Büyük fikir nasıl bulunur? The Big Idea
1 12 200714 Kasım 2007′de MediaCat tarafından düzenlenen The Big Idea konferansındaydım. Konferansın ana konusu, “Büyük fikir nasıl bulunur” du. Tüm konuşmacılar, bu konu etrafında odaklanan güzel sunumlar yaptılar. Konferanstan aklımda kalanları ve aldığım notların bir kısmını uzun bir yazıyla, buraya yazmak istiyorum.
Konferans, MediaCat yayın yönetmeni Pelin Özkan’ın hoşgeldiniz konuşmasıyla başladı ve Vuslat Doğan Sabancı’nın açılış konuşması ile sürdü. “Lider olduğunuz zaman yapabileceğiniz hatalardan korkuyorsunuz” dedi ve bazen ikinci olmanın avantaj olabileceğini söyledi.

Konferansın temasına biraz ters düşse de ilginç bir şey söyledi Vuslat D. Sabancı.”Sürekli büyük düşünerek, sıradan fikirleri boşa mı saydık” dedi. Aslında büyük düşünürken sıradan fikirler bazen gözden kaçmayabiliyor. Mesela MP3 player sıradan bir fikir. 400 dolarlık bir MP3 player yapacağım ve satacağım deseniz, kimse size inanmaz. Oysa Apple bu sıradan fikri aldı ve IPod olarak 400 dolara sattı. Yani sıradan fikirler de büyük fikre dönüşebiliyor, yeter ki geniş bir bakış açısına sahip olalım.
V.D.Sabancı “Ekmek artık küçük taşların altında” dedi. Artık büyük taşlar sahiplenildi ve küçük taşlara da sıra geldi demek istedi. Benim aklıma gelen ise Niş Pazarlamaydı. Daha niş alanlara yönelmek ve onların altına bakmak gerekiyor. Mesela yeni bir alışveriş merkezi açmak sıradan bir fikir ve büyük taş. Ama sadece peynir satılan 600 m2′lik bir mağaza açmak ve sadece yüzlerce peynir çeşidini satmak küçük taş, yani niş pazarlama daha karlı olabiliyor.
Bazı klasik fikirlerin de büyük fikir olduğunu ve sıradışı fikirler bulacağız diye onları es geçmemek gerektiğini söyledi. “Geleneksel medyanın internete yatırım yapması klasik bir fikir gibi görünüyor değil mi?” dedi. “Ama bana internet liginde geleneksel bir medya şirketi gösteremezsizin. Bağımsız haber siteleri var daha çok.” dedi. Hürriyetin internete daha çok yatırım yapacağını ve global arenada yatırımlarını sürdüreceğini söyledi.”Bazen, sıradan fikirler de büyük başarılar getirebilir. Ama ne olursa olsun, doğru bildiğiniz fikre sıkı sıkı sarılın ve ondan vaz geçmeyin ” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Sonraki konuşmacılar, Serdar Erener ve Turkcell’in kurucusu Murat Vargı idi. “Vakti gelmiş bir fikirden daha güçlü bir şey yoktur” isimli soru cevaplı sunumları, oldukça etkileyiciydi. Murat Vargı “Biz Turkcell’i bir telefon şirketi veya telefon operatörü olarak tanımlamadık” dedi. “Turkcell, bir iletişim şirketidir” dedi. Turkcell’i kurmasında, vakti zamanında telefon alt yapısının yetersizliğinden dolayı kaçırdığı işlerin de etkisinin olduğunu söyledi. Bir gün Bulgaristandan bir ihale için mal getirmesi gerekiyormuş. Ankaradaki santrali arayarak telefonu bağlatmaya çalışmış. Ama 3 gün boyunca, hatlar boşalmamış ve Bulgaristanı bağlatamamış. İşi kaybetmek üzereymiş ve arabasıyla kalkıp istanbuldan Bulgaristan’a gitmiş, siparişi orada vermiş ve işi böyle halletmiş. O günden bu güne iletişimin ne boyutlara vardığını düşününce bayağı aşama kaydedildiğini gösteriyordu bu örnek.
“Fikri bulmak önemli ama bu fikri zamanında uygulayabilmek daha da önemli.” dedi Murat Vargı. Nokia’nın aslında plastik çizme ve boru ürettiğini ama cep telefonunun geleceğini fark ederek bu işe yöneldiğini ve şu andaki Nokia haline geldiğini anlattı. Turkcell’i kurarken hissedar şirket bulmakta çok zorlandıklarını ama yine de hisse oranını %51 Türk, %49 yabancı şeklinde dengelediklerini, hissedarlarının bile Turkcell’den bu performansı beklemediklerini söyledi.
Gençlere tavsiyeleri ise şuydu : ” İş dünyasında network’ünüz iyi olsun. Mutlaka çeşitli sektörlerdeki insanlarla tanışın, ne kadar çok bağlantınız olursa, sizin için o kadar faydalı olur.”
Sahibi olduğu MV Holding’in şu anda teknolojiye odaklandığını ve Semantik arama yapabilen Hakia arama motoruna yatırım yaptıklarını açıkladı. İlerleyen yıllarda internette oluşacak bilgi istilasından Semantik arama motorlarının daha başarılı çıkacağını söyledi.
Serdar Erener ise “Reklamcılıkta sürü pisikolojisine kapılmanın tehlikeli olduğunu, bazen herkesin yaptığını yapmanın zarar getirebileceğini, Türk toplumunun, yabancılara göre, hala reklamlardan çok etkilendiğini, o yüzden reklamların önemli olduğunu söyledi. “Reklamcınızdan çok fikirlerinize veya fikir üreten yöneticilerinize değer vermeniz daha önemli” dedi.
Sonraki konuşmacı, Karpat Polat ise “Doğru kullanılan büyük fikir ve yaratıcılık, 1 reklamla 10 reklamlık iş yapmaktır” dedi ve bu tarzdaki reklam filmlerinden bazı örnekler verdi.

