• Ana Sayfa
  • Hakkımda
  • Abonelik
  • Kitaplık
  • Bağlantılar
  • İletişim

Gerçekten de her şey bitti mi?

13 12 2006

Başarılı olmaya koşullanmış bir hayat… Koşan insanlar… Her zaman, her yerde, en önde olma telaşı… İkinci olmaya bile dayanamamak… Karşılaştırıldığın insanlar… Rekabet, kıskançlık, öfke, hırs… Küçük oyunlar, büyük gibi görünen insanlar, küçük yürekler… Yorulmak, durmak, nefes alamamak… Boğulmaya başlamak, öfkelenmek, daha çok öfkelenmek… Bunu hak etmediğini düşünmek, yüzünü kapıya doğru dönmek…

Kapıyı çarpıp çıkmak!

Gerçekten de her şey bitti mi?

Sana söylüyorum tüm bunları. Evet, sen. Şu anda bu yazıyı okuyan kişiye, yani sana sesleniyorum. Ekrana bakmanın ötesine geçmeni istiyorum. Bakmak ve görmek arasındaki farkı geçmeni ve artık bakıyor değil, görüyor olmanı, okuyor değil, yaşıyor olmanı istiyorum. Şimdi ilk önce doğru düzgün nefes almaya başla. Bu yazının biraz sonra, yazılacak olan kısmını okumadan önce 3 kere derin derin nefes al. Biraz oksijene ihtiyacın olacak. Gözlerini biraz daha aç. Artık görmeye başlamanın zamanı geldi.

Sen başarmak için her şeyi yapıyorsun. Kendince ve elinden geldiğince. Başarıya odaklandığını biliyorum. Buraya kadar geldiysen bu senin için önemli olmalı. Başarı olarak algılama sadece bunu. Bu senin için önemli olmalı derken, senin de çok önemli olduğunu düşünüyorum. Sen gerçekten de önemli bir insansın. Sen bu dünyayı değiştirebilecek gücü taşıyorsun. Bunun farkındasın veya farkında değilsin ama bu güç sende var. Bu güne kadar ortaya çıkartmaya çalıştığın şey işte tam da bu. Sen, her yerde en önemli kişi olmak istedin. Tüm dikkatler üzerinde olsun, herkes yüzünü sana dönsün, sen konuşurken, herkes pür dikkat ve ses çıkarmadan seni dinlesin istedin. Konuşmaya o kadar hakim olmalıydın ki bazen sessizlik bile yaratabilmeliydin, ve o sırada herkes nefesini tutmuş senin konuşmanı bekliyor olmalıydı. Bazen söyleyemediğin şeyler vardı, içinde bir yerlerde kalan, bazen yapamadığın şeyler vardı, keşkelerle tekrarlayıp durduğun. Bazen demekten vazgeç. Keşke demekten de. Pişmanlık duymak mı, boşver gitsin.

Zaman geçiyor. Yazıyı okumaya başladığından beri kaç dakika geçti? Muhtemelen bilmiyorsun. Bilgisayarının ekranındaki saate bak ve lütfen bu saati bir yere not al. Saat kaç? Sonra tekrar konuşacağız bunun üzerinde. Aslında sana söylemek istediğim ne çok şey var. Ama biliyorum, senin de zamanın kısıtlı ve çok çok uzun bir yazı seni sıkabilir. Zamanı iyi kullanmalı. Depolanmıyor veya satılmıyor şu anda. Zamanını nasıl kullandın bu güne kadar? Başarmak için tüm gücünü ortaya koydun mu acaba? Bazen, gücünün yarısını bile kullanmadın değil mi? Bazen ise yorgun argın döndün eve. Omuzların ağrıyordu ama yine de çalışmaya devam ediyordun saatlerce. Kitaplar… İş kitapları hayatına girdiğinden beri ne değişti? Her iş kitabı sana farklı bir özgüven sunuyor. Her iş kitabı farklı bir birikim. Bazıları ise bomboş geldi, yarısında bıraktın kitabı. Bazılarını baş ucu kitabı yaptın…

Adının duyulmasını, bir şeylere yön vermeyi, senden gururla söz edilmesini istedin. Çalıştın, didindin, okudun, uykusuz kaldın, yüzünden gülümsemeni eksik etmedin.

