• Ana Sayfa
  • Hakkımda
  • Abonelik
  • Kitaplık
  • Bağlantılar
  • İletişim

Bir fincan kahve ile tatile çıkılır mı?

25 11 2006

Geçen gün bir kitapta okuduğum bir cümle, ondan bir hafta önce aldığım ve cevapladığım bir okur e-postasının cevabını daha da netleştirdi kafamda. Bir kitapta okuduğunuz cümleler bazen size de benzer şeyler yapar mı? Bir pazarlama kitabında okuduğunuz bir cümle çok çarpıcı veya yıkıcı olabilir mi?

Cümle şuydu “Ben Starbucks’ı bir tatil şirketi olarak görüyorum. Çok yoğun yaşamlarınız var ve buraya gidip tatile çıkıyorsunuz. ” Cümlenin sahibi John Grant. Başka şeylerde söylüyor ama bu cümle önemli. Ne sektöründe olursanız olun, insanların kaybettikleri şeyleri, bazen yapay da olsa onlara geri vermeye çalışıyor pazarlama! Bir şeyler katmaya çalışıyor. İşte bu yüzden yıkıcı bu cümle. Bir tatil şirketi size tatil verir. Demek ki bir kahve şirketi de size tatil verebilir. Yılda ortalama 15 gün gerçek tatile çıkıldığı düşünülürse, bu kısa kahve tatilinin ne kadar değerli olduğu ortaya çıkar. Bunu bir tek Starbucks’mı keşfetti, yoksa başkaları da biliyor olabilir mi?

En basitinden, damacana suyu bile içiyor olsanız, o suların tertemiz bir kaynaktan ve pınardan çıktığını, doğal olduğunu, belki uzun süredir yüzünü bile görmediğiniz dağ köylerinden birinin önündeki otantik çeşmeden geldiğini düşünerek içmek istiyorsunuz. Eğer o su markası bunu size sağlayabilirse, işte o zaman o marka sizin için vazgeçilmez olabiliyor. Ne yaparsanız yapın vazgeçemiyor ve ona yöneliyorsunuz. Bu suyun katma değeri oluyor. Su, içilecek su. Ama hala 1800 yıllık kaynağından geliyorsa, siz onu kullanacaksınız demektir. Tabi önce bunu bilmeniz gerekiyor ( İşte pazarlama bu!)

Starbucks’ın tatil süreci ise çarpıcı. Atmosfer ve deneyim sizi yaşadığınız andan çekip alıyor. Bu bazen, Matrix filminde, gri,siyah,yeşil tonajlı kablo ve demir yığınlarından, açılan küçük bir kapı sayesinde, bembeyaz ve tertemiz bir bir salona çıkıldığı ana benziyor. Burada Starbucks mükemmel bir yer veya kahvesi çok güzel demiyorum ama verdiği katma değer, onları unutturuyor ve siz John Grant’ın deyimi ile orada tatile çıkıyorsunuz. Bu duyguyu çok sevdiğiniz başka mekanlarda da yaşıyorsunuz. Şehirden, hayattan, işten bir uzaklaşma sağlıyor size

Bir marka sizi, günlük koşuşturmadan bir saniyeliğine bile uzaklaştırabiliyorsa, başarılı olamaya başlamış bir markadır. Katma değer dediğim budur. Yani bir şeyler eksik ama bilmiyorum dediğiniz şey budur. Küçük bir şeydir bu ama yaşattığı oldukça büyüktür. Aradığınız şey, kesinlikle katma değer. Markanızı kullananlara onun kullanım alanı dışında kattığınız bir şey varsa başarıya doğru yürümeye başlayabilirsiniz. Aslında Starbucks’a sadece kahve içmeye gitmiyoruz . ipod’u kulağımıza takma amacımız sadece müzik dinlemek değil. Pierre Cardin veya damat giyme amacımız sadece giyinmek değil. Hepsinin bir katma değeri var.

