• Ana Sayfa
  • Hakkımda
  • Abonelik
  • Kitaplık
  • Bağlantılar
  • İletişim

Ürün geliştirme ve hizmet geliştirme?

16 12 2007

Güzel aksesuarlar ve hediyelik ürünler tasarlayan, hatta bu konuda Türkiye’deki en iyi şirketlerden biri olan, minik mağazalara bu ürünlerini, görselliği ön plana alarak sunan bir şirket biliyorum. Bu şirketin ürünlerini beğeniyorum, renkli, eğlenceli yenilikçi tasarımları var. Renkli, kıpır kıpır mağazaları var. Genellikle yeni ve ilginç ne gelmiş diye merak ettiğim için bu mağazanın kapısından içeri giriyorum. Buraya kadar her şey mükemmel.

Yalnız bu şirketin mağazasından ne zaman içeriye girsem “Hoşgeldiniz, nasıl yardımcı olabilirim” diyen bir eleman karşıma dikiliyor. Karşıma dikilmekle kalmıyor, benden bir cevap da bekliyor. Sonuçta burası yüzlerce değişik tasarımın bulunduğu bir mağaza. Mağazaya yeni giren müşteriler, mağazadaki cıvıltıdan etkilenip içeriye giriyorlar. Ve alabilecekleri ilginç bir ürün olup olmadığına bakıyorlar. Eski müşteriler ise yeni ne gelmiş diye mağazaya giriyorlar. Sonuçta, insan bu mağazaya girince, tek bir ürün alacak bile olsa, yine de meraktan tüm mağazayı dolaşmak istiyor.

İşte bu “Hoşgeldiniz, nasıl yardımcı olabilirim” sorusu, hem bu merağı öldürüyor, hem de araştırmacı müşterileri mağazadan dışarı itiyor. “Sadece bakacağım” dediğinizde de kendinizi kötü hissediyorsunuz ve çabucak mağazayı dolaşıp çıkıyorsunuz. Çünkü “Sadece bakan” biri mağazayı boşuna işgal ediyormuş gibi bir duyguya kapılıyor. “Kupalarınıza bakabilir miyim?” dediğinizde, personelle birlikte kupaların yanına gidiyor kupaları beğenmeyince de, mağazadan ayrılıyorsunuz. Personelin bu tavrı, mutlaka satın almak zorundaymış gibi bir algı yaratıyor müşteride. Bu davranışlar aklıma, yıllar önce bir kısım esnafımızın yaptığı “Almayacaksanız, bizi meşgul etmeyin” ya da “Alıcımısınız, bakıcımısınız?” tavrı davranışları getiriyor. Aslında bu mağazada “Sadece bakacağım” müşterilerinin en çok satın almayı yaptıklarını düşünüyorum. Tabi elemanları atlatabilirlerse :)

Oysa böyle yenilikçi ürünler tasarlayan bir firmanın müşteriyi sıkmaması, mağazada rahat bırakması, sadece yardım istediğinde yanında olması gerekiyor. Burada ciddi bir konsept ve hizmet uyuşmazlığı var. Mağazaya girdiğinizde personelin “Hoşgeldiniz” demesi ve müşteri ile birlikte dolaşmaması yeterli aslında. Hatta mümkün olduğunca, müşterilerin ürünleri incelemelerini kolaylaştırmaları ve onları yanlız bırakmak gerekiyor. Ürün geliştirmek için çokça emek harcayan bu şirketin, hizmet yaklaşımını gözden geçirmesi durumunda, satışlarını daha da artıracağını ve daha başarılı olacağını düşünüyorum.

Günümüzde başarılı olmak için, şirketlerin ürün geliştirme kadar hizmet geliştirmeye de önem vermeleri gerekiyor. Yani her şeyiniz(Fiyat, kalite,tasarım, ürün) çok iyi olabilir ama hizmetiniz, konseptinizle uyuşmuyorsa, istediğiniz başarıyı yakalayamazsınız. O yüzden, şirketlerin artık hizmet geliştirmeye de önem vermeleri gerekiyor.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (30 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : 3 yorum var
Kategori : İnovasyon, Farkındalık, Pazarlama, Tasarım

Sunum hazırlarken nelere dikkat etmeli?

