• Ana Sayfa
  • Hakkımda
  • Abonelik
  • Kitaplık
  • Bağlantılar
  • İletişim

Başarı yolunda ilk adım

5 06 2007

Gecenin karanlığında İstanbul’dan Ankara’ya doğru ilerleyen bir araba düşünün. Farlar ancak birkaç yüz metreyi göstermesine rağmen, karanlığın içinde İstanbul’dan Ankara’ya kadar gitmenizi sağlar.

Çünkü ilerlemek için sadece 200 metreyi görmemiz yeterlidir.

Bu aslında hayatın önümüze nasıl açıldığını anlatıyor. Birbirini izleyen 200 metrelik karanlık yolun sırayla önümüze açılacağına güvendiğimiz takdirde, hayat bizim için açılmayı sürdürecek ve sonunda istediğimiz neyse, bizi o hedefe doğru götürecektir. Çünkü biz böyle isteriz. Bu konuda evrene, kendimize ve yaşadığımız hayata inanmamız gerekiyor.

İnanma yolunda ilk adımı atın, bunun için merdivenin tamamını görmeniz gerekmiyor. Sadece ilk adımı atın, başarı o ilk adımla başlar.

Merdivenin tamamını görmeye çalışırsanız, o ilk adımı hiç atamazsınız. Başarı, birden bire ve topluca değil, parça parça geçilerek ulaşılacak bir yoldur.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (11 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : 4 yorum var
Kategori : Kişisel Gelişim, Başarı, Pazarlama

Girişim ve İnovasyon Kongresi

29 05 2007

İnovasyon terimi son zamanlarda sıkça hayatımıza girmeye başladı. Bu konuyla ilgili çokça kitap(1,2) iş çevrelerinde okunmakta ve inovasyon ile yeni çözümler aranmakta. İnovasyon rekabetin yeni adı oluyor. Hatta “İyi olan değil, farklı olan kazanır” gibi iddialı sözler bile duyuluyor. Konu ile ilgili konferaslar da yavaş yavaş çoğalıyor.

Bunlardan biri de BTSO(Bursa Ticaret ve Sanayi Odası) tarafından düzenlenen 5. Ulusal Girişimcilik Kongresi bu yıl, 31 Mayıs -1 Haziran tarihlerinde BTSO Kongre Merkezinde yapılıyor. Girişimcilik kongresinin teması bu yıl “Girişim ve İnovasyon“. İki gün sürecek kongreye çok sayıda alanında uzman konuşmacı katılıyor. Kongre programına buradan ulaşabilir, buradan online kayıt yaptırabilirsiniz. Ayrıca 2 gün sürecek bu kongreye katılım da tamamen ücretsiz.

BTSO son zamanlarda Bursa’lı iş çevreleri için güzel kongreler, konferanslar hazırlıyor. Bu kongrenin de oldukça yararlı olacağını düşünüyorum. Üstelik böyle bir kongreyi ücretsiz düzenlemeleri gereçekten tebrik edilecek bir durum. Bu hem iş adamlarının inovasyonu tanımasını teşvik ediyor, hem de Bursa gibi “İstanbul’un arka bahçesi” sayılan ama aslında hiç de öyle olmayan, Türkiye ekonomisinin büyük lokomotiflerinden olan bir kentin gelişimine büyük katkıda bulunuyor. BTSO’nun düzenlediği bu kongreyi kaçırmamanızı ve yer kalmaması ihtimaline karşılık bir an önce kayıt yaptırmanızı tavsiye ederim.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (6 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : Henüz yorum yok
Kategori : Pazarlama

Niş Pazarlama, internet ve büyük fikirler

25 05 2007

İnternet iş fikri bulma açısından inanılmaz bir açıklığa sahip. Yeni gelişen ve 5 sene sonra bu pazarda ektili olacak tüketici grubu gençlik tamamen internet ile hayata bağlanmaya başlayacak. Şimdiden bağlanmaya başladı bile. Bu durumda, internette gelişecek iş fikirlerinin sağlayacağı başarılar inanılmaz boyutlara ulaşacak diyebiliriz. İnternetin en büyük özelliği, aranılan bilginin/ürünün/hizmetin gerçekten ona ihtiyacı olan kişiye(Veya olabilecek kişiye) çok yakın mesafede duruyor olması. Buna aslında niş pazarlama diyoruz.