Joel Saltzman* ise, büyük fikir bulmanın yollarını anlattı. “Beklenmeyeni umut edin!” dedi Saltzman. Bir örnekle bunu şöyle anlattı. “Yeni bir kilit mi yapmak istiyorsunuz. O zaman bildiğiniz iyi bir kilidin özelliklerini bir yere, madde madde yazın. Sonra bu özellikleri tam tersine çevirin veya bozun. Buradaki amacımız şu: Kesin olarak doğru saydığımız bazı şeyler yeni fikirler bulmamızı engeller.” Daha sonra da yeni çıkan bir kilit türünün nasıl başarıya ulaştığını anlattı. Bu kilitte kılasik şifreli kilitlerde yer alan sayı şifresinin yerine harf şifresi kullanılmış. Yani sevdiklerinin isimlerini de verebiliyorlarmış şifre olarak. Böylece bu şifreli kilit, benzerlerinden farklı olmuş. Bu kilit, klasik 4 veya 6 şifrelik kilitlerin, şifresinin sayı olması gerektiği kuralını yıkmış.
“Büyük fikri bulmak için denemekten vazgeçmeyin, çok çabuk vazgeçiyoruz veya yenilgiyi çok çabuk kabul ediyoruz, bu yüzden de büyük fikirleri bulmakta zorlanıyoruz” dedi. Büyük fikirlerin hemen gelmesi gerekiyormuş gibi bir yanılsamaya düştüğümüzü, fazla denemediğimizi ve “Bulamadım, yapamadım, olmadı, olamaz” kelimelerini toplum olarak çok kullandığımızı biliyordum. Demek ki sürekli denemek gerekiyor. Saltzman, bunu bir zar örneği ile gösterdi. “6′yı bulmaya çalışmak zordur ama birkaç denemeden sonra 6 gelir.” Açıkçası, büyük fikirler bulmak için yılmamak gerektiğini, denemeye devam etmek gerektiğini hatta çoğu zaman büyük fikrin, tam da artık her şeyin bittiği ve umutsuzluğa gelindiği o anda ortaya çıktığını anlattı.
“Dene, dene, dene, tekrar dene, dene, bir daha dene, bingo!” Sürecin böyle işlediğini, vaz geçmememiz gerektiğini, yılmadan usanmadan çokça deneme yaparsak, aradığımıza ulaşabildiğimizi söyledi.
Bazen de iyi fikir bulmak için soruyu veya problemi tersine çevirmek gerektiğini anlattı. Bunu bir örnekle açıklamak istiyorum. Mesala iyi bir araba yapmak istiyorsunuz. Soru “İyi bir araba nasıl olur?” Şüphesiz bu soruya verilecek yüzlerce cevap var belki de ama soruyu tersine çevirdiğinizde yani “Kötü bir araba nasıl olur?” dediğinizde, cevaplar daha da azalacaktır. Muhtemelen, şu anda piyasada olan arabaların en kötü ve çözümlenemeyen özellikleri ortaya çıkacak ve size yeni bir araba için ilham verecek. Kötü bir araba nasıl olur? 1- Uzun yolculuklarda insanı yorar. 2- Karda tekerleri kayar. 3- Kaza anında kişiyi korumaz, 4- Koltuk kumaşı çabuk kirlenir ve yıpranır, 4- İçi sıkışık olur… Cevaplar aslında iyi arabada olması gereken özellikleri gösteriyor. Mesela bu cevaplara istinaden, karda kaymayan bir araba yapabilirseniz, büyük bir fikir bulabilirsiniz. Saltzman son olarak “Her zaman sorunları bulmayın, daha çok çözümleri bulun” dedi. Joel Saltzman gerçekten ilham verici bir konuşmacı. Yukarıda anlattıklarım fikirlerinin aklımda kalan kısmıydı. Daha çok bilgi sahibi olmak istiyorsanız kitabını mutlaka okuyun.