9 12 2007

İş dünyasında, sunumlar eskiden tepegözler vasıtasıyla yapılırdı. Fotokopiler halinde hazırlanan sunumlar, tepegözler vasıtasıyla dinleyicilere anlatılırdı. Bol yazılı az grafikli ve çoğunlukla siyahbeyaz sunumlardı bunlar. Yıllar önce, microsoft’un oficce yazılımları ve powerpoint sayesinde sunum teknikleri de değişiklik göstermeye başladı.

Artık Powerpoint sayesinde, sunumlar daha renki, daha kolay hazırlanıyor ve daha rahat sunuluyor. İlk zamanlar bilgisayardan idare edilen sunumlar zamanla sunum kumandaları sayesinde rahatlıkla sunulmaya başlandı. Ama tüm bu gelişmelere rağmen sunum içeriklerinde oluşan bazı hatalar, sunumların hala renksiz geçmesine ve sıkıcı olmasına yol açabiliyor. Şimdi sunum hazırlarken nelere dikkat etmemiz gerektiğine göz atalım.

1- Sunumu sunacak kişinin, mutlaka sunumu kendisinin hazırlaması gerekiyor. Sakın asistanlarınıza hazırlattığınız sunumları insanlara anlatmaya çalışmayın. Bu durum, sunuma olan hakimiyetinizi azaltığı gibi, bazen sonraki sayfalarda gelecek şeyleri bilmediğiniz için, konuya erken girmenizi ve sunum geldiğinde de anlatacak şeyler tükendiği için, “daha önce buna değinmiştik” deyip o slaytı pas geçmenize yol açıyor. Dinleyicileriniz de bu durumda “Madem değinmiştik, o zaman ne demeye gösteriyorsun” diye düşünebilirler. İyi sunum yapmak için, o sunumu mutlaka sizin hazırlamış olmanız gerekiyor

2- Sunumunuzun hedefini belirleyin. Bu sunumu niye yapıyorsunuz ve bu sunumdan ne bekliyorsunuz. Özellikle hedef eksikliğinden dolayı, nereye varacağını bilemeyen çok sunumla karşılaştım, dinlediğim bazı konferanslarda. Ortaya karışık bir sunum yap gitsin mantığı pek işe yaramaz. Sunumunuzun bir hedefi olmalı.

3- Dinleyicilerinizin yapısını ve önyargılarını bilmeniz gerekiyor. Onlar hakkında öğrenebileceğiniz ne varsa öğrenmeye çalışın. Bu onları anlamanızı ve onlarla iletişim kurmanızı kolaylaştıracaktır. Dinlediğim yabancı guruların çoğunluğu sunumlarından önce, sonra veya sunumlarının içinde mutlaka, Kapalışarşının muhteşemliği, İstanbul boğazın güzelliği, Türk insanının sıcak kanlığı gibi aktüel konulardan bahsetmişlerdir. Bu durum, sunum yapan kişinin yabancılığını alır ve dinleyicileriyle yakınlaşmasını, onların önyargısını kırmasını sağlar. Yapılarını bilirseniz, onlarla empati kurabilirsiniz. Empati de iletişimin en önemli kuralıdır.

4- Dinleyicilerinizin beklentisini bilmeniz gerekiyor. Sizden ne bekliyorlar veya ne bilmek istiyorlar. Bunu bilmelisiniz, bunu bilmeden onlara ne anlatacağınızı bilemezsiniz.

5- Konuyu dinleyicilerinizin bakış açısına göre ele almalısınız. Gazete çalışanlarına yaptığınız bir sunumda geleneksel medyanın artık öldüğünü anlatmaya çalışırsanız kimse sizi dinlemeyecek, hatta salondan homurtular çıkacaktır. Ama bir internet haber portalı çalışanlarına bunu sunuğunuzda herkes can kulağıyla sizi dinleyecektir. Yani çoğu zaman dinleyicilerinizin tarafında yer alıyor olmanız gerekiyor. Çoğu guruyu zaten bizim bildiğimiz şeyi anlatarak, kafamızdaki fikirlerin doğru olduğuna bizi inandırdıkları için dinleriz. Bu yüzden, dinleyicilerin, “Demek ki doğru yoldaymışız” lafını yabancı bir gurunun konferansı sonrasında sıkça duymak olasıdır. Bakış açılarını bilemezseniz, sunumunuz yavan kalabilir.

