İş görüşmesinde konuşmak ve dinlemek üzerine
İş görüşmelerinde, mülakatçı adayı çözmeye, anlamaya aradığı pozisyon için uygun olup olmadığını bulmaya çalışır. Bu yüzden sorular sorar.
Aday ise kendini anlatmaya, iş için ne kadar uygun olduğunu göstermeye, bu işte başarılı olacağını anlatmaya çalışır.
İki insan karşılıklı konuşmaktadır. Birinin seçme, birinin seçilebilme durumu söz konusudur.
Üçüncü bir faktör daha söz konusudur. Bunun adı zamandır. Zaman mülakatta kısıtlıdır. Çünkü, o gün içinde görüşmeyi bekleyen diğer adaylar vardır. Bu yüzden zaman çok iyi kullanılmalıdır.
Mülakatçının en sevmediği şey, süresi bittiği halde hala aday hakında yeterli fikir edinememektir. Bir aday için kararsız kalmışsa, o adayın işi bitmiş demektir.
Bu yüzden adayın, kısıtlı bir süresi olduğunu unutmaması gerekir. Bu kısıtlı sürede, mülakatçının kendisini tanımasını sağlamalıdır…
Burada devreye pazarlama girer. Seth Godin, uzun kitaplardan, kısa yazılara ve oradan da küçük kitaplara geçmiştir. Günümüz iş dünyasında zaman azalmaktadır. Zamanı iyi değerlendirmek gerekir. Zamanı en iyi değelendirmesi gereken kişi ise adaydır. Geçmiş deneyimlerini pazarlamayı bilen aday, mülakatçının sorularına en doyurucu cevapları verebilir. Mülakatçının ne aradığını bilirse, sorulara doğru ve kısa cevaplar verecek, mülakatı en iyi şekilde değerlendirecektir.
İş görüşmelerinde adaylar çok konuşmadan, sorulan sorulara kısa ve öz cevaplar verip konuyu dağıtmadan mülakatı vermelidir.
İş görüşmesinde çok konuşan adaylara gelince. Süre biter ve geriye cevaplanmamış sorular kalır. Aday, çok konuşup rahatlamış, kendince içindeki dökmüş ama aslında başarısız bir iş görüşmesi geçirmiştir.
Mülakkata her iki taraf da iyi dinlemelidir. Doğru insanı, doğru işe, doğru sorulara verilen, doğru cevaplar yerleştirir. Çünkü, konuşmayı ve dinlemeyi bilmek çoğu zaman, insanın hayatını değiştirir.


Çalışma zamanlarının bana uygun olmadığını bildiğim halde, bazen deneyim kazanmak adına mülakatlara gittiğim bile oldu.