İş hayatının en önemli kuralı

10 Mart 2010

aile

İş hayatı zorlu bir yoldur. Bu zorlu yolda, insan yönetmek, şirket yönetmek, müşteriyi yönetmek, şirketin mali yapısını yönetmek, tedarikçileri yönetmek gibi çokça şey yönetecek, çokça işle meşgul olacaksın. Sabah nasıl işe gittiğini ve akşam nasıl eve döndüğünü anlamayacaksın. İş hayatı başlı başına bir hayattır ve iş hayatında herkesin hedefi başarılı olmaktır. Şimdi iş hayatında başarıyı yakalamanın en önemli kuralını seninle paylaşacağım.

Zaman senin ömrünün geri gelmeyen önemli bir unsurudur. Günde sekiz saat çalışıp sekiz saat uyuduğun düşünülürse yemek ve yol gibi zamanları da çıkarırsak sana sadece dört saat kalır. Bu da hayatının altıda biri anlamına gelir. Yani altmış yılda kendine on yıl ayırabilirsin. Her şey bu on yıl için. Ne kadar kısa bir süre değil mi! Peki bu süre nasıl çoğalır?

Bu on yılı çoğaltmak için iş hayatını da mutlu geçirmelisin. Bunun yolu da iş hayatında başarılı olmandan geçiyor. Başarının pek çok kuralı vardır. Peki iş hayatında başarıyı yakalamanın en önemli kuralı nedir? Bu kuralı birazdan anlatacağım ama öncesinde sana gerçekten yaşanmış kısa bir öykü anlatmak istiyorum.

“Selim Bey, uzun yıllar çeşitli fabrikalarda çok zor şartlarda çalıştıktan sonra biriktirdiği paralarla kendi tekstil atölyesini kurup kendi işinin başına geçer. Yaşı henüz otuzdur ve yeni evlenmiştir. O kadar çalışkandır ki kısa sürede büyük şehirlerden birine taşınıp işini orada geliştirir ve biri girişimcilik hamlesiyle atölyeler bir alışveriş merkezindeki satış mağazasına dönüşür. Yıllar geçtikçe yeni alışveriş merkezlerinde yeni mağazalar açıp büyük bir tekstil mağazaları zinciri kurar Selim Bey.

Yıllar geçmesine rağmen, Selim Bey hala her sabah tüm mağazaları dolaşmakta, gece on ikiden önce eve gelmemektedir. Bu arada iki oğlu olur. Biri okulu devam ettiremeyip babasının yanına geçer, diğeri yurt dışında okur ama bir süre sonra onun da okulu bıraktığı ve baba parası yiyip yabancı ellerde gününü gün ettiğini öğrenir ve onu da atölyelerinden birinde işçi olarak çalıştırmaya başlar. Bir süre sonra abisinin yardımıyla küçük oğlu da merkez binaya yönetim kısmına gelip yerleşir.

Derken Selim Bey kalp rahatsızlığı yaşar, ciddi bir kalp ameliyatı geçirir ve işleri oğullarına bırakmak zorunda kalır. İşte bu noktada yeni bir durum ortaya çıkar. İki oğul bir olup işi yönetemezler. Önce satın alma hataları şirketin mali yapısını bozar, sonra yönetim hataları yetenekli çalışanları şirketten kaçırır. Derken, birkaç küçük mağazayı kapatmak zorunda kalırlar. Selim Bey ise işe gidememekte ve oğullarına çok kızmaktadır, şirketi yönetemedikleri için.

Satın alma hataları o kadar çoğalır ki şirketin kapısına haciz dayanır. Şirketin kalan malları satılır. O gün Selim Bey’e bir tek oturduğu evi kalır. Çocuklarının her biri ayrı tarafa dağılır. Koskoca başarı birkaç yılda eriyip gitmiştir. Selim Bey, neden böyle olduğunu uzun uzun düşünür ve sonunda iş hayatının çok önemli bir kuralını unuttuğunu fark eder. “Ailene zaman ayır”. Ailesine zaman ayırmayan, ailesini mutlu etmeyen, tüm zamanını iş yerinde geçiren kişilerin başarılı olma şansı yoktur. Selim Bey bunu çok geç hatırlamış ve artık her şey için çok geç olmuştur.”