6- Sunumunuzu, sunumun yapılacağı zamanın koşullarına, o sırada konu ile ilgili yükselen trendlere, yaşanan güncel olaylara ve sunumun yapılacağı yere göre biçimlendirin. Mesela bu günlerde web hakkında bir sunum hazırlıyorsanız, mutlaka sosyal networklerden ve facebook’tan bahsetmeniz gerekmektedir. Bir reklamcıysanız Andy Warhol’un o meşhur sözünü (Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak) hatırlatıp Youtube ve türevlerinden bahsedebilirsiniz. Pazarlama ve web sunumlarında 4 sene önce Google, 3 sene önce bloglar, geçen sene Youtube bu sene ise Facebook olmaz ise olmaz konular arasında yer alıyor. Gündemden ve anlattığınız konular hakkındaki gelişmelerden haberdar olun ve sunumunuzu buna göre hazırlayın. Gündemden geride kalmışsanız kimse sizi dinlemeyecek ve sunumunuz boşa gidecektir.

7- Powerpoint’te sunum hazırlama konusunda kendinizi geliştirin. Sade, anlaşılabilir, sıkıcı olmayan sunumlar hazırlayın. Mesela Guy Kawasaki, 10-20-30 diye bir kural geliştirmiştir. Yani teknik olatarak özetlersek sayfa sayısı 10′u, sunum süresi 20 dakikayı geçmemelidir. Sunum içerisinde kullanılan harflerin boyutu 30pt’den küçük yani büyük olmamalıdır. Ben bu kuralı bazen esnetebiliyorum. Sunum 30 dakika olabilir ama daha fazlası değil. Sayfa sayısı da 20 olabilir diyorum ama yine de sayfa sayısı az olsun diye sayfaları çokça yazı ve meteryalle doldurmamalısınız. Sunumda çok birkaç yazı karakterini birden kullanmayın, tavsiye edilen tek yazı karakteridir ve en fazla 2 yazı karakteri kullanmalısınız. Sunumda çok fazla metin kullanmayın. Daha çok resim ve fotoğraf kullanın (ama powerpoint’in clipart’larını kullanmayın) Okunması kolay, Arial, Helvetica, Verdana, Tahoma gibi karakterlerden birini kullanın. Çarpıcı ve kısa cümleler ise dinleyicilerinizin dikkatini açık tutacaktır. Ayrıca klasik powerpoint temaları yerine kendi oluşturduğunuz tema ve backgroundlar kullanının. Bunun için de biraz photoshop tarzı grafik programları kullanmayı öğrenin.

8- Ve en önemlisi, anlattığınız şeyi çok iyi bilin ve anlattığınız şeye önce siz inanın. İnanmadığınız bir şeye asla başkalarını inandıramazsınız. Mesela şirketiniz yeni projesi ile ilgili sizden bir sunum istiyorsa, mutlaka tüm ayrıntıları öğrenin ve tüm soruları önce siz sorun. Dinleyicilerinizin size yöneltiği bir soruyu cevaplayamazsanız veya kaçamak cevap verirseniz sunumunuz orada bitmiş demektir.