Markanıza şunu sorun. “Senin katma değerin nedir?” insanlara asıl amacın haricinde ne katıyorsun? Markanızın/hizmetinizin/ürününüzün katma değeri yoksa, yakında siz de şirket olarak varlığınızı sürdüremeyeceksiniz demektir. Markayı marka yapan,değerler çok önemlidir. Bunlar bir veya bir çok olabilir. En önemli değerlerden biri “Katma değer” dediğimiz değerdir. Hatta markayı marka yapan değerdir bile diyebiliriz.
Kullandığınız markalardan/ürünlerden/hizmetlerden size katma değer sağlayanlar var mı? İsimleri ve özellikleri nelerdir? “Benim markam bu çünkü…” diyebiliyor musunuz? Evet, çoğu zaman diyorsunuz. Bazen bu cümleyi kullanmasanız da sizi oraya/o ürüne çekenin başka bir şey olduğunu iyi biliyorsunuz. En azından sezgileriniz bunu biliyor.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (6 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : Henüz yorum yok
Kategori : Marka, Pazarlama

Pazarlamacı olmak ya da olmamak

18 11 2006

Pazarlamacı olmak gerçekten zor bir iş. Satış elemanları bu ülkede yıllardır pazarlamayı, sadece ürün satmak olarak görmüş ve satış işini pazarlama olarak lanse etmişlerdir. Yurdum insanı her kapıdan giren satışçıyı pazarlamacı sanmış ve sonunda apartman kapısına “Pazarlamacılar ve dilenciler giremez” tabelaları asmıştır. Pazarlamacılar, apartmanlara girişi yasaklanan ilk meslek grubudur. Diyaloglar genellikle bir nida ile sonlanır ve havada asılıp kalır her şey!

- Oğlunuz ne iş yapıyor?

- Pazarlamacı!

- Demek üniversite okumasına rağmen iş bulamadı. Yazık valla şimdi üzüldüm. Hem üniversiteye gideceksin hem de iş bulamayıp pazarlamacı olacak ve kapı kapı dolaşıp eşya satacaksın!

- Yok öyle değil :)

- Su arıtma cihazı mı yoksa zayıflama ürünleri mi satıyor?

- Şey o satış yapmıyor ama ..

- Üzüldüm kardeş. Bizim oğlan Allaha şükürler olsun bankada memur. Masası, telefonu belli. Neyse Allah size de nasip etsin inşallah!

- Yahu benim oğlum kapı kapı falan dolaşmıyor, onunda masası var, telefonu var…

- Neyse ben bizim oğlana sorayım, onun üstadları falan var arada bahseder, belki bir tanıdık falan buluruz senin oğlanı da bir yere yerleştiririz…

Diyalog uzayıp gider. Sadece bu kadar olsa iyi.

Ya ne iş yaptıklarını sorduklarında ne yapar pazarlamacılar?

- Nerede çalışıyorsun

- X şirketinde.

- Görevin nedir?

- Şey..ben şirketin arge sorumlusuyum! (!)

- Şey..Ben şirketin ürün/hizmet geliştirme müdürüyüm (!)

- Şey..Ben şirketin genel müdürüyüm (!!!)

- Şey..Ben şirketin her şeyiyim (pazarlamacı sen bizim her şeyimizsin!!!!)

- Şey…Ben pazarlama müdürüyüm! (!?)

- Ülen ben pazarlamacıyım, pazarlamacı! (Oh be! : )

Her şeye rağmen pazarlamacı olmak zevklidir. Üretmek, yaratmak, başarmak, yaratılan eseri görmek zevklidir. Zordur ama pazarlamacının başarıyı yakaladığı andaki mutluluğu her şeye bedeldir.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (4 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : 13 yorum var
Kategori : Pazarlama

Pazarlamanın hedefini unutmamak

11 11 2006

Pazarlamanın en önemli p’si nedir biliyor musunuz? Biliyorsunuz tabi ki. Para!

Pazarlamacılar bazen dünyayı daha yaşanılabilir bir yer haline getirmek istediklerini söylerler. Bunun yolunun da pazarlamadan geçtiğini söylerler. Bunu bazen ben de söylerim(Sık sık da söylerim). Ama patronlar, için en önemli şey para kazanmaktır. Dünyanın daha iyi bir hale getirilmesi onların pek de umurunda değildir. Ben pazarlamacı değil de patron olsaydım benim için de en önemli şey para kazanmak mı olacaktı? Peki bir pazarlamacı, bir patron gibi düşünemez mi? Düşünür. Şimdi düşünüyorum. Gerçekten de ipod’un üretim amacı, daha yüksek fiyata, daha çok kişi tarafından, daha çok satın alınmasıdır. Temel ve nihai amaç budur. Daha çok kişiye, daha çok sayıda, daha pahallı ipod’lar satmak! Tüm sistemleri bunun için çalışıyor. Yarın yeni bir ipod daha çıkaracaklar ve siz bir önceki modeli çekmecenize atacaksınız!