“Heykelin duvarda oturduğu oyuğu, boşluğu tanımlamak için mimaride ‘niche’ sözcüğü kullanılır. Bu sözcüğün bir başka anlamı ise, kişinin kendisine en uygun işi, yeri ve pozisyonu bulması. Dilimizde ‘niş’ olarak yerleşen bu sözcük, aynı zamanda modern pazarlamadaki son akımlardan birini de tanımlar. Niş pazarlama olarak bilinen bu akım, kimilerine göre hedef pazarlama, kimilerine göre ise, bölgesel pazarlamayı ifade eder.

‘Niş pazarlama’ göreceli olarak benzer niteliklerde mal/hizmetlere gereksinim duyan, bir ya da daha çok benzer özelliği paylaşan, küçük bir tüketici kitlesinin istemlerini daha iyi karşılamak amacıyla geliştirilen pazarlama faaliyetlerine denir. ‘Niş pazar’ ise, gereksinimleri tam olarak karşılanamayan küçük bir müşteri grubunun istemlerini daha iyi karşılayabilmek için belirlenen çok dar kapsamlı, küçük bir pazar bölümüdür.”(*)

Bu çok dar kapsamlı pazar, internette birden bire çok geniş kapsamlı bir pazar haline de gelebiliyor. Çünkü internetin nufusu inaılmaz büyük. Hedef pazarlama olduğu için ulaşılabilirlik te yüksek seviyede. Üstelik kişiye özel iletişim kurmak daha rahat.

Gelelim ikinci kısma. Bu web kullanan tüketici aynı zamanda içeriği de katkı yapmak ve işin içinde yer almak istiyor. Yani müşteri sadece bakıp gitmeyecek, aynı zamanda kendine özel bu hizmet’i belirleyecek de.

Yani önümüzdeki yıllarda, internet üzerinden niş pazarlama yapmak çok başarı kazandıracak. Üstelik bunun için çok yüksek maliyetler de çıkmıyor. İşini nette kurup, burada yeni iş fikirleri geliştirecek kişiler büyük işler yapacaklar.

Avrupa/Amerika da bu oluyor. İş fikrini buluyorsunuz, geliştiriyor ve tanıtıyorsunuz, sonra büyük bir kuruluş inanılmaz paralar karşılığında bu işi sizden alıyor. Son örnek Youtube’un satışı oldu. Bu tarz uygulamalarda en çok göze batan husus samimiyet. Yaptığınız işte samimi olmanız gerekiyor. Bir öykünüzün olması gerekiyor ve kime hitap ettiğinizi bilmeniz gerekiyor.

Türkiyede blog sayısı hızla yüzbinleri geçmeye başladı. Dünyada 50 milyonu aşkın blog var. Türkiyede 3 milyon bloga ulaşıldığında olabilecekleri ve çeşitli iş fikirlerini şimdiden göz önüne getirebiliyor musunuz?

Hep bu güne değil, geleceğe de yatırım yapmak gerekiyor. İyisi mi şimdiden projelerinizi hayata geçirmeye başlatın. Küçük işletmeler(hatta bir kişilik işletmeler) daha başarılı olacaklar ve büyük iş fikirleri gerçekleştirecekler.Diyelim ki fikriniz büyüdü ve büyük bir şirket tarafından alındı (Bunun uzun dönemler boyunca süreceğini düşünüyorum) Bundan sonra yeni bir ikir geliştirmeniz gerekecek. Şu anda internet pazarı bu fikirlere o kadar aç ki, fikri bulduğunuz anda büyük işler yapabilirsiniz. Devler hep başarılı olacak değil! Belki de sıra küçüklerde. İnternet ekonomisi farklı bir yöne doğru ilerleyebiiyor. Uzun kuyruk(The long tail) buna farklı bir açılım daha getirmişti ve yeni fırsatları göz önüne sermişti. İnternette iş yaparken geniş düşünmek oldukça önemli.