Tüm bunları sağladıysanız, artık sunumunuz, sunulmaya hazır demektir. Sunum aşaması ise hazırlık aşamasından daha önemli bir aşamadır. Onu da başka bir yazımızda ele alalım. Sunum hazırlamak, gerçekten önem verilmesi gereken bir konudur, siz hazırladığınız sunuma önem vermezseniz, dinleyicileriniz de size önem vermeyeceklerdir. Sunum hazırlığına önem verdiğinizde ise, onlar da sizin anlattıklarınıza önem vereceklerdir.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (36 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : 4 yorum var
Kategori : Eğitim, Sunum, İnsan Kaynakları, Pazarlama, Tasarım

Büyük fikir nasıl bulunur? The Big Idea

1 12 2007

14 Kasım 2007′de MediaCat tarafından düzenlenen The Big Idea konferansındaydım. Konferansın ana konusu, “Büyük fikir nasıl bulunur” du. Tüm konuşmacılar, bu konu etrafında odaklanan güzel sunumlar yaptılar. Konferanstan aklımda kalanları ve aldığım notların bir kısmını uzun bir yazıyla, buraya yazmak istiyorum.

Konferans, MediaCat yayın yönetmeni Pelin Özkan’ın hoşgeldiniz konuşmasıyla başladı ve Vuslat Doğan Sabancı’nın açılış konuşması ile sürdü. “Lider olduğunuz zaman yapabileceğiniz hatalardan korkuyorsunuz” dedi ve bazen ikinci olmanın avantaj olabileceğini söyledi.

ImageShack

Konferansın temasına biraz ters düşse de ilginç bir şey söyledi Vuslat D. Sabancı.”Sürekli büyük düşünerek, sıradan fikirleri boşa mı saydık” dedi. Aslında büyük düşünürken sıradan fikirler bazen gözden kaçmayabiliyor. Mesela MP3 player sıradan bir fikir. 400 dolarlık bir MP3 player yapacağım ve satacağım deseniz, kimse size inanmaz. Oysa Apple bu sıradan fikri aldı ve IPod olarak 400 dolara sattı. Yani sıradan fikirler de büyük fikre dönüşebiliyor, yeter ki geniş bir bakış açısına sahip olalım.

V.D.Sabancı “Ekmek artık küçük taşların altında” dedi. Artık büyük taşlar sahiplenildi ve küçük taşlara da sıra geldi demek istedi. Benim aklıma gelen ise Niş Pazarlamaydı. Daha niş alanlara yönelmek ve onların altına bakmak gerekiyor. Mesela yeni bir alışveriş merkezi açmak sıradan bir fikir ve büyük taş. Ama sadece peynir satılan 600 m2′lik bir mağaza açmak ve sadece yüzlerce peynir çeşidini satmak küçük taş, yani niş pazarlama daha karlı olabiliyor.

Bazı klasik fikirlerin de büyük fikir olduğunu ve sıradışı fikirler bulacağız diye onları es geçmemek gerektiğini söyledi. “Geleneksel medyanın internete yatırım yapması klasik bir fikir gibi görünüyor değil mi?” dedi. “Ama bana internet liginde geleneksel bir medya şirketi gösteremezsizin. Bağımsız haber siteleri var daha çok.” dedi. Hürriyetin internete daha çok yatırım yapacağını ve global arenada yatırımlarını sürdüreceğini söyledi.”Bazen, sıradan fikirler de büyük başarılar getirebilir. Ama ne olursa olsun, doğru bildiğiniz fikre sıkı sıkı sarılın ve ondan vaz geçmeyin ” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

ImageShack

Sonraki konuşmacılar, Serdar Erener ve Turkcell’in kurucusu Murat Vargı idi. “Vakti gelmiş bir fikirden daha güçlü bir şey yoktur” isimli soru cevaplı sunumları, oldukça etkileyiciydi. Murat Vargı “Biz Turkcell’i bir telefon şirketi veya telefon operatörü olarak tanımlamadık” dedi. “Turkcell, bir iletişim şirketidir” dedi. Turkcell’i kurmasında, vakti zamanında telefon alt yapısının yetersizliğinden dolayı kaçırdığı işlerin de etkisinin olduğunu söyledi. Bir gün Bulgaristandan bir ihale için mal getirmesi gerekiyormuş. Ankaradaki santrali arayarak telefonu bağlatmaya çalışmış. Ama 3 gün boyunca, hatlar boşalmamış ve Bulgaristanı bağlatamamış. İşi kaybetmek üzereymiş ve arabasıyla kalkıp istanbuldan Bulgaristan’a gitmiş, siparişi orada vermiş ve işi böyle halletmiş. O günden bu güne iletişimin ne boyutlara vardığını düşününce bayağı aşama kaydedildiğini gösteriyordu bu örnek.

