• Ana Sayfa
  • Hakkımda
  • Abonelik
  • Kitaplık
  • Bağlantılar
  • İletişim

Ev konseptinin önlenemez yükselişi

10 05 2008

İki sene önce katıldığım bir pazarlama konferansında, yabancı bir guru, ev konseptinin önümüzdeki yıllarda büyük ilgi çekeceğini, insanların daha çok evde kalacağını, gittikleri yerlerde ise ev konforu ve güvenini yaşamak isteyeceklerini söylemişti. İnsanları maketlerden ev beğenip satın almaya daha yeni başlamışlardı. İKEA ise mağazasını açalı bir yıl olmuştu.

O sıralar kaç kişi bu adamı dinleyip ona göre yönünü belirledi bilinmez ama ev konsepti tüm iş piyasasını derinden etkiledi diyebiliriz. Koçtaş gibi yerli yapı marketler etkiyi hissedip kendilerini yeniden konumlandırdılar

İKEA’nın gelişi bir işaretti. İşareti geç algılasalarda yerli yapı marketler debir süre sonra harekete geçebildi. İnsanlar satın aldıkları evlere yerleşmeye ve içini döşemeye başlayınca mobilya piyasası büyük bir atağa geçti. Ardı ardına mobilya markaları ortaya çıktı. Fiyatlar ve ödeme koşulları daha cazip hale geldi. Ardı ardına dekorasyon firmaları açıldı.Küçük mobilyacılar, işleri büyüttüler, atölyeden dekorasyon firmasına dönüştüler. Hatta şu anda çoğu siparişlerini yetiştiremiyor.

Artık insanlar evlerinde daha çok vakit geçirmeye, evleriyle ilgilenmeye başladılar. Bu trend ev ürünleri satan tüm sektörleri etkiledi.  Mutfak ürünlerinden beyaz eşyaya tüm sektörler ürünlerini yeniden tasarlamaya başladılar.

Ev konseptinin başka bir etkisi ise kahve mağazalarında sıkça görülüyor. Bu mağazalar, ev konseptini mağazalarıa taşımaya, mağazalarını eve benzetmeye başladılar. Şüphesiz bu konuda Starbucks büyük öncülük yaptı. Daha sonra yerli kahveciler bunu bir adım ileri götürerek self servisi de kaldırdılar.

Şimdi ev konsepti en ciddi yükseliş dönemini yaşıyor. “Evim evim güzel evim” ya da “Eve Dönüş” mü demeliyiz bu trende  bilinmez ama bilinen şu ki, şirketler pazarlama politikaları ev konseptine göre yeniden gözden geçirilmeli ve buna göre atılımlar yapılmalılar. Yoksa evin dışında kalacak ve müşterilerine ulaşmakta zorluk çekmeye başlayacaklar.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : Henüz yorum yok
Kategori : Yeni Trendler, Yeni İş Fikirleri, Pazarlama

Sıkılan erkekler satışları nasıl yükseltir?

22 02 2008

sesny.jpg

Mutlaka, eşiniz, nişanlınız ya da sevgilinizle alışverişe gitmişsinizdir. Bir noktadan sonra, erkekler bazı şeylere (Tabak, çatal,yatak takımı, nevresim…) kadınlar kadar çok ilgi göstermeyebilir ve sıkılabilir. Kadınlar ve erkekler alıveriş konusunda çok farklılar. Doğal olarak bu ilgi alanlarından kaynaklanıyor. Ama bazen bu durum satışları fena halde düşürebiliyor.

Paco Underhill, konuyla, erkeklerin kadınlara yönelik mağazalarda sıkılması ile ilgili bir araştırma yapmış. Ev eşyaları satan bir mağazada yaptıkları araştırma ve gözlemlerde, ortalama alışveriş süreleri ile ilgili aşağıdaki sonuçlara ulaşmışlar.

- Kadın arkadaşıyla birlikte gelen kadın: 8 dakika 15 saniye

- Çocuklarıyla birlikte gelen kadın: 7 dakika 19 saniye

- Yalnız gelen kadın: 5 dakika 2 saniye

- Erkekle birlikte gelen kadın: 4 dakika 41 saniye.

