Bazı şeyleri yaşamadan öğrenemeyiz, bunlar eğitimin bile işe yaramadığı anlardır. İnsan bazen bir olayı kendisi yaşamadan anlayamaz. Kariyer de bazen böyle bir şeydir. Yaşamadan, öğrenemeyeceğimiz çokça şey vardır. Başarısızlıklar, yanlış davranışlar, hatalı iletişim tarzları tecrübeyi şekillendiriyor gibi görünür. Buraya kadar her şey biliniyor. Çok fazla bilinmeyen ise bu durumlardan neler öğrenileceği ve bu durumlar karşısında nasıl davranılacağıdır.
Tecrübe insanın başına gelen kötü bir şey değildir. Önemli olan insanın başına gelen kötü şeyle ilgili ne yaptığıdır. Aldous Huxley
Huxley’in bu cümlesi ise hata sürecini tersine çevirmenin yolunu bize gösteriyor.

Mutluluk, herkesin aradığı ve varmak istediği nokta. Herkesin bir mutluluk arayışı var, kişiden kişiye farklı yollarla gidiliyor mutluluğa. Gerek özel yaşamımızda gerekse
Yapılan araştırmalara göre çalışanların bir şirketten en büyük beklentileri, mutlu ve huzurlu bir çalışma ortamında çalışmakmış. Altmış yıl çalışan birinin uyku ve çalışmak dışında kendine ayırdığı süre sadece on yıl. Yani tüm emekler, bu on yıl için. Bu on yılı artırmanın en etkili yolu ise huzurlu ve mutlu bir çalışma ortamında çalışmak ve çalışırken eğlenmek.
Bir konu hakkında uzman olmak için çok çalışmak ve öğrenmek gerekir. Ama dünya dönmeye devam ettikçe, her şeyi bilmek mümkün değildir. Mutlaka yeni bir şeyler vardır. “Ben bu konudaki her şeyi biliyorum, bu işin uzmanıyım” diyen birisinden korkmak gerekir. Bu her şeyi biliyorum durumu “Bilimsel cahillik” tir. Bazen çok bilmek cahilliğin en kötü biçimidir. Çok bildiğini sanırken burnun dibindeki olayı çözemez. Terzi kendi söküğünü dikemez durumu biraz. Oysa durum daha karmaşıktır.
Bazı kurumlar çalışanlarını yeni bir role alıştırmada başarılılar. Diğerlerinde ise çalışanların net birer iş tanımları bile olmadığından, işe alıştırma süreci, yüzmeyi öğrenmesi için çocuğu suya atmaya benziyor.Bu tür kurumlarda işi alıştırma sürecine yeterli dikkat gösterilmemekte. Hatta yöneticiler için, çalışanlarını yeni görevlerine nasıl alıştıracaklarına ilişkin bir el kitabı bile çoğu şirkette mevcut değil.
Son zamanlarda İnsan Kaynaklarında en çok konuşulan konulardan biri de kuşaklar. Özellikle Y kuşağı oldukça revaçta. Hangi konferansa baksam karşıma mutlaka bir Y kuşağı konusu çıkıp duruyor. Her zamanki gibi araç ve amacı karıştırdığımızı düşünüyorum. Burada amacı unutup araca yoğunlaşınca Y kuşağı, başarının önüne geçmeye başladı.
Yorumlar