Gördüğünüz dünya, çoğu zaman sizin bakışınızla eşdeğerdir. Bir şeyleri kaybedeceğinizi düşünerek bir işe başlıyorsanız, bir şeyleri kaybedersiniz. Bir şeyleri kazanacağınızı düşünerek bir işe başlıyorsanız, kazanırsınız.
Hayatımızda hep eksikliklere odaklanırız. “Aslında ofisim, caddeye bakan odada olmalıydı” deriz. Eksiklikler, daha fazla eksiklik getirir. Klasik hikaye. Bardak dolu mu boş mu?
Şirketlerini batırmış 3 kişinin yeni bir şirket kurup kazanma olasılığı daha başından sıfır oluyor. Önyargılar, başarıyı engelliyor. Aynı şekilde şirketlerini yükseltmiş 3 kişinin yeni bir şirket kurup batma olasılığı da sıfır oluyor.
“Yapamazsın, edemezsin, olmaz, biz 10 yılda bile yapamadık” sözlerini hep duyarsın.Oysa onlar öyle gördüklerinden öyle olur. Genelllikle şirkete yıllar sonra dışarıdan katılmış bir çalışan, eski çalışanlara göre daha başarılı olur. Bunun nedeni henüz şirket hakkında önyargılarının olmamasıdır. Böylece şirket de ona karşı önyargılı olamaz. Hayata bakışı ve hayatın bakışı gibi.
En zor ve en iyi soruları çocuklar sorar, çünkü onların önyargıları yoktur.
“Maz, ekli cümleler kullanan insanlar (ol-maz!) , siz o “maz”ları gerçekleştirdiğinizde sessizce köşelerinden sizi izlerler. Hala başınıza yaptıklarınızdan dolayı bir şeylerin geleceğini sanırlar. Oysa gelen onların başına gelecektir.
Cesur olun ve hayata iyimser bakın. Çünkü, hayat size, hep sizin gözlerinizle bakıyor.
Kategorilenmemiş
İnsan kaynakları ve pazarlama pek bir araya gelmezler. Sanki biri satışa, biri insana odaklanmıştır. Oysa daha önce bir kaç kez belirtiğim gibi İ.K. ve Pazarlama aslında birbirine çok yakın.
Geçenlerde elime geçen Kobi Doktoru isimli dergide “İK’da yeni bir trend gündemde. Şirketler pazarlama ve işe alım süreçlerini birleştiriyor…” diye başlıyordu yazı. Devamında ise ilginç bir işe alma öyküsü yatıyordu.
Kaliforniya, Aliso Viejo merkezli video oyunları şirketi Red 5 Studios‘da yaşananlar da aynen böyle oldu. Şirketin hem kurucusu hem de Ceo’su olan Mark Kern‘in başı geleneksel işe alım teknikleriyle fena halde dertteydi. Çünkü, girişimci mazisi olan şirketi oldukça uzun bir zamandır atalet içindeydi ve piyasaya yeni oyun sunmamışlardı. ..
Kern, böylece bir işveren markası oluşturmaya karar verdi. Önce oyun endüstrisinde en fazla işe alınmak istenen 100 çalışanın portresini çkardı. Daha sonra onların hepsine özel paketlenmiş birer mektup gönderdi. Paketi ise Rusların Matruşkaları gibi, büyükten küçüğe doğru iç içe yerleştirilmiş kutucuklardan oluşturdu. En sonuncu kutucuğun içinde ise bir iPod shuffle vardı. Kern, bu iPod2un içine Red 5′e iş başvurusu yapmanın, neden kendileri için çok önemli olabileceğini açıklayan bir kişisel bir mesaj kaydetmişti. Mesajında “Bizler şu anda Red 5′te, kendilerini internet üzerinden yeni türden eğlenceler yaratmaya adamış inanılmaz yetenekleri olan insanları bir araya getirmeye çalışıyoruz” demişti.
iPod’ların üzerine ise özel bir kabartma yöntemi kullanarak, şık birer kod kazımıştı. İş başvurusunda bulunmak isteyen adaylar, bu kodu kullanarak, Red 5′in web sitesinde kendileri için ayrılmış özel bir bölüme girecekler ve burada Red 5′in stratejik planını okuyabileceklerdi. Mektup gönderilenlerden yüzde 90′ından fazlası bu teklife cevap verdi. Daha da büyük faydası ise bu tarz bir yaklaşımın programcılar dünyasını da aşarak blog dünyasında da olduça yankı bulması ve nihayetinde The Wall Street‘te haber olmasıyd.
Şirketin Ceo’su Kern, bu kampanyaya, 50 bin dolar harcamıştı. Peki ya karşılığı? Kern bu kampanyanın marifeti sayesinde işe aldığı 21 kişiden 16’sının şirketin bel kemiği olacağını düşünüyor.
Bu işe alma öyküsü bu güne kadar duyduğum işe alım tekniklerine göre oldukça farklıydı. İşe alma sürecini pazarlama ile birleştirmek, yoğun yaratıcılık gerektiren bir işe en doğru elemanların seçilmesini sağlamıştı. Sonuç şüphesiz çok ilgi çekici. Benzer bir uygulamayı Türkiye’de Youth Republic yapmıştı. Aynı ajans bu günlerde de birilerini arıyor. İşin ilginç yanı yaratıcılık bu sefer ajanstan değil, ajansın ilanına başvuran birinden gelmiş. Farklı işe alma ve işe başvurma teknikleri gerçekten hem şirket hem de başvuran açısından fark yaratıyor. Sonuçlarının da başarılı olduğunu düşünüyorum.
Ne kadar satış ve pazarlamaya önem verilirse verilsin, İnsan unsuruna önem verilmezse, bu satış veya pazarlamayı yapacak olan insan olduğuna göre ve insan, motivasyonla çalıştığına göre, bu motivasyonu da İnsan Kaynakları sağlayacağından, Pazarlama odaklı bir insan kaynakları politikası oluşturmak gerekiyor.
Kategorilenmemiş
Son Yorumlar