Yetenek ve Kariyer.com a Hoş geldiniz.

Yetenek ve Kariyer.com'da; Yetenek Yönetimi, Kariyer Geliştirme, Farkındalık, Motivasyon, Başarı, Mülakat, Özgeçmiş & Cv hazırlama, Sosyal Medya, İletişim, Özgelişim, İş Hayatı ve İnsan Kaynakları 2.0. hakkında yazılar bulacaksınız.
Geleceğin meslekleri ve yeni iş fırsatları

Geleceğin meslekleri ve yeni iş fırsatları

Dünya hızla değişiyor, yeni iş fırsatları ve yeni meslekler ortaya çıkıyor. 6-7 kasım tarihlerinde katıldığım, insan yönetimi kongresinde oturumlardan birinde, geleceğin meslekleri konuşuldu. Bu birbirinden ilginç mesleklerin bazıları sadece gelecekte değil, şimdi de birer meslek ve iş fırsatı olarak düşünülebilir.

1- Mutluluk Müdürü (Happiness Manager) : Herkes çalıştığı şirkette mutlu olmak ister. Bu mesleği yapanların görevi, şirkette çalışanları mutlu etmek için, planlar, programlar oluşturup, onların daha mutlu çalışanlar olmasını sağlamak. Buna bir nevi pazarlamanın şirket içi olanı diyebiliriz.

2- Karbon vergi danışmanı: Gelecekte karbon salınımları, daha da kirlenen dünyada, belirli kıstaslara ve ağır yaptırımlara maruz kalacak. Sanayi kuruluşlarının doğaya saldıkları karbon emisyonlarının, uluslararası çevre antlaşmalarına göre düzenlenmesi gerekecek. Salınan karbon oranlarına göre şirketlerden verigi alınabilecek. Bu nokta da şirketlere, ödeyecekleri vergilerin düzenlenmesi için karbon vergi danışmanları gerekecek…

.................................
Bir iş size ne katar? Ya siz o işe?

Bir iş size ne katar? Ya siz o işe?

İş görüşmelerinde, adayların en çok yaptığı hata “Şirketiniz bana çok şey katacağı ve bu alandaki gelişimimi sağlayacağı için…” tarzında cümlelerdir. Böyle cümleler kuruyorsanız, gelişiminizi tamamladığınızda işten ayrılacağınız veya o işi sadece gelişimizi sağlamak için istediğiniz düşünülebilir. Bir iş şüphesiz insana çok şey katar, ama bu iş görüşmesinde söylenmesi pek yararlı olmayan bir cümledir.

Çünkü şirketler size bir şeyler katmak için sizi işe almazlar. Şirketler eğitim kurumları değildir ve maaşınızı öderken, sizden bir şeyler beklerler. Onlardan mezun olmanızı beklemezler. Onlara başarı getirmenizi beklerler.

İş görüşmenizde, “Şirketinizin tanıtımı konusunda çok yararlı olabileceğimi ve bu durumun pazarlama departmanınıza katkı sağlayacağını düşünüyorum…” tarzında cümleler kurmanız ise çok yararlı olacaktır. Çünkü, bir iş sizin ona bir şey katmanızı ister.

.................................
Başarılı iş görüşmesi ve “iş”in önemi!

Başarılı iş görüşmesi ve “iş”in önemi!

Çok sayıda iş görüşmesine giriyorum. Gördüğüm en büyük problemlerden biri, karşımdaki adayların, işten çok, iş görüşmesine odaklanmaları. İş hakkında soru sormak yok, sorduğunuz sorulara yeterli cevap vermek yok.

Ama güzel konuşmak, kapıdan girerken gülümsemek, pozitif olmaya çalışmak, kendine güvenir tarzda oturmak, şık ve prezantabl olmak var. Amaç ve araç karışıyor. Şüphesiz bunda, mülakat teknikleri tarzı yazı, söylem ve eğitimler etkili oluyor.

İnsanlar, işten çok iş görüşmesine odaklanıyor, hatta çokça mülakata girip tecrübe edinmeye çalışan adaylar bile oluyor. Bu da her seferinde işi kaçırmalarına yol açıyor. Belli bir süre sonra, kendini mülakatta çok başarılı bulan kişi, neden işe alınmadığını algılayamıyor ve kendine güvenini kaybediyor.

Oysa, önce işe odaklanmak gerekiyor. “Kimi arıyorlar? Beni mi?” sorusu “Acaba, bu görüşmede başarılı olacak mıyım?” sorusundan daha önemli olmalı. Adayların mülakata değil, işe ve pozisyona odaklanmalarını gerekiyor. Tabi mülakata dağınık gelin anlamına da gelmiyor bu. Her şeyin önemi var “iş görüşmesinde” ama en çok “iş”in önemi var.

Mülakat geçecek ve siz o işe başlayacaksınız. Senelerinizi geçireceğiniz ve hayatınızı etkileyecek o işi, gerçekten isteyip istemediğinizi ve size uygun olup olmadığını sorularınızla iyice araştırın.

.................................
Hayat size, sizin gözlerinizle bakıyor

Hayat size, sizin gözlerinizle bakıyor

Gördüğünüz dünya, çoğu zaman sizin bakışınızla eşdeğerdir. Bir şeyleri kaybedeceğinizi düşünerek bir işe başlıyorsanız, bir şeyleri kaybedersiniz. Bir şeyleri kazanacağınızı düşünerek bir işe başlıyorsanız, kazanırsınız. Hayatımızda hep eksikliklere odaklanırız. “Aslında ofisim, caddeye bakan odada olmalıydı” deriz. Eksiklikler, daha fazla eksiklik getirir. Klasik hikaye. Bardak dolu mu boş mu?