Niş pazarlama alanınızı yaratın, fikrinizi bulun ve hemen işe koyulun ve lütfen bu arada interneti ve bilgisayarı kullanmayı da iyice öğrenin. Teknolojiyi takip edemezseniz sonunuz geldi demektir. Türkiyede, 40 milyon tane insan elinde cep telefonları, her gönderdiğiniz mesajı okumaya hazır beklerken, evlerinde yüksek bant internet kullanan 10 milyon kullanıcı sizi beklerken, sokaktaki reklamlar bile, ilk önce bloglarda gezinmeye başlarken, eliniz bilgisayara bile değmiyorsa, sonunuz yakın demektir. İlk işiniz bilgisayarı ve özellikle interneti iyice öğrenmek olsun. Web teknolojileri fikrinizi çok hızlı hayata geçirmenizi ve istediğiniz kişilere ulaştırmanızı sağlayabilir. Yıllar önce yazdığın yazılar ayda altı bin kişi tarafından okunacak deselerdi “hadi be!” derdim oysa bir gün almış bin kişi tarafından okunmadığında “Hadi be!” diyeceğim galiba. Pazar giderek demokratikleşiyor ve hard power-soft power dengelerinde değişiklikler meydana geliyor.

Küçük işletmeler (Hatta tek kişi) ve büyük fikirler dönemi başladı. Kim bilir sizin de şu iki arkadaş gibi bir senede 1.6 milyar dolar eden bir fikriniz olabilir. Bu da o kadar büyük paralar etmese de başarılı bulduğum başka bir iş fikri. Veya neler mi yapmışlar başkaları ?Küçük bir işletmeniz olabilir, tek başınıza olabilirsiniz ama fikirleriniz varsa, bunun için gelecekte en iyi pazar internet olacak. En iyi müşteriler de internette olacak. En iyi fikir de neden sizin fikriniz olmasın?

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (7 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : 1 yorum var
Kategori : Pazarlama

Pazarlamada personel faktörü ve müşteri

18 05 2007

Bir arkadaşım, “Pazarlamacılar, satış yapan elemanlarına neden daha çok ürün sattırmaya çalışırlar?” diye bir soru sordu.”Daha çok satmaya çalışan personelden ben ürün almam” diye de ekleme yaptı.

Bu aslında müşteri olduğumda beni de sıkan bir durumdur. Zorla bir şeylerin kendisine satılmasını kimse istemez tabi ki. Pazarlamacılar, için daha çok satış işin sonuç kısmıdır. Daha çok satış ise sadece satış elemanının yapabileceği bir şey değildir. Çoğu zaman, yetersiz bir ürünü size satmaya çalışan biri ile karşılaşmışsınızdır. Ne yapsa da alamazsınız. (Bu, “Zorla satış” konusunu başka bir yazıya saklıyorum)

Aslında arkadaşın sözü aklıma başka bir şeyi getirdi. Siz pazarlamacı olarak her şeyi yapar, ve ürününüzü en iyi şekilde müşteriye anlatırsınız. Hikayeniz mükemmel, ürününüz mükemmeldir. Ama gelin görün ki, müşterinizi kızdıran tek bir satış elemanı sizin ürününüzün satışını engelleyebilir. Kısa zamanda bu aksi personelinizin ünü o bölgedeki diğer müşteriler tarafından da duyulur. Ve bir anda satışlarınız düşer. Özellikle ülkemizde başkasının tavsiyesi ile hareket etme oranı oldukça yüksektir. Bir anda tüm pazarlama planlarınız bir personel yüzünden o bölgede sekteye uğrayabilir.