Ne güzel, başarı merdivenlerini de hızla tırmanmaya başlamıştın kendince. Evet, işte o ilk başarı kıvılcımları seni yakmaya başladığı anda, ilk o anda hissettin aslında aradığının ne olduğunu. Bu ünlü-tanınır-bilinir olmanın çok daha ötesindeydi. Akşam iş çıkışı, başın dik, kulağında hareketli bir müzik, koşar adımlarla merdivenlerden inerken, tüm dünya seni seyrediyordu sanki. İçinde adı başarı olan bir ateş yanıyordu. Gözlerinden alevler çıkıyordu. Projeler uyum içinde, zihninin bir hareketiyle tamamlanıyor, ikinci bir proje kafanda şekillenmeye başlıyordu zaten. Yüzünden gülümseme eksik olmuyordu. Belki de herkes yüzüne imrenerek bakıyordu.

İleriye doğru gideceğini biliyordun, her şey iyi gidiyordu ve birden bir şey oldu. Bir şeyler ters gitmeye başladı. Artık eve daha yavaş adımlarla mı gidiyorsun?

Çocukken neler hayal ederdin? Ne olmayı isterdin? Hayalinin neresindesin kim bilir. Oysa çocukken olmayı hayal ettiğin şeyi olamadıysan, burada 6 yaşındaki bir çocuğun isteği çok mu önemlidir? Bu neden sana hayal kırıklığı yaşatsın ki! Boşver çocukluğunu, istediğin bölümü kazanamadın diye hayatının geri kalanı berbat mı geçecek? Boşver, geçen için yapabileceğin bir şey yok. Şimdi saatine bir daha bak. Geçen dakikaları geri getirebilir misin?

Biliyorum, bazen çok kızdırıyorlar seni. Her şeyi en iyi şekilde hazırladığın halde, müdürün, şirketin, iş dünyası seni anlamıyor. Coşku içinde önlerine bıraktığın bir dosya, bir kaç kez karıştırılıp ,sana iade ediliyor. Belki yıkılıyor, belki daha da hırslanıp, daha iyisini yapmaya çalışıyordun.

Bir gün, sigortaların atıyor. Bir istifa mektubu yazıyor ve yöneticinin önüne koyuyorsun. Yılların, projelerin, emeklerin, geç saate yatmaların, hepsi ama hepsi boşa gidiyor. Elinde bir hiç var.

Bir daha soruyorum. Gerçekten de her şey bitti mi?

Birkaç saniye düşün. Dünyanın 6 milyar yıllık yaşını düşün. Kaç kere bitip, yeniden başladığını düşün. Dinazorları, mısır piramitlerini yapan firavunları, tufanları, kaybolan Babil kulesini, dünya savaşında yıkılan, yakılan Japonya’yı düşün. Hepsinin yerini yeni bir şey doldurmadı mı? Peki, sen gidersen, senin yerinin de dolmayacağını mı sanıyorsun. Çok kısa sürede dolacak ve unutulacaksın.

O yüzden, işini seviyorsan, iş yerini sevmiyor bile olsan, o işte başarıyı yakalamayı düşünmelisin. Başarı tek bir koşulla gelebilir sadece. Bu da istemektir. İstemediğin sürece başarı yanına bile uğramayacaktır. Ne yapıyorsan yap, en iyisini sen yap!

Mutlaka, yaşadığın durumu değiştirmek için yapabileceğin bir şeyler vardır. İmkansız diye bir şey yoktur. Varsa bile, imkansızı da başarmayı deneyebilirsin. Bu senin hayatın. Bir kere dünyaya geliyorsun ve artık bunu değerlendirme zamanın geldi. Değerlendirme derken, bundan sonra yaşadığın her anı daha değerli kılmayı başarmandan söz ediyorum. Hayatını değerli kıldıkça, sen de kendini değerli hissetmeye başlayacaksın.

Gerçekten de her şey bitti mi?

