Benin yokluğu, bizin varlığı

Benin yokluğu, bizin varlığı

03 Şubat 2010 1 comment

Anne karnında biziz. Doğduğumuzda beniz. Annemizin kucağında yine biz oluruz. Aile “Biz” in başlangıcıdır. Anneler küçük çocuklarından bahsederken “Biz bugün aşı olduk” gibi bizli cümleler kurarlar. Çocuklarının ben olmasına dayanamazlar. Tesadüf değildir. Çocuklarını terk eden kadınlar onları cami bahçesine, yani cemaatin (bizin) en kalabalık olduğu yere bırakırlar. Yeniden biz olabilsinler diye.

Aile, eskiden daha çok “biz”ken şimdi, ailedeki bireylerin kendilerini keşfetmeleri! ile benleşmeye başlamıştır. Bu benleşme aidiyet duygusu kaybına ve bir yere ait olma isteğinin artmasına yol açmıştır. Oysa aile en önemli “Biz”dir. Onu kaybettikçe “biz” olacağımız başka yerler arar dururuz.

İnsanlık, egosunu keşfettiğinden beri giderek yalnızlaşmış ve bencilleşmiştir. Bu yalnızlık aidiyet duygusunu bastıramamış ve günümüz insanı bir yerlere, bir şeylere ait olma isteğiyle kıvranmaya başlamıştır. Futbol takımı tutmak bile bizleşmenin yollarından biridir.

Futbol takımları (Bir atkı, bir forma, bir marş) biz olma duygusunu tekrar kazanmak içindir. Futbol demişken, biz ve ben ayrımının neler yaptığını gösteren güzel bir örnek her sene tekrarlanır durur gözümüzün önünde. Bütün ülkelerde 3-4 büyük takım ve geriye kalan küçük takımlar vardır. Şampiyon olan takımlar hep büyük takımlardır. Küçük takımlardan bazıları genellikle ligin ilk yarısında ikinci veya üçüncülüğe yerleşirler. Bu takımların başarısının sırrı, gerçekten de bir takım(biz) olmalarıdır. Peki bu başarı neden ligin sonuna kadar sürmez? Çünkü, bir süre sonra, objektifler bu takımlara kayar ve takımdan bir iki futbolcuyu veya teknik direktörü ön plana çıkarmaya, bu oyuncuların isimlerini, büyük takımların transfer listelerinde göstermeye başlarlar.

Bu nokta kırılma noktasıdır. Bu nokta takımın biz’den ben’e geçiş noktasıdır. Artık başarı takıma değil, bir iki oyuncu veya teknik direktöre mal edilmektedir. Bu da takımdaki diğer oyuncuların motivasyonunu bozar, onlar da kendilerini göstermek için bencileşirler ve biz duygusu kaybolur. Böylece küçük takım hiçbir zaman şampiyon olamaz. Oysa büyük takımlarda herkes yıldız olduğu için egolar belli bir doyuma ulaşmış olduğundan gerektiğinde “Biz” olamaya ve başarmaya daha yatkın olurlar.

Şirketler de böyledir. Biz duygusu bozulup, birkaç yıldız çalışan sürekli öne çıkmaya ve payeleri hep onlar almaya başlayınca, şirket çöküşe geçer. Şirkette aynı davranışlar, farklı şekilde karşılık görürse, birkaç kişi ayrıcalıklı olursa şirket çöküşe geçer. “Bizim şirket” yerini “Çalıştığım şirket”e bırakır.

Bu tarz yerlerde çok başarılı olmak bile çalışana zarar verebilir. Ayrıcalıklı çalışanlar, başarıyla kendilerini geçmeye çalışan kişiye baskı bile (Mobbing) yaparlar. Mobbing davranışı bile bireyi yalnızlığa iterek, takımdan (bizden) çıkarmaya çalışır. Yabancı ülkelerde mobbing’e uğrayıp şirketten (takımdan) dışlanan kişilerin intihar ettiği bile görülmüştür. Çünkü aidiyet duygusu yaşamsal önem taşıyan bir duygudur. Ülkemizde mobbinge uğrayan kişilerin intihar gibi uç noktalara ulaşmamasının sebebi de toplumsal yapıdan kaynaklanmaktadır. Yabancı ülkelere göre daha sağlam bir aile kurumumuz (biz) var olduğu için, mobbing gören kişi, aile tarafından korunmaya alınmakta, gerekirse işi bırakması sağlanarak mobbing’den kurtulması sağlanmaktadır. İşsiz kaldığı dönemde de yine aile (biz) tarafından korunmaya alınmaktadır. O yüzden “Biz” yaşamsaldır. Biz yoksa, kişi aslında yoktur.

Her şey halkadır. Her birimiz kendi hareketlerimizden sorumluyuz. Hepsi döner dolaşır, bize geri gelir. Kızılderili Atasözü

Biz başarıdır, ben başarılı olsa da eninde sonunda çöküştür. Biz alçakgönüllüdür, ben ukala ve egoisttir. “Ben” yalnızlıktır, “biz” insana özgüdür. Biz paylaşır ve çoğalır, ben ise azalır ve biter. Ben eninden sonunda yokluktur, biz varlıktır. Var olun!

*Bu yazım daha önce Münteha Mangan‘ın blogunda yayınlanmıştır.




1 Yorum

Yorum Ekle


Önceki yazıyı okuyun:
jobsff
Jobs ff : Sosyal ağlar ve İş

Sosyal ağlar ( facebook, friendfeed, twitter, LinkedIn ) son zamanlarda Web 3.0 olarak da adlandırılabilecek bir süreci yaşıyor. Bu süreçteki...

Kapat