Çözüm : Personeli eğitmek, bilgilendirmek, gelişmesini sağlamak. Çünkü onlar müşteri ile temas sürekli temas halinde. Müşteri sizi tanımaz, personelinizi tanır. Bu yüzden tüm yapacaklarınızdan önce personelinizin haberi olsun. Kısaca tüm şirket pazarlama yapmalı.

Dipnot : İş hayatımda yoğun ve yüksek tempolu günler geçiriyorum. Zaman neredeyse yetmiyor. Bu yüzden biraz az yazıyorum. Umarım bu durumu anlayışla karşılarsın sevgili okurum.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (6 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : 1 yorum var
Kategori : Eğitim, İnsan Kaynakları, Pazarlama

Keşfedilmemiş kombinasyonlar zamanı

14 04 2007

“Yeniliğin keşfedilmemiş çok fazla alanı yoktur. Ancak keşfedilmemiş kombinasyonlar vardır.” Bu söz Seth Godin’e ait. Kombinasyon bildiğiniz gibi “Birleşim” anlamına geliyor.

Yeni keşfedilen hizmet ve ürünlere baktığınızda en çok dikkat çekenlerin kombinasyonlar olduğunu göreceksiniz. En son aklıma gelen iphone. İsmi bile kombinasyon. Bir mp3 player ve bir telefonun birleşimi yeni bir şey oluşturuyor ve hem mp3 player hem de telefondan öte bir şey ortaya çıkıyor.

Günümüz, pazarlamacıları ve trend belirleyicileri bu kombinasyon konusuna çok önem veriyorlar. Yoğurt zaten var olan bir şey. Yani bir daha yoğurt bulma şansınız yok. Bağırsak ilaçları da uzun zamandır var olan bir şey. Yani bu iki guruptan da size ekmek çıkmayacak demektir. O zaman hemen kombinasyon ortaya çıkıyor. Prebiyotik yoğurt. Hem ilacın, hem yoğurdun işlevini taşıyor ve ürün bir anda piyasada patlıyor. (Bknz.Activa) Artık pazarda keşfedilmemiş kombinasyon aramanız gerekiyor. Her şey muhtemelen keşfedildi ve geriye kombinasyonlar kaldı.

Sadece ürün için değil, hizmet için de kombinasyonlar bulabilirsiniz. Kombinasyonları yakalamak için, sezgilerinizin çok güçlü olması ve bakış açınızın çok geniş olması gerekiyor. Yakalayacağınız şey “Ahenk”. Trend izleyiciler bu ahengi çok iyi algılıyorlar. Yeni trendler hep kombinasyon üzerine. Zaman keşfedilmemiş kombinasyonlar zamanı. Yeni bir şey olmasa da mutlaka yeni bir kombinasyon vardır ve bu kombinasyonlar, sıradan bir şeyden çok daha fazla ilgi çekecektir. Ama unutmayın ki, sadece sezgileri güçlü ve geniş düşünebilen kişiler/şirketler bu kombinasyonları fark edip hayata/paraya çevirebilirler.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : 5 yorum var
Kategori : Pazarlama

Yaratıcı, yenilikçi, keyifli…

9 04 2007

“O, İTÜ İşletme Mühendisliği okurken blog tutmaya başlayan ve bu (Türkçeİngilizce) blog sayesinde kendi vizyonunu bulan biri. Bir fikir avcısı. Springspotters‘da tüm dünyada en fazla gözlemi yayınlanan kişi. Ve birçok markaya danışmanlık veren, uluslararası yayınlarda yazıları yayınlanan bir trend gözlemcisi.