Neredeyse ilk durumdan %50 daha düşük bir zaman mağazada kalıyor, erkekle birlikte gelen kadın.

Bu da kabaca % 50 daha az satış demek. Peki çözüm ne? O mağazada erkeklerin kadınları dışarı sürüklemesini önleyecek bir şeyler bulmak lazım.

Mağazanın yarısında mutfak eşyaları, yarısında elektronik eşya satışı olsa sizce bir şeyler değişir mi? Değişir tabi ki!

10 tane plazmanın, rahat koltukların ve güzel içeceklerin olduğu bir play station oyun köşesi mesela. Böyle bir yerde, insan yarım saat bile bekleyebilir. Demek ki erkekler sıkılmadan da alışveriş olabiliyormuş. Böylece kadın daha çok dolaşabilir ve rahat rahat alışveriş yapabilir.

Başka çözümler de var ama mutlak sonuç, kadınlar rahatça mağazada zaman geçirirken, erkeklerin onları beklemesini sağlamak. Sıkılmayan erkekler, yükselen satışlar. Pazarlama çoğu zaman ufak ayrıntılardan ve gözlemlerden geçiyor. O yüzden müşterilerinizi iyi tanımalı ve gözlemlemelisiniz. Aslında sıkılan erkekler satışlarınızı artırabilir. Kriz ve fırsat çoğu zaman yan yanadır. Sizin hangisini görebildiğinizdir önemli olan.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (11 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : 2 yorum var
Kategori : Farkındalık, Yeni İş Fikirleri, Pazarlama

Büyük fikir nasıl bulunur? The Big Idea

1 12 2007

14 Kasım 2007′de MediaCat tarafından düzenlenen The Big Idea konferansındaydım. Konferansın ana konusu, “Büyük fikir nasıl bulunur” du. Tüm konuşmacılar, bu konu etrafında odaklanan güzel sunumlar yaptılar. Konferanstan aklımda kalanları ve aldığım notların bir kısmını uzun bir yazıyla, buraya yazmak istiyorum.

Konferans, MediaCat yayın yönetmeni Pelin Özkan’ın hoşgeldiniz konuşmasıyla başladı ve Vuslat Doğan Sabancı’nın açılış konuşması ile sürdü. “Lider olduğunuz zaman yapabileceğiniz hatalardan korkuyorsunuz” dedi ve bazen ikinci olmanın avantaj olabileceğini söyledi.

ImageShack

Konferansın temasına biraz ters düşse de ilginç bir şey söyledi Vuslat D. Sabancı.”Sürekli büyük düşünerek, sıradan fikirleri boşa mı saydık” dedi. Aslında büyük düşünürken sıradan fikirler bazen gözden kaçmayabiliyor. Mesela MP3 player sıradan bir fikir. 400 dolarlık bir MP3 player yapacağım ve satacağım deseniz, kimse size inanmaz. Oysa Apple bu sıradan fikri aldı ve IPod olarak 400 dolara sattı. Yani sıradan fikirler de büyük fikre dönüşebiliyor, yeter ki geniş bir bakış açısına sahip olalım.

V.D.Sabancı “Ekmek artık küçük taşların altında” dedi. Artık büyük taşlar sahiplenildi ve küçük taşlara da sıra geldi demek istedi. Benim aklıma gelen ise Niş Pazarlamaydı. Daha niş alanlara yönelmek ve onların altına bakmak gerekiyor. Mesela yeni bir alışveriş merkezi açmak sıradan bir fikir ve büyük taş. Ama sadece peynir satılan 600 m2′lik bir mağaza açmak ve sadece yüzlerce peynir çeşidini satmak küçük taş, yani niş pazarlama daha karlı olabiliyor.