Eğer, hala gözlerin görüyor, hala nefes alıyorsan, daha her şey bitmemiş demektir. Eğer bu kadar birikimin varsa, eğer kendini geliştirmeye çalıştıysan, belki de her şey yeni başlıyordur. Genel olarak düşünme. Sen özel bir insansın. Sen diğerlerine göre daha farklısın. Sen ayrı bir kişiliksin ve aynı zamanda ayrı bir dünyasın. Dünyanı korumak için ise çok çalışman gerekecek ve bir gün sen de biliyorsun ki başaracaksın.

Şimdi tekrar saatine bak. Kaç dakika geçip gitti? Biten bu dakikalar geri gelmeyecek. Biten günler, biten aylar, biten yıllar geri gelmeyecek. Her dakika ömrün kısalıyor. O yüzden artık bir şeyler yapmaya başlamalısın. Geçip giden insanlar geri gelmeyecek. Şimdi, önünde uzanıp giden yola bakman ve nereye yürüyeceğine karar vermen gerekiyor. Gerçekten ne yapmak istiyorsun? Bundan sonra sadece buna odaklan. Bu yazıyı okuduğuna göre, artık zaman kaybetmemen gerekiyor. Artık zaman kazanmalısın. İstemek ve başarmak, işte hepsi bu.

Gerçekten de her şey yeni başlıyor değil mi?

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (10 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : 1 yorum var
Kategori : Kişisel Gelişim

Pazarlamanın devrimsel akışı

10 12 2006

Dünya sürekli olarak kendi etrafında ve güneşin etrafında dönüyor. Eğer bu döngü bir gün durursa hayat sona erecek. Ne ışık, ne de yaşam kalacak.

Dün ne yaptım? Planlarım nelerdi ve neler gerçekleşti? Hangi projeler yolda? Arkasından gelen projeler neler? Bugün yaptığım dünden daha ileride ve yarın yapacaklarımdan daha geride değil ise çark bozulmuş demektir. Hayatın çarkı belki de. Ama pazarlamaya dönelim yüzümüzü.

Guy Kawasaki “Pazarlamanın devrim çarkı”ndan bahseder sık sık. Peki bu devrimin çarkı nasıl döner? Bu çarkın dış halkaları vardır. Bunlar 6 tanedir.

“İnan, düşün, üret, çalış, uygula, kontrol et”

Çark “inan” ile başlar. Başlamadan önce onu yapabileceğine inan. İkincisi “Düşün”dür. Yapacağın şey hakkında düşün. Düşünmeden bir şeye başlayabilir misiniz? Üçüncü sırada, “üret” vardır. Düşündükten sonra, düşüncelerini üretime geçir. Üretim sonucu elinde bir şey olmalıdır. Üretimden sonra, “çalış” gelir. İnandın, düşündün, ürettin! Şimdi çalışma zamanı, çalışmaz isen ürettiğin şey öylece kalacak. Çalıştın, artık somut bir şey çıktı ortaya. Şimdi bunu uygulamak gerekir. Genellikle tam bu noktada yapılan şey müşteri ile karşılaşmış olur. Kritik bir noktadır, ne kadar projene güvenirsen güven, en çok heyecanlandığın an bu andır! Ya müşteri benim düşündüğümü düşünmezse! Son aşama ise kontrol et idir. Çoğu kurumda eksik bırakılan, yapılamayan bir uygulamadır “Kontol et”. Nasılsa sorun yok, satılıyor, niye kontrol edeyim ki! En azından niye satıldığını görmüş olursun! Eğer kontrol etmez iseniz, yaptıklarınız, günlerinizi, gecelerinizi, aylarınızı feda edip yaptıklarınız çöpe gider. Kontol edilmeyen bir proje sönmeye mahkumdur. Kontrol çok sayıda geri bildirimi incelemeyi de içerir.

Ama ne demiştim. Pazarlamanın devrim çarkı! Bu çark hiç durmamalı. Bir pazarlamacı hep yeniden başa dönüp, inan ile başlayıp, kontrol et ile sona eren süreci yaşamalı. Durursa, işi bitmiş demektir. Şirketinizde hayat bitmiş demektir.