“Fikri bulmak önemli ama bu fikri zamanında uygulayabilmek daha da önemli.” dedi Murat Vargı. Nokia’nın aslında plastik çizme ve boru ürettiğini ama cep telefonunun geleceğini fark ederek bu işe yöneldiğini ve şu andaki Nokia haline geldiğini anlattı. Turkcell’i kurarken hissedar şirket bulmakta çok zorlandıklarını ama yine de hisse oranını %51 Türk, %49 yabancı şeklinde dengelediklerini, hissedarlarının bile Turkcell’den bu performansı beklemediklerini söyledi.

Gençlere tavsiyeleri ise şuydu : ” İş dünyasında network’ünüz iyi olsun. Mutlaka çeşitli sektörlerdeki insanlarla tanışın, ne kadar çok bağlantınız olursa, sizin için o kadar faydalı olur.”

Sahibi olduğu MV Holding’in şu anda teknolojiye odaklandığını ve Semantik arama yapabilen Hakia arama motoruna yatırım yaptıklarını açıkladı. İlerleyen yıllarda internette oluşacak bilgi istilasından Semantik arama motorlarının daha başarılı çıkacağını söyledi.

Serdar Erener ise “Reklamcılıkta sürü pisikolojisine kapılmanın tehlikeli olduğunu, bazen herkesin yaptığını yapmanın zarar getirebileceğini, Türk toplumunun, yabancılara göre, hala reklamlardan çok etkilendiğini, o yüzden reklamların önemli olduğunu söyledi. “Reklamcınızdan çok fikirlerinize veya fikir üreten yöneticilerinize değer vermeniz daha önemli” dedi.

Sonraki konuşmacı, Karpat Polat ise “Doğru kullanılan büyük fikir ve yaratıcılık, 1 reklamla 10 reklamlık iş yapmaktır” dedi ve bu tarzdaki reklam filmlerinden bazı örnekler verdi.

ImageShack

Joel Saltzman* ise, büyük fikir bulmanın yollarını anlattı. “Beklenmeyeni umut edin!” dedi Saltzman. Bir örnekle bunu şöyle anlattı. “Yeni bir kilit mi yapmak istiyorsunuz. O zaman bildiğiniz iyi bir kilidin özelliklerini bir yere, madde madde yazın. Sonra bu özellikleri tam tersine çevirin veya bozun. Buradaki amacımız şu: Kesin olarak doğru saydığımız bazı şeyler yeni fikirler bulmamızı engeller.” Daha sonra da yeni çıkan bir kilit türünün nasıl başarıya ulaştığını anlattı. Bu kilitte kılasik şifreli kilitlerde yer alan sayı şifresinin yerine harf şifresi kullanılmış. Yani sevdiklerinin isimlerini de verebiliyorlarmış şifre olarak. Böylece bu şifreli kilit, benzerlerinden farklı olmuş. Bu kilit, klasik 4 veya 6 şifrelik kilitlerin, şifresinin sayı olması gerektiği kuralını yıkmış.

“Büyük fikri bulmak için denemekten vazgeçmeyin, çok çabuk vazgeçiyoruz veya yenilgiyi çok çabuk kabul ediyoruz, bu yüzden de büyük fikirleri bulmakta zorlanıyoruz” dedi. Büyük fikirlerin hemen gelmesi gerekiyormuş gibi bir yanılsamaya düştüğümüzü, fazla denemediğimizi ve “Bulamadım, yapamadım, olmadı, olamaz” kelimelerini toplum olarak çok kullandığımızı biliyordum. Demek ki sürekli denemek gerekiyor. Saltzman, bunu bir zar örneği ile gösterdi. “6′yı bulmaya çalışmak zordur ama birkaç denemeden sonra 6 gelir.” Açıkçası, büyük fikirler bulmak için yılmamak gerektiğini, denemeye devam etmek gerektiğini hatta çoğu zaman büyük fikrin, tam da artık her şeyin bittiği ve umutsuzluğa gelindiği o anda ortaya çıktığını anlattı.

