Hayat size, sizin gözlerinizle bakıyor
Gördüğünüz dünya, çoğu zaman sizin bakışınızla eşdeğerdir. Bir şeyleri kaybedeceğinizi düşünerek bir işe başlıyorsanız, bir şeyleri kaybedersiniz. Bir şeyleri kazanacağınızı düşünerek bir işe başlıyorsanız, kazanırsınız.
Hayatımızda hep eksikliklere odaklanırız. “Aslında ofisim, caddeye bakan odada olmalıydı” deriz. Eksiklikler, daha fazla eksiklik getirir. Klasik hikaye. Bardak dolu mu boş mu?
Şirketlerini batırmış 3 kişinin yeni bir şirket kurup kazanma olasılığı daha başından sıfır oluyor. Önyargılar, başarıyı engelliyor. Aynı şekilde şirketlerini yükseltmiş 3 kişinin yeni bir şirket kurup batma olasılığı da sıfır oluyor.
“Yapamazsın, edemezsin, olmaz, biz 10 yılda bile yapamadık” sözlerini hep duyarsın.Oysa onlar öyle gördüklerinden öyle olur. Genelllikle şirkete yıllar sonra dışarıdan katılmış bir çalışan, eski çalışanlara göre daha başarılı olur. Bunun nedeni henüz şirket hakkında önyargılarının olmamasıdır. Böylece şirket de ona karşı önyargılı olamaz. Hayata bakışı ve hayatın bakışı gibi.
En zor ve en iyi soruları çocuklar sorar, çünkü onların önyargıları yoktur.
“Maz, ekli cümleler kullanan insanlar (ol-maz!) , siz o “maz”ları gerçekleştirdiğinizde sessizce köşelerinden sizi izlerler. Hala başınıza yaptıklarınızdan dolayı bir şeylerin geleceğini sanırlar. Oysa gelen onların başına gelecektir.
Cesur olun ve hayata iyimser bakın. Çünkü, hayat size, hep sizin gözlerinizle bakıyor.
Kategorilenmemiş
Çok haklısınız, genç yaşta şirket kurup batırmış biri olarak yeni bir şirket kurmak için ne zaman fikirler yeşillense beynimde ön yargılarım olduğunu farkediyorum ve bunların ön yargı olduğunu kabullenmeme rağmen bir şekilde beni durdurmayı başarıyor.
Hayat belki bize bizim gözlerimizle bakıyor ancak, bizim hayata nasıl bakacağımızı da hayat belirliyor biraz…
Blogunuzu rss listeme ekledim bu ilk ziyaretimdi, yeni yazılarınız da takip edeceğim
Bu bir döngü aslında. Eğer
diyorsak, o hayatı da bizim şekillendirme gücümüz olduğunu unutmadan, ona yeniden bakmamız gerekiyor. Yoksa kaderci bir anlayışa teslim olup gidebiliriz.
Yabancı gurular, biz Türklerin fazla deneme yapmadığımızı, başarısız olduğumuz anda bir daha denemediğimizi söylüyorlar. Oysa büyük başarılar onlarca başarısız denemeden sonra gelirler genellikle.
Yazının bir kısmını isteme ekledim devamına da buraya link verdim. çok yerinde tespitler…
Bu konu iyiki açılmış diyorum.çünkü aynısı benim başıma geldi.Maz ekini kullanan bir çok insana,kazandığım başarı sanırım ağır geldi.Ve şu an sessizce bir köşeden beni izlediklerinden de eminim.
İstemek başarmanın yarısıdır hakikaten bu bir gerçek.Bir insanın isteyipte yapamayacağı hiç bir şey yoktur.Siz yolunuzda emin adımlarla yürüyün ve kendinize güvenin bu yeterli…