Hedefiniz, kampanya yapmak veya reklam hazırlamak değildir. Hedefiniz satış yapmaktır. Kampanya veya reklam bu hedefe ilerlemeniz için kullandığınız araçlardan biridir. İşte her şey bu. Bir pazarlamacı olarak benim görevim, şirketime uzun yıllar boyunca daha çok para kazandırmak olmalı. Bu gerçekçi yaklaşım, beni daha çok heyecanlandırıyor. Tabi ki, temel amaç eskiden de para kazandırmaktı ama araç ve amaç karmaşası vardı biraz! Şimdi dengeler yerine oturdu.

Şimdi, bir kısmınız ama müşterinin mutluluğu nerede kaldı? Herşey para mı? Ama hayatı güzelleştirmek v.s. diyebilirsiniz. Bunlar zaten olacak. Bunlar olmadan, müşterilerim mutlu olmadan ben daha çok müşterinin, daha çok ürün almasını zaten sağlayamam ki! Yakaladığımı düşündüğüm şey, uzun süredir pazarlama departmanımın şirketime ne kattığını kısacık bir kaç cümle ile açıklamaktı ve ben o cümleleri yakaladım. Nereden mi?

Sergio Zyman, (Coca Cola’nın efsanevi pazarlama müdürü), yine çok sevdiğim başka bir pazarlamacıya, Tom Peters‘a fena halde kızıyor ve parlak yenilikçi safsatalarınızın canı cehenneme diyor. Yenilik diye bir şey çıkardınız, para kazanmayı unuttunuz! Şimdi ve hemen para kazanın! Yarın ya da yıllar sonra değil. Tam şimdi. Nakite dönüştürün fikirlerinizi ve büyüyün. Piyasayı ne kadar çabuk kaplarsanız (bknz. Coca Cola, P&G ) o kadar çabuk büyürsünüz. Sergio’ya bu noktada katılıyorum. (Bunu en iyi Google yapıyor- büyü babam büyü!) Her yazdığı kitabında, “Bir önce yazdığım kitabın vadesi dolmuştur” diyen, Tom Peters’ı bir kenara atmış değilim ama Sergio, pazarlamanın pek hoşlanılmayan gerçek yüzünü gösteriyor. Tom Peters ise sizi yukarılara uçuruyor. Çarpışmalarını seviyorum çünkü ortaya yeni fikirler çıkıyor. Hem uçuyor, hem de ayaklarınız yere basıyor. Mutlak ve tek bir doğru yoktur değil mi!

Sergio Zyman’a göre pazarlamanın görevi : “Daha çok insanın, daha çok ürünü, daha sık ve daha yüksek fiyatlara satın almasını sağlamaktır.”

Pazarlamacı olarak, birşeylere kafayı fazla gömüp, hedefimizi unutmamalıyız!

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : Henüz yorum yok
Kategori : Pazarlama

Büyük marka ve zeki marka

7 11 2006

90’lı yılların uluslararası markalarını hatırlıyor musunuz?

Adidas, Coca Cola, Pepsi, Kodak, McDonald’s, Citizen, IBM v.s.Artık bu şirketler dev yükselişlerini sürdüremiyorlar. Çok kazanamıyorlar. Büyük olmak yetmiyor. Arkadan gelen bir Google, bir kaç yıl içinde dev şirketler kadar ciro yapıyor, [e-bay kar olarak Mcdonalds’ı bile geride bıraktı. Ve kullanıcıları, e-bay’e hayran-aşık-evangelist. Üstelik e-bay dünya için çok önemli bir iş yapıyor. İnsanları eski eşyaları yeniden kullanmaya teşvik ediyor. Slogan yok, ünlü kullanmıyor, binlerce reklam vermiyor-1]. Çünkü zeki bir marka!

Başka Zeki markalar var mı? Apple, IKEA, Amazon, Virgin, Muji, Starbucks, Türkiyeden T-box, boyner. Bunlar “ilginç” markalar. Devrimci markalar ve alternatif oldukları halde, değişime her zaman evet diyorlar ve yeniliyorlar kendilerini. Kawasaki’nin bir devrim çarkı vardır. Bu şirketlerde bu çark hiç durmuyor.