Selim Bey’in hikayesinde, güvenmediği için profesyonel olmayan yöneticilerle çalışmaması, her şeyi kendi yapması, her şeyi tek başına kontrol etmesi yüzünden hızlı büyüme içinde olan şirketi kontrol edememesi, şirketi devredeceği ikinci kuşağı yetiştirememesi gibi unsurlarda var. Bunlar da başka yazıların konuları olsun.

İş hayatında başarının en önemli kuralını asla unutma. Ailene zaman ayır. Bu işine çok önem verme anlamına gelmiyor. Sadece aileni unutma anlamına geliyor. Eve çok fazla iş getirme. Ailenle de vakit geçir, çocuklarınla vakit geçir. Onların büyümesini izleyip, onlara yol göster. Ama bütün zamanını işte geçirirsen ne onların nasıl büyüdüğünü fark edersin ne de ileride şirketinin başına geçirecek birini bulabilirsin. Motivasyonu en iyi sağlayan unsur ailedir. Annen, banan, eşin ve özellikle çocuklarına zaman ayır. Onlardan aldığın enerji ile işinde daha çok başarılı olur ve hayatını daha mutlu geçirirsin. İşin ne kadar yoğun olursa olsun ailene zaman ayırmayı unutma!

*Bu yazım daha önce Geliştrend.com‘da yayınlanmıştır.

  1. 2010 Mart 11
    Sezai AKBIYIK permalink

    Öncelikle teşekkürler gerçekten güzel bir konuya değindiğiniz için. Ama size Selim Bey’in hikayesinden yola çıkarak bir şey söylemek istiyorum.Günümüzde birçok kişi gerek yönetici olsun gerek orta kademe çalışanlar olsun ya da mavi veya beyaz yakalılar olsun ailesini unutacak derecede çok hırslı ve yoğun çalışmakta ama bunun karşılığı olarak da iyi bir gelir elde edebilmekte. Örneğin katıldığım bir seminerde Microsoft’dan bir yöneticiyi dinlemiştim. Sabah altıda kalkıyor ve İstanbul trafiğinde saat sekizdeki işine yetişebilmek için yollara düşüyor ve gece 12 gibi evine gelebiliyor. Ama iyi bir gelir de elde ediyor. Bu durumda ya aileyi unutup para kazanacağız ya da aileye bağlanıp fakir kalacağız anlamına gelmiyor bu tabi ki de. Bunları dengeleyip hepsini bir arada götürebiliriz. Herkes böyle yaparsa ve Selim Bey’in tecrübesini örnek alırsa herşeyin daha güzel olacağına inanıyorum.
    Teşekkürler…

  2. 2010 Mart 12
    nigar permalink

    evet çok doğru,aile gerçekten çok önemli…..

  3. 2010 Mart 13
    murat başbug permalink

    herkes iş adamı olamaz herkes iş yönetemez

  4. 2010 Mayıs 30

    İş hayatında başarılı olabilmek ve çok para kazanabilmek için “hırslı olmak” yerinde bir tabir midir? Bunu tam olarak bilemiyorum.Yani hırslı olmanın parayı getirdiği ya da zarara soktuğuyla ilgili iki duyumsamam ve bir gözlemlemem var.Bu yüzden bu konuda net kişisel yorum yapmıyorum.Habertürk kanalında ekonomi programı izlerken izleyiciden bir email gelmişti email şöyle, “Abd de yaşayan bir Türk, çalıştığım ticaret merkezinde çokça yahudi var, ve onların çalışma hırsı beni korkutuyor” demişti.Konuya bu yönüyle bakınca hırslı olmak kazandırıyor denilebilir.Fakat benim tanıdığım inanılmaz ticari hırsla sağa sola atılan bir büyüğüm devamlı zarar ediyordu devamlı kaybediyordu.Bizce hırsından işleri yolundan çıkıyordu.

    Bu ikinci örneğe bakınca iş hayatında hırslı çalışmanın adını tam koymak yanlış olur, birbirinden farklı onlarca etkenide hesaba katmak gerekir.

    Saygılarımla

  5. 2010 Haziran 15
    Şükrü GENCER permalink

    prezentasyon kardeş

    Hırs sebeb-i hasarettir onun için hırslı değil ama azimli ( gayretli ) olmalıyız.

  6. 2010 Haziran 17
    Ekrem permalink

    Dengeyi sağlamayı öğrenmek gerçekten çok zor. Ama herşeyin de bir bedeli var neticede.

Yorum yaz

Not: E-Posta adresiniz yorumunuzda görünmeyecektir.

Bu yazının yorumlarına RSS ile abone olun