“Dene, dene, dene, tekrar dene, dene, bir daha dene, bingo!” Sürecin böyle işlediğini, vaz geçmememiz gerektiğini, yılmadan usanmadan çokça deneme yaparsak, aradığımıza ulaşabildiğimizi söyledi.

Bazen de iyi fikir bulmak için soruyu veya problemi tersine çevirmek gerektiğini anlattı. Bunu bir örnekle açıklamak istiyorum. Mesala iyi bir araba yapmak istiyorsunuz. Soru “İyi bir araba nasıl olur?” Şüphesiz bu soruya verilecek yüzlerce cevap var belki de ama soruyu tersine çevirdiğinizde yani “Kötü bir araba nasıl olur?” dediğinizde, cevaplar daha da azalacaktır. Muhtemelen, şu anda piyasada olan arabaların en kötü ve çözümlenemeyen özellikleri ortaya çıkacak ve size yeni bir araba için ilham verecek. Kötü bir araba nasıl olur? 1- Uzun yolculuklarda insanı yorar. 2- Karda tekerleri kayar. 3- Kaza anında kişiyi korumaz, 4- Koltuk kumaşı çabuk kirlenir ve yıpranır, 4- İçi sıkışık olur… Cevaplar aslında iyi arabada olması gereken özellikleri gösteriyor. Mesela bu cevaplara istinaden, karda kaymayan bir araba yapabilirseniz, büyük bir fikir bulabilirsiniz. Saltzman son olarak “Her zaman sorunları bulmayın, daha çok çözümleri bulun” dedi. Joel Saltzman gerçekten ilham verici bir konuşmacı. Yukarıda anlattıklarım fikirlerinin aklımda kalan kısmıydı. Daha çok bilgi sahibi olmak istiyorsanız kitabını mutlaka okuyun.

ImageShack

Bir diğer konuşmacı, reklam dünyasının ünlü ismi MARKA’dan Hulusi Derici’ydi. Hulusi Derici sunumunda, “Büyük fikirler, basit fikirlerdir” dedi ve şunlara değindi: Basit derken, ucuz ve kalitesizi değil, sade ve anlaşılabilir olmasını kastediyorum. Atasözlerimizin çok basit, bu yüzden hem öğretici hem de akılda kalıcılar. Şirketlerin karmaşık ve büyük vizyonlarının bu yüzden anlaşılmıyorı, çünkü çok karmaşıklar ve personel sadece vizyona uzaktan bakıyor.” Ayrıca, çoğu yöneticinin karmaşıklığa hayran olduğunu, kalın kalın raporların değer gördüğünü, oysa bunları kimsenin okumadığını, tek sayfalık bir raporun pek ciddiye alınmadığını anlattı. “Sanıldığının aksine, basit olmak hiç de kolay değil, tam tersine basit olmak çok zor. ”

Hulusi Derici, bazen marka reklamları ile kategori reklamlarının birbirine karıştığını güzel bir örnekle anlattı. Mesela kahve bir kategori, Cafe DelMondo ise bir kahve markası. Oysa ödül alan bu reklam, satış artırıcı değil. Çünkü, ayırdedici bir şeyi anlatmıyor. Zaten tüm kahveler uyku açar. Reklam güzel ama markayı hatırlatmıyor. Reklam yaparken buna dikkat etmek gerektiğini söyledi.

Konferanstan erken ayrılmam gerektiğinden ve konferans biraz da geç başladığından son 2 konuşmacıyı dinleme fırsatım olmadı. Büyük fikirlerin raslantısal olmadığı, çalışarak ve deneyerek ancak büyük fikirlere ulaşılabileceği, büyük fikirlerin birden gelen ilhamlar olarak algılanmaması gerektiği bence koferansın ana fikri gibiydi. Büyük fikirler sizin iş hayatınızda da önem taşıyorsa, konferansta gördüğüm şu kitabı ve şu kitabı mutlaka alıp okumanızı ve hatta başucu kitabınız yapmanızı tavsiye ederim.