Bazı klasik fikirlerin de büyük fikir olduğunu ve sıradışı fikirler bulacağız diye onları es geçmemek gerektiğini söyledi. “Geleneksel medyanın internete yatırım yapması klasik bir fikir gibi görünüyor değil mi?” dedi. “Ama bana internet liginde geleneksel bir medya şirketi gösteremezsizin. Bağımsız haber siteleri var daha çok.” dedi. Hürriyetin internete daha çok yatırım yapacağını ve global arenada yatırımlarını sürdüreceğini söyledi.”Bazen, sıradan fikirler de büyük başarılar getirebilir. Ama ne olursa olsun, doğru bildiğiniz fikre sıkı sıkı sarılın ve ondan vaz geçmeyin ” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

ImageShack

Sonraki konuşmacılar, Serdar Erener ve Turkcell’in kurucusu Murat Vargı idi. “Vakti gelmiş bir fikirden daha güçlü bir şey yoktur” isimli soru cevaplı sunumları, oldukça etkileyiciydi. Murat Vargı “Biz Turkcell’i bir telefon şirketi veya telefon operatörü olarak tanımlamadık” dedi. “Turkcell, bir iletişim şirketidir” dedi. Turkcell’i kurmasında, vakti zamanında telefon alt yapısının yetersizliğinden dolayı kaçırdığı işlerin de etkisinin olduğunu söyledi. Bir gün Bulgaristandan bir ihale için mal getirmesi gerekiyormuş. Ankaradaki santrali arayarak telefonu bağlatmaya çalışmış. Ama 3 gün boyunca, hatlar boşalmamış ve Bulgaristanı bağlatamamış. İşi kaybetmek üzereymiş ve arabasıyla kalkıp istanbuldan Bulgaristan’a gitmiş, siparişi orada vermiş ve işi böyle halletmiş. O günden bu güne iletişimin ne boyutlara vardığını düşününce bayağı aşama kaydedildiğini gösteriyordu bu örnek.

“Fikri bulmak önemli ama bu fikri zamanında uygulayabilmek daha da önemli.” dedi Murat Vargı. Nokia’nın aslında plastik çizme ve boru ürettiğini ama cep telefonunun geleceğini fark ederek bu işe yöneldiğini ve şu andaki Nokia haline geldiğini anlattı. Turkcell’i kurarken hissedar şirket bulmakta çok zorlandıklarını ama yine de hisse oranını %51 Türk, %49 yabancı şeklinde dengelediklerini, hissedarlarının bile Turkcell’den bu performansı beklemediklerini söyledi.

Gençlere tavsiyeleri ise şuydu : ” İş dünyasında network’ünüz iyi olsun. Mutlaka çeşitli sektörlerdeki insanlarla tanışın, ne kadar çok bağlantınız olursa, sizin için o kadar faydalı olur.”

Sahibi olduğu MV Holding’in şu anda teknolojiye odaklandığını ve Semantik arama yapabilen Hakia arama motoruna yatırım yaptıklarını açıkladı. İlerleyen yıllarda internette oluşacak bilgi istilasından Semantik arama motorlarının daha başarılı çıkacağını söyledi.

Serdar Erener ise “Reklamcılıkta sürü pisikolojisine kapılmanın tehlikeli olduğunu, bazen herkesin yaptığını yapmanın zarar getirebileceğini, Türk toplumunun, yabancılara göre, hala reklamlardan çok etkilendiğini, o yüzden reklamların önemli olduğunu söyledi. “Reklamcınızdan çok fikirlerinize veya fikir üreten yöneticilerinize değer vermeniz daha önemli” dedi.

Sonraki konuşmacı, Karpat Polat ise “Doğru kullanılan büyük fikir ve yaratıcılık, 1 reklamla 10 reklamlık iş yapmaktır” dedi ve bu tarzdaki reklam filmlerinden bazı örnekler verdi.

ImageShack

Joel Saltzman* ise, büyük fikir bulmanın yollarını anlattı. “Beklenmeyeni umut edin!” dedi Saltzman. Bir örnekle bunu şöyle anlattı. “Yeni bir kilit mi yapmak istiyorsunuz. O zaman bildiğiniz iyi bir kilidin özelliklerini bir yere, madde madde yazın. Sonra bu özellikleri tam tersine çevirin veya bozun. Buradaki amacımız şu: Kesin olarak doğru saydığımız bazı şeyler yeni fikirler bulmamızı engeller.” Daha sonra da yeni çıkan bir kilit türünün nasıl başarıya ulaştığını anlattı. Bu kilitte kılasik şifreli kilitlerde yer alan sayı şifresinin yerine harf şifresi kullanılmış. Yani sevdiklerinin isimlerini de verebiliyorlarmış şifre olarak. Böylece bu şifreli kilit, benzerlerinden farklı olmuş. Bu kilit, klasik 4 veya 6 şifrelik kilitlerin, şifresinin sayı olması gerektiği kuralını yıkmış.