Örneğin trend avcılarının en önemli network’ü sayılan“Flickrpreneur” gibi pazarlama dünyasına hediye ettiği kavramlar var. Geçen sene yapılan Kariyer Net’in Fikir Yarışması birincisi, Lovemark Konferansı paralelinde yapılan “Türkiye Marka Aşklarını Arıyor” yarışma birincisi, Second Life Business Plan yarışması dünya ikincisi. Google Earth üzerinde yarattığı farklı CV çalışması ile binlerce kişinin dikkatini çeken, şimdi de bu binleri milyonlara çekecek “Google Bize Logo Yapsana!” projesi ile gündeme gelen bir genç. Marmara Üniversitesi İşletme’de yüksek lisans yaparken, aynı zamanda 41 29 isimli dijital pazarlama ajansında yarı zamanlı çalışıyor. Yaşı 24. Adı Özgür Alaz.”"

Özgür‘ü 2 seneye yakındır tanıyorum. Sıradışı fikirleri ve mütevazı kişiliğiyle, hayranlık duyduğum birisi. Genellikle yaşının başını almış Ceo ve gurularla yapılmış söyleşileri, röportajları okuruz. Ama bu sefer çok daha genç biri ile yapılmış (yukarıda giriş bölümünden bir kısmı alıntıladığım) bir söyleşiyi okuyacaksınız. Fikir Atölyesinden sevgili Tunç, Özgür Alaz ile güzel bir röportaj yapmış. Yaratıcı, yenilikçi, keyifli fikirler üreten bu kişiyi daha yakından tanımak istiyorsanız bu röportajı mutlaka okuyun.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (3 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : Henüz yorum yok
Kategori : Pazarlama

İnovasyona nasıl başlarsınız?

31 03 2007

İnovasyon son zamanlarda çok konuşuluyor. Dün inovasyon ile ilgili bir toplantıya katıldım. Dünyanın sayılı teknoloji şirketlerinden birinin yöneticisi inovasyonu anlattı. Dinleyiciler pek bir şey anlamadılar. Sanki dev şirketlerin haricinde kimse inovasyon yapamaz gibi bir hava oluştu salonda.

Konuşmacıya bir soru sordum. “Tamam güzel anlatıyorsunuz da küçük ve orta boy işletmeler bu işe nasıl başlayacaklar? Yani minimum mali kaynak ile inovasyon nasıl başlayacak?”

Cevap, ise beklediğimden daha iyiydi. “İşe kendiniz gibileri değil de farklı insanları alarak başlayacaksınız, yani size benzemeyen insanları şirketinize alacaksınız. Değişik insanlar, değişik fikirler getirecekler. Özellikle yöneticileriniz, yani işinizi geliştirecek kişiler, farklı, yaratıcı ve size benzemeyen, şirket kültürünüzü hemen kabul etmeyecek, kendi yöntemlerini ve yeniliklerini oluşturabilecek kişiler olacak”

Paranız yoksa, insan kaynağınız var. Değişik insanlardan korkmayın, çılgın fikirlerden korkmayın, hep sistemi eskisi gibi veya sizin gibi işletmeye çalışan insanlar size bir şey katamazlar ve inovasyon olmaz.

Şirketinizde son zamanlardaki en büyük fikirler kimlerden çıkıyor? Yeni elemanlarınızdan mı yoksa 10 yıllık personelinizden mi?

Ayrıca, her zaman inovasyon olması gerekiyor. Nefes alıp vermek gibi ama önce inovasyon yapacak farklı insanları işe alma cesaretini gösterebilmeniz gerekiyor. Sonra bu insanları geliştirmeli ve yenilik yapmaya teşvik etmelisiniz. Ve lütfen onları hemen kendinize benzetmeye çalışmayın. Bırakın, kendileri gibi kalsınlar.