Müşterilerimiz, gittikçe daha zeki oluyor. 20 yıl öncesine göre üniversite mezunu sayısı kat be kat fazla. Tüketici çok zeki ve ucuz numaraları ve sıradanlığı hiç yutmuyor. Zeki olamazsanız kaybetmeye mahkumsunuz. Marka fikirleri önemlidir. Zekice olmalıdır. Reklam fikirleri artık sanıldığı kadar önemli değil, eğer zekice kurgulanmış bir markanız yoksa, reklamlar boşa harcanan para halini alıyor. Bu açıdan da reklamcılığın sonu mu geliyor diye sormak lazım.( Başka bir yazıda sormak lazım )

Basit bir örnek : ipod reklamına hiç rastladınız mı televizyonda. Peki niye herkesin elinde bir ipod var. Çünkü bu isim insanları heyecanlandırıyor ve salgın halini alıyor. İnsanları aptallaştıran pazarlama faaliyetleri devri sona erdi. Artık marka zekice kurgulanmış ve heyecan uyandırıcı olmalı. Zeki insanlar zamanındayız ve yaratıcılık açısından olağanüstü bir dönemdeyiz. Bunu değerlendiren yeni markalar sevilecek ve kazanacak.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : 1 yorum var
Kategori : Yeni Trendler, Marka, Pazarlama

Sponsor

     

Yeni Yazılar

  • Ev konseptinin önlenemez yükselişi
  • Balıkçı ile yaşlı iş adamının öyküsü
  • Y kuşağı ve İnsan Kaynakları
  • İş hayatında başarılı olmanın yolları
  • Sıkılan erkekler satışları nasıl yükseltir?
  • Mutluluk ve sen
  • Yeni İnsan Kaynakları veya İ.K. 2.0.
  • Pazarlama ve Karnaval
  • Kariyer sitelerinden yapılan hatalı başvurular
  • Ürün geliştirme ve hizmet geliştirme?
  • Sunum hazırlarken nelere dikkat etmeli?
  • Büyük fikir nasıl bulunur? The Big Idea
  • Gelişen teknoloji ve yeni iş fırsatları
  • Tersine akıl hocalığı ve genç çalışanlar
  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi

Son Yorumlar

  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi yazısı için HAKAN DEMİR tarafından yapılan yorum
  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi yazısı için K.Can tarafından yapılan yorum
  • Pazarlamacı olmak ya da olmamak yazısı için ECEM ÇOBANOĞLU tarafından yapılan yorum
  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi yazısı için Umut tarafından yapılan yorum
  • Sıkılan erkekler satışları nasıl yükseltir? yazısı için Bahadir Kotan tarafından yapılan yorum
  • İş hayatında başarılı olmanın yolları yazısı için akasya billur tarafından yapılan yorum
  • Balıkçı ile yaşlı iş adamının öyküsü yazısı için Ergün Özyurt tarafından yapılan yorum
  • Pazarlamacı olmak ya da olmamak yazısı için orçun(kitapcı) tarafından yapılan yorum
  • İş hayatında başarılı olmanın yolları yazısı için aylin tarafından yapılan yorum
  • Ürün geliştirme ve hizmet geliştirme? yazısı için mustafa tarafından yapılan yorum

Kategoriler

  • Başarı
  • Blog
  • Eğitim
  • Farkındalık
  • İnovasyon
  • İnsan Kaynakları
  • İnteraktif Pazarlama
  • internet
  • Kişisel Gelişim
  • Kitap
  • Marka
  • Mobil Pazarlama
  • Niş Pazarlama
  • Pazarlama
  • Pazarlama İletişimi
  • Sunum
  • Tasarım
  • Womm
  • Yeni İş Fikirleri
  • Yeni Trendler

Arşiv

  • Mayıs 2008
  • Nisan 2008
  • Mart 2008
  • Şubat 2008
  • Ocak 2008
  • Aralık 2007
  • Kasım 2007
  • Eylül 2007
  • Temmuz 2007
  • Haziran 2007
  • Mayıs 2007
  • Nisan 2007
  • Mart 2007
  • Şubat 2007
  • Aralık 2006
  • Kasım 2006
  • Ekim 2006
  • Eylül 2006

Popüler Yazılar

  • Yeni İnsan Kaynakları veya İ.K. 2.0.
  • Gerçekten de her şey bitti mi?
  • Bir fincan kahve ile tatile çıkılır mı?
  • EcoHanger, yeni fikirler ve pazarlama
  • Büyük marka ve zeki marka
  • Pazarlamada karar süreci ve digg sistemi
  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi
  • Sıkılan erkekler satışları nasıl yükseltir?
  • Mutluluk ve sen
  • İnovasyon, pazarlama, Xerox ve Apple

Meta

  • Giriş
  • Yazılar RSS
  • Yorumlar RSS

Stat


| Kullanım Koşulları | Gizlilik Bildirimi | Design | Wordpress