İyi düzenlenmiş, konuşmacıları oldukça özenle seçilmiş, ana temasına uygun sunumların olduğu, güzel bir konferanstı. Düzenleyen ve emek veren herkesi tebrik ederim.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (17 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : 4 yorum var
Kategori : Farkındalık, Yeni İş Fikirleri, Pazarlama İletişimi, Başarı, Kitap

Sponsor

     

Yeni Yazılar

  • Ev konseptinin önlenemez yükselişi
  • Balıkçı ile yaşlı iş adamının öyküsü
  • Y kuşağı ve İnsan Kaynakları
  • İş hayatında başarılı olmanın yolları
  • Sıkılan erkekler satışları nasıl yükseltir?
  • Mutluluk ve sen
  • Yeni İnsan Kaynakları veya İ.K. 2.0.
  • Pazarlama ve Karnaval
  • Kariyer sitelerinden yapılan hatalı başvurular
  • Ürün geliştirme ve hizmet geliştirme?
  • Sunum hazırlarken nelere dikkat etmeli?
  • Büyük fikir nasıl bulunur? The Big Idea
  • Gelişen teknoloji ve yeni iş fırsatları
  • Tersine akıl hocalığı ve genç çalışanlar
  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi

Son Yorumlar

  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi yazısı için HAKAN DEMİR tarafından yapılan yorum
  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi yazısı için K.Can tarafından yapılan yorum
  • Pazarlamacı olmak ya da olmamak yazısı için ECEM ÇOBANOĞLU tarafından yapılan yorum
  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi yazısı için Umut tarafından yapılan yorum
  • Sıkılan erkekler satışları nasıl yükseltir? yazısı için Bahadir Kotan tarafından yapılan yorum
  • İş hayatında başarılı olmanın yolları yazısı için akasya billur tarafından yapılan yorum
  • Balıkçı ile yaşlı iş adamının öyküsü yazısı için Ergün Özyurt tarafından yapılan yorum
  • Pazarlamacı olmak ya da olmamak yazısı için orçun(kitapcı) tarafından yapılan yorum
  • İş hayatında başarılı olmanın yolları yazısı için aylin tarafından yapılan yorum
  • Ürün geliştirme ve hizmet geliştirme? yazısı için mustafa tarafından yapılan yorum

Kategoriler

  • Başarı
  • Blog
  • Eğitim
  • Farkındalık
  • İnovasyon
  • İnsan Kaynakları
  • İnteraktif Pazarlama
  • internet
  • Kişisel Gelişim
  • Kitap
  • Marka
  • Mobil Pazarlama
  • Niş Pazarlama
  • Pazarlama
  • Pazarlama İletişimi
  • Sunum
  • Tasarım
  • Womm
  • Yeni İş Fikirleri
  • Yeni Trendler

Arşiv

  • Mayıs 2008
  • Nisan 2008
  • Mart 2008
  • Şubat 2008
  • Ocak 2008
  • Aralık 2007
  • Kasım 2007
  • Eylül 2007
  • Temmuz 2007
  • Haziran 2007
  • Mayıs 2007
  • Nisan 2007
  • Mart 2007
  • Şubat 2007
  • Aralık 2006
  • Kasım 2006
  • Ekim 2006
  • Eylül 2006

Popüler Yazılar

  • Yeni İnsan Kaynakları veya İ.K. 2.0.
  • Gerçekten de her şey bitti mi?
  • Bir fincan kahve ile tatile çıkılır mı?
  • EcoHanger, yeni fikirler ve pazarlama
  • Büyük marka ve zeki marka
  • Pazarlamada karar süreci ve digg sistemi
  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi
  • Sıkılan erkekler satışları nasıl yükseltir?
  • Mutluluk ve sen
  • İnovasyon, pazarlama, Xerox ve Apple

Meta

  • Giriş
  • Yazılar RSS
  • Yorumlar RSS

Stat


| Kullanım Koşulları | Gizlilik Bildirimi | Design | Wordpress