Bir diğer konuşmacı, reklam dünyasının ünlü ismi MARKA’dan Hulusi Derici’ydi. Hulusi Derici sunumunda, “Büyük fikirler, basit fikirlerdir” dedi ve şunlara değindi: Basit derken, ucuz ve kalitesizi değil, sade ve anlaşılabilir olmasını kastediyorum. Atasözlerimizin çok basit, bu yüzden hem öğretici hem de akılda kalıcılar. Şirketlerin karmaşık ve büyük vizyonlarının bu yüzden anlaşılmıyorı, çünkü çok karmaşıklar ve personel sadece vizyona uzaktan bakıyor.” Ayrıca, çoğu yöneticinin karmaşıklığa hayran olduğunu, kalın kalın raporların değer gördüğünü, oysa bunları kimsenin okumadığını, tek sayfalık bir raporun pek ciddiye alınmadığını anlattı. “Sanıldığının aksine, basit olmak hiç de kolay değil, tam tersine basit olmak çok zor. ”
Hulusi Derici, bazen marka reklamları ile kategori reklamlarının birbirine karıştığını güzel bir örnekle anlattı. Mesela kahve bir kategori, Cafe DelMondo ise bir kahve markası. Oysa ödül alan bu reklam, satış artırıcı değil. Çünkü, ayırdedici bir şeyi anlatmıyor. Zaten tüm kahveler uyku açar. Reklam güzel ama markayı hatırlatmıyor. Reklam yaparken buna dikkat etmek gerektiğini söyledi.
Konferanstan erken ayrılmam gerektiğinden ve konferans biraz da geç başladığından son 2 konuşmacıyı dinleme fırsatım olmadı. Büyük fikirlerin raslantısal olmadığı, çalışarak ve deneyerek ancak büyük fikirlere ulaşılabileceği, büyük fikirlerin birden gelen ilhamlar olarak algılanmaması gerektiği bence koferansın ana fikri gibiydi. Büyük fikirler sizin iş hayatınızda da önem taşıyorsa, konferansta gördüğüm şu kitabı ve şu kitabı mutlaka alıp okumanızı ve hatta başucu kitabınız yapmanızı tavsiye ederim.
İyi düzenlenmiş, konuşmacıları oldukça özenle seçilmiş, ana temasına uygun sunumların olduğu, güzel bir konferanstı. Düzenleyen ve emek veren herkesi tebrik ederim.
Kategori : Farkındalık, Yeni İş Fikirleri, Pazarlama İletişimi, Başarı, Kitap

(17 oy verildi)
Geçen günlerde, iki yıllık MYO’da okuyan bir pazarlama bölümü öğrencisi ile tanıştım. Tek dersi kalmış, okulu bitirmek üzereydi. Meslek yüksek okullarında 2 yıllık pazarlama olduğunu bilmiyordum. Söz pazarlamadan açıldı doğal olarak.


Son Yorumlar