Archive for category: Farkındalık

Daha iyi dinlemenin 5 yolu

Daha iyi dinlemenin 5 yolu

Dinlemek iletişimin başlangıcıdır. Dinlemeyi bilmeyen konuşmayı öğrenemez. Gittikçe daha da gürültülü olan dünyamızda, ses uzmanı Julian Treasure, “Dinlememizi kaybediyoruz” diyor. Treasure, bu kısa, etkileyici konuşmada, etrafınızdaki diğer insanları ve dünyayı bilinçli dinlemek için kulaklarınızı yeniden akort etmenin 5 yöntemini paylaşıyor.

 Julian Treasure Ses uzmanı, Sound Business isimli kitabın yazarı. Sitesine buradan bloguna ise buradan ulaşabilirsiniz.
Dinlemeyi bilmeyen konuşmayı öğrenemez.

Dinlemeyi bilmeyen konuşmayı öğrenemez.

Etrafımıza baktığımızda çok sayıda konuşan insan görüyoruz. Herkes konuşuyor, bazen o kadar çok konuşuyorlar ki onları durdurup araya bir kaç cümle sıkıştırmak bile oldukça zor oluyor. İşin en ironik yani ise şu: Çok konuşan bu tarz kişiler, en çok kendilerinin konuştuklarını, herkesin onları dinlediğini düşünüyor ama  konuştuklarını aslında kimse dinlemiyor. Çünkü dinlemeyi bilmeyen bir kişi, konuşmayı henüz bilmiyor demektir ve sesi duyulmayacaktır.

Sisli havada silahını ateşleyen bir avcı isabetli bir atış yapamaz.  Sadece kendi yerini belli eder!

Müzakerelerde durmadan konuşmak çok tehlikelidir. Elimizdeki her şeyi savururuz ve elimizde hiçbir şey kalmaz. Bu sırada muhtemelen karşı tarafta çoktan dinlemeyi kesmiş ve savurduklarımız boşa gitmiştir.

En iyi konuşmacılar aynı zamanda en iyi dinleyicilerdir. Psikolaglar insanları çabuk ikna ederler. Bunun nedeni onları sürekli dinlemeleri ve daha çok anlatmaya teşvik ederek, onları çözmeleridir. Bu sırada her iyi müzakereci gibi doğru soruları da sorarlar. Ama her zaman ve önce dinlerler.

Motivasyon, hedef ve harekete geçmek

Motivasyon, hedef ve harekete geçmek

Motivasyon, Latince’de hareket etme anlamına gelen mot kökünden türetilmiş bir kelimedir. Motivasyon, coşkuyla bir işi yapmaktır. Sabah işe başlarken heyecan duyuyorsanız, motivasyon var demektir. Heyecan yoksa bir işi yapmak için var olan enerjiniz solup gitmiştir.  Çoğunlukla iş yerinde problemli bir durum oluştuğunda çalışanın motivasyonu yerle bir olur. Oysa motivasyon insanın kendisiyle ilgilidir.

Motivasyonda en çok gözden kaçırılan kısım ise motivasyonun başlangıcıdır, yani ilk adımı atmaktır. İlk adımı atabilmek için ise nereye doğru gidildiğinin bilinmesi gerekmektedir. Yani HEDEF belli olmalıdır.

Yaptığım iki bin küsur mülakatta “İş hayatındaki hedefin, amacın nedir?” sorusunu duraksamadan cevaplayan çok az aday gördüm. Soruyu cevaplayan çoğu kişinin maalesef hedefi yok!  Akıntıya kendini kaptırmış giden, hedefi olmayan bir çalışanlar ordusu ve bunları sadece primlerle motive etmeye çalışan şirketler var. Motivasyon sadece para ile olmaz. Geçen gün Ekin Ulukök sayesinde haberdar olduğum Freakonomics ( Ekonomanyak) adlı belgeselde bunun güzel bir örneği vardı…

Mutsuzluk, tembellik ve başarıya iki çıkış yolu

Mutsuzluk, tembellik ve başarıya iki çıkış yolu

Başarısız bir çalışma ortamı tembelliği getirir. Tembellik ise başarısızlığı artırır. Bundan da mutsuzluk ortaya çıkar. Bu döngü her başa döndüğünde mutsuzluk çoğalır ve içinden çıkılamaz bir hal alır. Bu durumda sıkışıp kalan kişi stres ve depresyonla karşı karşıya kalmaktadır.

Uzmanlara göre mutsuzluk hangi kaynaktan doğarsa doğsun tembellikten besleniyor…Günümüzde, çağa ayak uyduran insan, ‘mutlu insan’ olarak değerlendiriliyor. Çağı yakalayamayanlar ise hem kendileriyle hem de çevreleriyle çatışmaktan kurtulamıyor.

İş görüşmesine çağrılmamanın 10 önemli nedeni

İş görüşmesine çağrılmamanın 10 önemli nedeni

Kariyer sitesinden iş başvurusu yapmak kolay olduğundan artık iş arayanlar başvurularını kariyer siteleri üzerinden yapıyorlar. Başvuru yapmak kolay ama başvurulardan geri dönüş gelmeyince başvuran kişi umutsuzluğa düşüp sorunu, firmalarda veya kariyer sitelerinde görebiliyorlar. Oysa durum hiç de böyle değil. İşin bir de İnsan Kaynakları tarafı var.

Kariyer sitelerinden yapılan iş başvurularına uzun süredir geri dönüş gelmiyorsa ve aday hala görüşmeye çağrılmamış ise aşağıdaki nedenlerden biri yolunu kesmiş olabilir.

1-  Her ilana başvurmak: Bir bakıyorsunuz aday hem satışa, hem muhasebeye, hem halkla ilişkilere hem de satın alma bölümünüze farklı zamanlarda başvuruda bulunmuş. Bu yüzden her ilana başvurmayın Çünkü firmalar daha önce kendilerinize yaptığınız  başvuruları da görüyorlar. Bakınız: ( İlan )

İşe alınmamanız başarısız olduğunuz anlamına gelmez

İşe alınmamanız başarısız olduğunuz anlamına gelmez

Bir  iş için mülakata girdikten sonra işe alınmak özellikle gençlerde büyük hayal kırıklığı yaratıyor ve bu genç yaşlarında hayata küsmeye başlıyorlar. Oysa işe alınmamaları çoğu zaman başarısız ve değersiz oldukları anlamına gelmiyor.İşe alınmamanın bir çok sebebi olabilir ve bunların çoğu, işe başvuran kişiyle ilgili değildir.

Bunun çok sayıda nedeni olabilir ve bu nedenlerin çoğu aslında siz o işe alınmış olsanız sizi mutsuz eden nedenler olacaktır.Mesela aday kurum kültürüyle uyuşmamış olabilir. Kurum tek lider tarafından yönetilen statik bir yapıdadır ama başvuran aday dışa dönük, yaratıcı, harika fikirleri olan biri olabilir. Oysa o şirkette işler hep liderin onayı ve isteğiyle olmaktadır. Doğal olarak bir süre sonra sıradanlık başvuru yapan yaratıcı adayı sıkacak, yaratıcı fikirlerini uygulayamamak kendisini başarısız hissetmenizi sağlayacaktır. Aslında şirket adayı işe almamakla adaya iyilik yapmıştır. Aday potansiyeline uygun bir şirket arama şansına kavuşmuştur.