“Büyük fikri bulmak için denemekten vazgeçmeyin, çok çabuk vazgeçiyoruz veya yenilgiyi çok çabuk kabul ediyoruz, bu yüzden de büyük fikirleri bulmakta zorlanıyoruz” dedi. Büyük fikirlerin hemen gelmesi gerekiyormuş gibi bir yanılsamaya düştüğümüzü, fazla denemediğimizi ve “Bulamadım, yapamadım, olmadı, olamaz” kelimelerini toplum olarak çok kullandığımızı biliyordum. Demek ki sürekli denemek gerekiyor. Saltzman, bunu bir zar örneği ile gösterdi. “6′yı bulmaya çalışmak zordur ama birkaç denemeden sonra 6 gelir.” Açıkçası, büyük fikirler bulmak için yılmamak gerektiğini, denemeye devam etmek gerektiğini hatta çoğu zaman büyük fikrin, tam da artık her şeyin bittiği ve umutsuzluğa gelindiği o anda ortaya çıktığını anlattı.

“Dene, dene, dene, tekrar dene, dene, bir daha dene, bingo!” Sürecin böyle işlediğini, vaz geçmememiz gerektiğini, yılmadan usanmadan çokça deneme yaparsak, aradığımıza ulaşabildiğimizi söyledi.

Bazen de iyi fikir bulmak için soruyu veya problemi tersine çevirmek gerektiğini anlattı. Bunu bir örnekle açıklamak istiyorum. Mesala iyi bir araba yapmak istiyorsunuz. Soru “İyi bir araba nasıl olur?” Şüphesiz bu soruya verilecek yüzlerce cevap var belki de ama soruyu tersine çevirdiğinizde yani “Kötü bir araba nasıl olur?” dediğinizde, cevaplar daha da azalacaktır. Muhtemelen, şu anda piyasada olan arabaların en kötü ve çözümlenemeyen özellikleri ortaya çıkacak ve size yeni bir araba için ilham verecek. Kötü bir araba nasıl olur? 1- Uzun yolculuklarda insanı yorar. 2- Karda tekerleri kayar. 3- Kaza anında kişiyi korumaz, 4- Koltuk kumaşı çabuk kirlenir ve yıpranır, 4- İçi sıkışık olur… Cevaplar aslında iyi arabada olması gereken özellikleri gösteriyor. Mesela bu cevaplara istinaden, karda kaymayan bir araba yapabilirseniz, büyük bir fikir bulabilirsiniz. Saltzman son olarak “Her zaman sorunları bulmayın, daha çok çözümleri bulun” dedi. Joel Saltzman gerçekten ilham verici bir konuşmacı. Yukarıda anlattıklarım fikirlerinin aklımda kalan kısmıydı. Daha çok bilgi sahibi olmak istiyorsanız kitabını mutlaka okuyun.

ImageShack

Bir diğer konuşmacı, reklam dünyasının ünlü ismi MARKA’dan Hulusi Derici’ydi. Hulusi Derici sunumunda, “Büyük fikirler, basit fikirlerdir” dedi ve şunlara değindi: Basit derken, ucuz ve kalitesizi değil, sade ve anlaşılabilir olmasını kastediyorum. Atasözlerimizin çok basit, bu yüzden hem öğretici hem de akılda kalıcılar. Şirketlerin karmaşık ve büyük vizyonlarının bu yüzden anlaşılmıyorı, çünkü çok karmaşıklar ve personel sadece vizyona uzaktan bakıyor.” Ayrıca, çoğu yöneticinin karmaşıklığa hayran olduğunu, kalın kalın raporların değer gördüğünü, oysa bunları kimsenin okumadığını, tek sayfalık bir raporun pek ciddiye alınmadığını anlattı. “Sanıldığının aksine, basit olmak hiç de kolay değil, tam tersine basit olmak çok zor. ”

Hulusi Derici, bazen marka reklamları ile kategori reklamlarının birbirine karıştığını güzel bir örnekle anlattı. Mesela kahve bir kategori, Cafe DelMondo ise bir kahve markası. Oysa ödül alan bu reklam, satış artırıcı değil. Çünkü, ayırdedici bir şeyi anlatmıyor. Zaten tüm kahveler uyku açar. Reklam güzel ama markayı hatırlatmıyor. Reklam yaparken buna dikkat etmek gerektiğini söyledi.