Bugün ilk işiniz ne olacak? Yeniden yaptığınız işe inanmak. Geçen haftadan daha çok inanmak. Çark dönmeli, devrim çarkı durduğu zaman, inancınız bitmiş demektir. Hemen ilk maddeye dönün. Pazarlamanın devrimsel akışına katılın.

“İnanın, düşünün, üretin, çalışın, uygulayın, kontrol edin” ve yine bu cümlenin başına dönün.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : Henüz yorum yok
Kategori : Yeni İş Fikirleri, Pazarlama

Sponsor

     

Yeni Yazılar

  • Ev konseptinin önlenemez yükselişi
  • Balıkçı ile yaşlı iş adamının öyküsü
  • Y kuşağı ve İnsan Kaynakları
  • İş hayatında başarılı olmanın yolları
  • Sıkılan erkekler satışları nasıl yükseltir?
  • Mutluluk ve sen
  • Yeni İnsan Kaynakları veya İ.K. 2.0.
  • Pazarlama ve Karnaval
  • Kariyer sitelerinden yapılan hatalı başvurular
  • Ürün geliştirme ve hizmet geliştirme?
  • Sunum hazırlarken nelere dikkat etmeli?
  • Büyük fikir nasıl bulunur? The Big Idea
  • Gelişen teknoloji ve yeni iş fırsatları
  • Tersine akıl hocalığı ve genç çalışanlar
  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi

Son Yorumlar

  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi yazısı için HAKAN DEMİR tarafından yapılan yorum
  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi yazısı için K.Can tarafından yapılan yorum
  • Pazarlamacı olmak ya da olmamak yazısı için ECEM ÇOBANOĞLU tarafından yapılan yorum
  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi yazısı için Umut tarafından yapılan yorum
  • Sıkılan erkekler satışları nasıl yükseltir? yazısı için Bahadir Kotan tarafından yapılan yorum
  • İş hayatında başarılı olmanın yolları yazısı için akasya billur tarafından yapılan yorum
  • Balıkçı ile yaşlı iş adamının öyküsü yazısı için Ergün Özyurt tarafından yapılan yorum
  • Pazarlamacı olmak ya da olmamak yazısı için orçun(kitapcı) tarafından yapılan yorum
  • İş hayatında başarılı olmanın yolları yazısı için aylin tarafından yapılan yorum
  • Ürün geliştirme ve hizmet geliştirme? yazısı için mustafa tarafından yapılan yorum

Kategoriler

  • Başarı
  • Blog
  • Eğitim
  • Farkındalık
  • İnovasyon
  • İnsan Kaynakları
  • İnteraktif Pazarlama
  • internet
  • Kişisel Gelişim
  • Kitap
  • Marka
  • Mobil Pazarlama
  • Niş Pazarlama
  • Pazarlama
  • Pazarlama İletişimi
  • Sunum
  • Tasarım
  • Womm
  • Yeni İş Fikirleri
  • Yeni Trendler

Arşiv

  • Mayıs 2008
  • Nisan 2008
  • Mart 2008
  • Şubat 2008
  • Ocak 2008
  • Aralık 2007
  • Kasım 2007
  • Eylül 2007
  • Temmuz 2007
  • Haziran 2007
  • Mayıs 2007
  • Nisan 2007
  • Mart 2007
  • Şubat 2007
  • Aralık 2006
  • Kasım 2006
  • Ekim 2006
  • Eylül 2006

Popüler Yazılar

  • Yeni İnsan Kaynakları veya İ.K. 2.0.
  • Gerçekten de her şey bitti mi?
  • Bir fincan kahve ile tatile çıkılır mı?
  • EcoHanger, yeni fikirler ve pazarlama
  • Büyük marka ve zeki marka
  • Pazarlamada karar süreci ve digg sistemi
  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi
  • Sıkılan erkekler satışları nasıl yükseltir?
  • Mutluluk ve sen
  • İnovasyon, pazarlama, Xerox ve Apple

Meta

  • Giriş
  • Yazılar RSS
  • Yorumlar RSS

Stat


| Kullanım Koşulları | Gizlilik Bildirimi | Design | Wordpress