Şirketlerini batırmış 3 kişinin yeni bir şirket kurup kazanma olasılığı daha başından sıfır oluyor. Önyargılar, başarıyı engelliyor. Aynı şekilde şirketlerini yükseltmiş 3 kişinin yeni bir şirket kurup batma olasılığı da sıfır oluyor.

“Yapamazsın, edemezsin, olmaz, biz 10 yılda bile yapamadık” sözlerini hep duyarsın.Oysa onlar öyle gördüklerinden öyle olur. Genelllikle şirkete yıllar sonra dışarıdan katılmış bir çalışan, eski çalışanlara göre daha başarılı olur. Bunun nedeni henüz şirket hakkında önyargılarının olmamasıdır. Böylece şirket de ona karşı önyargılı olamaz. Hayata bakışı ve hayatın bakışı gibi.

.................................
Y kuşağı ve İnsan kaynakları

Y kuşağı ve İnsan kaynakları

Sanayi devrimi, sert ve tepeden yönetim gerektiriyordu. Baskıcı bir çalışma düzeni ve makineleşmiş insanlar vardı. (Makineler, insanların yerini alıyordu, insanlar bu açığı kapatmak için makinelerle uyumlu ve makinelere benzer şekilde çalışmaya başladılar. Derken sanayi devrimi Tofler‘in Zenginlik devrimine bıraktı yerini. Ve inanılmaz bir bilgi devrimi yaşamaya başladık.İnsan Kaynakları, tıpkı pazarlamacılar gibi, Z ve Y kuşağı ile yakından ilgilenmeli.

3. Dalga olarak bilinen Bilgi Toplumu yavaş yavaş oluşmaya başladı bile. Bununla birlikte müşteri istekleri daha da artı. Bu da donanımlı personel demek. Donanımlı personel ise genellikle şu anda Y kuşağından(1977-1994 doğumlular) oluşuyor.Gelelim Y kuşağının bazı bilinen özelliklerine.

  • Çok kanallı TV ile büyümüşler, internet’i tanıyıp hemen adapte olmuşlar.
  • Uzun süreli sadakat göstermeyen ve kolay kolay tatmin olmayan bir yapıya sahipler.
  • Kendilerinde ve işvereninden beklentileri oldukça yüksek
  • Eğitimin ve öğrenmenin sürekli olmasına inanıyorlar, şirket içi eğitimleri önemsiyorlar
  • Sorumluluk almaya çok hevesliler ve hemen kendilerini ispat etmek istiyorlar
  • Kendini ve tercihlerini rahatlıkla ortaya koyabiliyorlar, daha girişimciler.
  • Rahatlarına düşkünler, çalışmayı ve sosyalleşmeyi pek sevmiyorlar.
  • Direkt emir almaktan ve ast olmaktan hoşlanmıyorlar.
  • Yüksek otorite karşısında çok rahatsız oluyorlar, daha esnek ve anlayışlı patronlar/yöneticiler istiyorlar
  • Kendi fikirlerine çok önem veriyorlar ve fikirlerinin mutlaka sorulmasını istiyorlar.
  • İleriye dönük olarak eski kuşaklara göre daha hırslılar, çok çabuk yükselmek istiyorlar.
.................................
İş hayatında başarılı olmanın yolları

İş hayatında başarılı olmanın yolları

İş hayatında ne yaparsak yapalım, ya da daha geniş bakacak olursak, hayatımızda ne yapacaksak yapalım, hep başarılı olmaya çalışırız. Başarı çoğu kişinin hayatında, para ya da verilecek ödüllerden daha değerlidir. Peki başarılı olmanın yolları var mıdır? Hatta bunu beş maddeye indirip, bunları uygularsanız başarılı olabilirsiniz, diyebilir miyiz? Cevap kesinlikle “hayır”dır.

Eğer, böyle basit yollar olsaydı herkes başarılı olurdu. Ama herkes başarılı olamıyor. Emin olun, bunu sağlayacak bir kitap da henüz yazılmadı. Yazıldığı iddia ediliyorsa da doğruluğundan şüphe etmek gerekiyor. Yani insanı 5 dakida başarılı yapacak bir formül yok.

Bunun en büyük nedeni, insanların kişilik olarak farklı olması ve kendilerine ait bir karakter yapılarının olması. Doğal olarak bu da farklılığı getiriyor. Hepsine bir başarılı kuralı verip, hepsinin başarılı olmasını sağlamak imkansız.

Başarı kişinin yapısına göre değişecektir. Şu soruyu sormak gerekiyor. Ben nasıl başarılı olurum? Bu sorunun cevabı ise soruyu soranda yatıyor. Nasıl başarılı olacağını sadece kişinin kendisi bilebelir. Resim yapmaktan çok hoşlanan ve çok güzel çizimleri olan bir ilk okul öğrencisi düşünün. Bu çocuk liseye geçtiğinde matematiği ve fiziği hiç sevmeyebilir ve okulda başarısız bir öğrenci olabilir. Bu durumda, bu çocuğu tembel ve zeki değil diye suçlamak mı lazım?

.................................