Konferanstan erken ayrılmam gerektiğinden ve konferans biraz da geç başladığından son 2 konuşmacıyı dinleme fırsatım olmadı. Büyük fikirlerin raslantısal olmadığı, çalışarak ve deneyerek ancak büyük fikirlere ulaşılabileceği, büyük fikirlerin birden gelen ilhamlar olarak algılanmaması gerektiği bence koferansın ana fikri gibiydi. Büyük fikirler sizin iş hayatınızda da önem taşıyorsa, konferansta gördüğüm şu kitabı ve şu kitabı mutlaka alıp okumanızı ve hatta başucu kitabınız yapmanızı tavsiye ederim.

İyi düzenlenmiş, konuşmacıları oldukça özenle seçilmiş, ana temasına uygun sunumların olduğu, güzel bir konferanstı. Düzenleyen ve emek veren herkesi tebrik ederim.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (17 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : 4 yorum var
Kategori : Farkındalık, Yeni İş Fikirleri, Pazarlama İletişimi, Başarı, Kitap

İnovasyon, pazarlama, Xerox ve Apple

12 06 2007

Grafik kullanıcı arayüzlü ve mouse kullanan dünyanın ilk bilgisayarının markasını biliyor musunuz?

Grafik kullanıcı arayüzlü ve mouse kullanan dünyanın ilk bilgisayarı Xerox Star 1970’lerin başında Xerox PARC Araştırma Merkezinde geliştirildi. Xerox Star’lar raflarda dururken genç bir girişimci merkezi gezdi ve Xerox’un neyi başardığını görerek hayretler içinde kaldı. Bu genç girişimcinin adı Steve Jobs idi.

Steve Jobs, Xerox’un Palo Alto Research Center’ında geliştirilmiş olan Fare (Mouse) ve GUI (Graphical User Interface) kavramlarının ticari önemini kavrayıp, sonradan bunları Apple Macintosh’da uygulamaya koymuştur. Bu girişimci Apple Computer’i kurdu ve bu yenilikleri ticarileştirdi.

Demek ki inovasyon sadece keşfetmek değil, bu keşfi/yeniliği pazarlamaktan da geçiyor. Şimdi düşünün. Xerox ve Apple. Hangi marka daha çekici geliyor size.

Xerox neleri bulmuş ve Apple neler satıyor.

Özetlersek, inovasyon için, hem arge hem pazarlama gerekiyor. Yani, inovasyonun içinde pazarlama da olmalı, yoksa çabalar ve tüm uğraşlar elde kalıyor. Hatta, Xerox’ta olduğu gibi kimsenin yaptığınızdan haberi bile olmayabiliyor!

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (10 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : 6 yorum var
Kategori : Yeni Trendler, İnovasyon, Yeni İş Fikirleri, Pazarlama

İnovasyona nasıl başlarsınız?

31 03 2007

İnovasyon son zamanlarda çok konuşuluyor. Dün inovasyon ile ilgili bir toplantıya katıldım. Dünyanın sayılı teknoloji şirketlerinden birinin yöneticisi inovasyonu anlattı. Dinleyiciler pek bir şey anlamadılar. Sanki dev şirketlerin haricinde kimse inovasyon yapamaz gibi bir hava oluştu salonda.

Konuşmacıya bir soru sordum. “Tamam güzel anlatıyorsunuz da küçük ve orta boy işletmeler bu işe nasıl başlayacaklar? Yani minimum mali kaynak ile inovasyon nasıl başlayacak?”

