir kitaptan.

Ethem Kocabaş ile Bursa Kitap fuarında tanıştım. İlk başta kişisel gelişim üzerine kitaplar yazdığını düşündüğüm yazar, insan kaynakları ve zihin konusunda ayrıntılı incelemeler yapmış ve bu konularda çok sayıda firmaya danışmanlık yapmış. Bana özellikle “Hep çocuk kaldık” isimli kitabını önerdi.  İş görüşmesine gelen kişilere, çocukluklarında en çok hangi oyuncaklarla oynadıklarını ve hangi oyunları çok sevdiklerini  sormamın, adayın potansiyelini anlamak açısından büyük fayda sağlayacağını söyledi… yazının devamını oku…

Kariyer siteleri pazarlamayı biliyor mu?

10 Mart 2009

Kariyer siteleri, gazetelere verilen ilanların yerini alalı çok zaman oldu. Artık herkes işini kariyer sitelerinden buluyor. Bu da kariyer sitelerini cazip hale getiriyor ve bu alandaki rekabette gün geçtikçe artıyor.

Rekabet demek, yenilik demek. Şu anda Türkiyede çok sayıda kariyer sitesi var ama 4 tanesi açık ara önde görünüyor ve bunlar bu pazarda sıkı bir rekabet içindeler. Bu da pazarlamayı daha iyi kullanmalarını gerektiriyor. Peki bu siteler rekabet için neler yapıyorlar ve pazarlamayı ne kadar iyi kullanabiliyor? Bakalım İK sitelerinin pazarlama bakış açısını nasıl bulacaksınız? Karşılaştığım bir kaç örneği paylaşmak istiyorum… yazının devamını oku…

İş görüşmesinde konuşmak ve dinlemek üzerine

13 Şubat 2009

İş görüşmelerinde, mülakatçı adayı çözmeye, anlamaya aradığı pozisyon için uygun olup olmadığını bulmaya çalışır. Bu yüzden sorular sorar.

Aday ise kendini anlatmaya, iş için ne kadar uygun olduğunu göstermeye, bu işte başarılı olacağını anlatmaya çalışır.

İki insan karşılıklı konuşmaktadır. Birinin seçme, birinin seçilebilme durumu söz konusudur.

Üçüncü bir faktör daha söz konusudur. Bunun adı zamandır. Zaman mülakatta kısıtlıdır. Çünkü, o gün içinde görüşmeyi bekleyen diğer adaylar vardır. Bu yüzden zaman çok iyi kullanılmalıdır.

Mülakatçının en sevmediği şey, süresi bittiği halde hala aday hakında yeterli fikir edinememektir. Bir aday için kararsız kalmışsa, o adayın işi bitmiş demektir.

Bu yüzden adayın, kısıtlı bir süresi olduğunu unutmaması gerekir. Bu kısıtlı sürede, mülakatçının kendisini tanımasını sağlamalıdır… yazının devamını oku…

Dip : Vazgeçmeyi veya vazgeçmemeyi öğrenmek

3 Şubat 2009

the_dip_by_seth_godinİnsanın en temel problemi kararsızlıktır. Kararsızlık, beraberinde başarısızlığı da getirebilir ama başarıyı getirdiği hiç görülmemiştir. Uzun süre emek verilen bir projeden vaz geçmek zordur. Ama o proje başarısız olacaksa ondan hemen vazgeçmek gerekir. Yine aynı şekilde uzun süre emek verilen bir projenin başarısı için biraz sabırlı olmak ve vazgeçmemek gerekir. Ama burada bir çelişki var dediğinizi duyar gibiyim.

İşte bu çelişki Dip ile Çıkmaz sokak arasındaki çelişki gibi. Dipten çıkılabilir ama çıkmaz sokaktan çıkılamaz. Dijital fotoğraf makineleri piyasaya çıktığında bir kısım makine ve film üreticilerinin satışları düşmeye ve dibe doğru gitmeye başladı. Bunların bir kısmı insanların bilgisayar ekranında gördükleri resimlerden elde tutulan resimler kadar hoşlanmayacaklarını düşünüp film üretmeye ve klasik fotoğraf makinelerini üretmeye devam ettiler… yazının devamını oku…

Kriz zamanında ne yapmalıyız ?

24 Ocak 2009

Kriz, etkisini artırdıkça, şirketler ve insanlar daha fazla durgunluğa kapıldılar. Herkeste bir bekleme hali. Umutlar azalmaya başlıyor. Oysa en kısa zamanda şoktan çıkıp, birşeyler yapmak gerekiyor. Hem birey hem de kurumlar olarak bize çokça şey düşüyor. Tam da böyle bir anda elime harika bir sunum geçti… yazının devamını oku…

Yeni fikir nasıl bulunur?

22 Ocak 2009

Yeni bir fikir genellikle herkesi heyecanlandırır. Her zaman işe yaramaz veya beklentiyi karşılamaz. Bazen dünyayı bile değiştirebilir. Bazen küçük bir problemi çözer. İyi de bu fikirler nasıl ortaya çıkar?

Bunun iki yolu olduğunu, deneyimlerim bana öğretti. İlki problem ve sorun oluşunca fikir bulunuyor. İkincisi ise çok rahat bir ortam ve zamanda fikirler ortaya çıkıyor.

Bir fikre, genellikle bir problemle karşı karşıya kaldığımızda, ihtiyaç duyarız. Fikir bir problemi aşmak için kullanılacaktır. Problemi görmek fikrin mutfağı sayılabilir. Bu da iyi gözlem yapmakla ilgili bir şey. Problemin nedenlerini görmek gerekiyor. Daha sonra çözüm için de nedenlerin tam tersini görmek gerekiyor.

Fikirler daha çok böyle bulunuyor. Belki de kriz, fikir bulmak için en iyi ortamı barındırıyor. Bizde bir atasözü vardır. “Kul sıkışmayınca, Hızır yetişmezmiş.

Bonus: İyi Fikir Bulma Tekniği – James Webb Young

İkinci el ürünler, e-ticaret ve resesyon

20 Aralık 2008

Kriz ortamında ticaretle uğraşan herkes bugünlerde piyasadaki resesyon‘dan bahsediyor. Oysa ben bu durgunluğun içinde bir ticaret şeklinin daha çok talep göreceğini ve canlanacağını hissediyorum. Canlılık e-ticaret sitelerinde yaşanacak.

Ama kriz ortamında iyi iş yapacak e- ticaret siteleri, ikinci el üzerine yoğunlaşan Gitti gidiyor, e-bay, hem al hem sat gibi siteler olacak. Bunun nedeni kriz ortamında yenisini almaktansa az kullanılmışını almanın daha avantajlı hale gelmesi.

Ve insanlar,  ellerindeki ürünleri  uygun fiyata satmak için de bu tarz siteleri tercih edecekler. Bu tarz sitelerde en önemli sorun güven sorunuydu. Gitti gidiyor, Sıfır risk sistemiyle bunu çözmüş gibi görünüyor… yazının devamını oku…