Cevap, ise beklediğimden daha iyiydi. “İşe kendiniz gibileri değil de farklı insanları alarak başlayacaksınız, yani size benzemeyen insanları şirketinize alacaksınız. Değişik insanlar, değişik fikirler getirecekler. Özellikle yöneticileriniz, yani işinizi geliştirecek kişiler, farklı, yaratıcı ve size benzemeyen, şirket kültürünüzü hemen kabul etmeyecek, kendi yöntemlerini ve yeniliklerini oluşturabilecek kişiler olacak”

Paranız yoksa, insan kaynağınız var. Değişik insanlardan korkmayın, çılgın fikirlerden korkmayın, hep sistemi eskisi gibi veya sizin gibi işletmeye çalışan insanlar size bir şey katamazlar ve inovasyon olmaz.

Şirketinizde son zamanlardaki en büyük fikirler kimlerden çıkıyor? Yeni elemanlarınızdan mı yoksa 10 yıllık personelinizden mi?

Ayrıca, her zaman inovasyon olması gerekiyor. Nefes alıp vermek gibi ama önce inovasyon yapacak farklı insanları işe alma cesaretini gösterebilmeniz gerekiyor. Sonra bu insanları geliştirmeli ve yenilik yapmaya teşvik etmelisiniz. Ve lütfen onları hemen kendinize benzetmeye çalışmayın. Bırakın, kendileri gibi kalsınlar.

Güncelleme (12.04.07) : İnovasyon hakkında daha çok bilgiye sahip olmak istiyorsanız, 17 Ekim 2006 tarihinde yapılan, 1. İnovasyon Konferansı sunumlarına buradan ulaşabilirsiniz.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (4 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : 7 yorum var
Kategori : İnovasyon, Yeni İş Fikirleri, Pazarlama

Pazarlamanın devrimsel akışı

10 12 2006

Dünya sürekli olarak kendi etrafında ve güneşin etrafında dönüyor. Eğer bu döngü bir gün durursa hayat sona erecek. Ne ışık, ne de yaşam kalacak.

Dün ne yaptım? Planlarım nelerdi ve neler gerçekleşti? Hangi projeler yolda? Arkasından gelen projeler neler? Bugün yaptığım dünden daha ileride ve yarın yapacaklarımdan daha geride değil ise çark bozulmuş demektir. Hayatın çarkı belki de. Ama pazarlamaya dönelim yüzümüzü.

Guy Kawasaki “Pazarlamanın devrim çarkı”ndan bahseder sık sık. Peki bu devrimin çarkı nasıl döner? Bu çarkın dış halkaları vardır. Bunlar 6 tanedir.

“İnan, düşün, üret, çalış, uygula, kontrol et”

Çark “inan” ile başlar. Başlamadan önce onu yapabileceğine inan. İkincisi “Düşün”dür. Yapacağın şey hakkında düşün. Düşünmeden bir şeye başlayabilir misiniz? Üçüncü sırada, “üret” vardır. Düşündükten sonra, düşüncelerini üretime geçir. Üretim sonucu elinde bir şey olmalıdır. Üretimden sonra, “çalış” gelir. İnandın, düşündün, ürettin! Şimdi çalışma zamanı, çalışmaz isen ürettiğin şey öylece kalacak. Çalıştın, artık somut bir şey çıktı ortaya. Şimdi bunu uygulamak gerekir. Genellikle tam bu noktada yapılan şey müşteri ile karşılaşmış olur. Kritik bir noktadır, ne kadar projene güvenirsen güven, en çok heyecanlandığın an bu andır! Ya müşteri benim düşündüğümü düşünmezse! Son aşama ise kontrol et idir. Çoğu kurumda eksik bırakılan, yapılamayan bir uygulamadır “Kontol et”. Nasılsa sorun yok, satılıyor, niye kontrol edeyim ki! En azından niye satıldığını görmüş olursun! Eğer kontrol etmez iseniz, yaptıklarınız, günlerinizi, gecelerinizi, aylarınızı feda edip yaptıklarınız çöpe gider. Kontol edilmeyen bir proje sönmeye mahkumdur. Kontrol çok sayıda geri bildirimi incelemeyi de içerir.

Ama ne demiştim. Pazarlamanın devrim çarkı! Bu çark hiç durmamalı. Bir pazarlamacı hep yeniden başa dönüp, inan ile başlayıp, kontrol et ile sona eren süreci yaşamalı. Durursa, işi bitmiş demektir. Şirketinizde hayat bitmiş demektir.

Bugün ilk işiniz ne olacak? Yeniden yaptığınız işe inanmak. Geçen haftadan daha çok inanmak. Çark dönmeli, devrim çarkı durduğu zaman, inancınız bitmiş demektir. Hemen ilk maddeye dönün. Pazarlamanın devrimsel akışına katılın.

“İnanın, düşünün, üretin, çalışın, uygulayın, kontrol edin” ve yine bu cümlenin başına dönün.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : Henüz yorum yok
Kategori : Yeni İş Fikirleri, Pazarlama

Sponsor

     

Yeni Yazılar

  • Ev konseptinin önlenemez yükselişi
  • Balıkçı ile yaşlı iş adamının öyküsü
  • Y kuşağı ve İnsan Kaynakları
  • İş hayatında başarılı olmanın yolları
  • Sıkılan erkekler satışları nasıl yükseltir?
  • Mutluluk ve sen
  • Yeni İnsan Kaynakları veya İ.K. 2.0.
  • Pazarlama ve Karnaval
  • Kariyer sitelerinden yapılan hatalı başvurular
  • Ürün geliştirme ve hizmet geliştirme?
  • Sunum hazırlarken nelere dikkat etmeli?
  • Büyük fikir nasıl bulunur? The Big Idea
  • Gelişen teknoloji ve yeni iş fırsatları
  • Tersine akıl hocalığı ve genç çalışanlar
  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi

Son Yorumlar

  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi yazısı için HAKAN DEMİR tarafından yapılan yorum
  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi yazısı için K.Can tarafından yapılan yorum
  • Pazarlamacı olmak ya da olmamak yazısı için ECEM ÇOBANOĞLU tarafından yapılan yorum
  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi yazısı için Umut tarafından yapılan yorum
  • Sıkılan erkekler satışları nasıl yükseltir? yazısı için Bahadir Kotan tarafından yapılan yorum
  • İş hayatında başarılı olmanın yolları yazısı için akasya billur tarafından yapılan yorum
  • Balıkçı ile yaşlı iş adamının öyküsü yazısı için Ergün Özyurt tarafından yapılan yorum
  • Pazarlamacı olmak ya da olmamak yazısı için orçun(kitapcı) tarafından yapılan yorum
  • İş hayatında başarılı olmanın yolları yazısı için aylin tarafından yapılan yorum
  • Ürün geliştirme ve hizmet geliştirme? yazısı için mustafa tarafından yapılan yorum

Kategoriler

  • Başarı
  • Blog
  • Eğitim
  • Farkındalık
  • İnovasyon
  • İnsan Kaynakları
  • İnteraktif Pazarlama
  • internet
  • Kişisel Gelişim
  • Kitap
  • Marka
  • Mobil Pazarlama
  • Niş Pazarlama
  • Pazarlama
  • Pazarlama İletişimi
  • Sunum
  • Tasarım
  • Womm
  • Yeni İş Fikirleri
  • Yeni Trendler

Arşiv

  • Mayıs 2008
  • Nisan 2008
  • Mart 2008
  • Şubat 2008
  • Ocak 2008
  • Aralık 2007
  • Kasım 2007
  • Eylül 2007
  • Temmuz 2007
  • Haziran 2007
  • Mayıs 2007
  • Nisan 2007
  • Mart 2007
  • Şubat 2007
  • Aralık 2006
  • Kasım 2006
  • Ekim 2006
  • Eylül 2006

Popüler Yazılar

  • Yeni İnsan Kaynakları veya İ.K. 2.0.
  • Gerçekten de her şey bitti mi?
  • Bir fincan kahve ile tatile çıkılır mı?
  • EcoHanger, yeni fikirler ve pazarlama
  • Büyük marka ve zeki marka
  • Pazarlamada karar süreci ve digg sistemi
  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi
  • Sıkılan erkekler satışları nasıl yükseltir?
  • Mutluluk ve sen
  • İnovasyon, pazarlama, Xerox ve Apple

Meta

  • Giriş
  • Yazılar RSS
  • Yorumlar RSS

Stat


| Kullanım Koşulları | Gizlilik Bildirimi | Design | Wordpress