Güncelleme (12.04.07) : İnovasyon hakkında daha çok bilgiye sahip olmak istiyorsanız, 17 Ekim 2006 tarihinde yapılan, 1. İnovasyon Konferansı sunumlarına buradan ulaşabilirsiniz.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (4 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : 7 yorum var
Kategori : İnovasyon, Yeni İş Fikirleri, Pazarlama

Pazarlamada karar süreci ve digg sistemi

23 03 2007

iliket3.jpgDigg, kurulduğu günden beri, milyonlarca kişinin ziyaret ettiği bir siteydi.. Yapılan yazı girişi, eğer beğenilirse digg’de en üst sıralara çıkıp daha çok kişiye ulaşma imkanına kavuşur. Hele ana sayfaya girmişse yüz binlerce kişiye ulaşmış olur.

Neredeyse çoğu reklam yönteminden daha etkili bir yöntem. Bir şeyi yaymak için kullanılan bir yöntem. Peki bu yöntem nasıl pazarlama ile birleşir?

İnsanlar bir ürünü satın alırken, karasızdırlar. Karar vermelerini kolaylaştırmak için şirketler, reklam ve broşürlerle ürünü desteklerler. Ama günde binlerce reklam maruz kalan bir tüketicini reklamlara göre satın alma oranı, binde bir dir. Ama arkadaşından veya bir topluluktan tavsiye alınan üründe bu oran neredeyse beşte birdir. Neredeyse 200 kat daha etkili ve ücretsiz.

Bu toplulukların bana göre en etkilisi digg. Digg’i bir sistem olarak düşünürsek, bu sistemi başka nasıl kullanabiliriz diye kafa yormakta fayda var.

İşte Springwise’ın bu haftaki bülteninde, bununla ilgili güzel bir iş fikri yer alıyor. Fikir, digg sistemini ürünlere uyarlamış ve site adı, iliketotallyloveit.com. Siteye, digg’de olduğu gibi, kısa bir açıklama, ürünün resmi ve ürünün sitesini yerleştiriyorsunuz ve beğenildikçe digg’de olduğu gibi oylanıyor ve en üst sıraya çıkıyor. Sevdiğiniz her şeyi ekleyebiliyorsunuz. En çok oyu alan ürün aynı zamanda çok sevilenler bölümüne de ekleniyor. Burada ilk sırada Aspirin, ikinci sırada MacBook pro var. Liste uzayıp gidiyor. Digg’de olduğu gibi, günlük olarak ana sayfadaki ürünler değişiyor. Hatta kendi geliştirdiğiniz bir ürünü bile buraya ekleyebilir ve gerçekten ilginç bir şeyse, oylarla en üst sıraya çıkıp, anında binlerce kişiye ulaşabilir. Gerçekten site kurucularını tebrik etmek lazım. Güzel bir fikir bu ama daha da geliştirilebilecek bir iş fikri.

Geliştirilmiş hali nasıl olabilir? Online alışveriş sitelerini hepiniz biliyorsunuz. Bu sitelere basit bir digg sistemi eklenebilir. Ana sayfaları oylamaya dahil olabilir. Bir idefixe veya weblebi de bu sistem kullanılabilir. Tavsiyeler, bu sitelerde çok önemlidir ve satışları katlayabilir. Hatta hemalhemsat tarzı, gittigidiyor tarzı kullanıcı içerikli sitelerde bile uygulanabilir. Ama “Oyla” yerine “Sevdim” “Beğendim” “Hoşlandım”ifadeleriyle oylama sistemini kurmak gerekiyor.

Tavsiyelerin nasıl etkili olduğunu ve katlanma hızını görmek için pcdepo isimli sitedeki şu ürüne bir göz atmanızı isterim(Gerçi ürün özellikleri ve fiyat durumu çok uygun) ama tavsiyelerin uzaması satın almayı artırıyor bence. Ayrıca online olmayan ortamdan bu ürünü söylenti yoluyla duyduğumu da eklemeliyim.

Türkiye’de bir girişimci, iliketotallyloveit tarzında işleyen online bir alışveriş sitesi açsa satışları nasıl olurdu? Kısa sürede, katlanarak satış artıracağını düşünüyorum. Dünyada bu tarzda bir online alışveriş sitesi var mı bilmiyorum. Amazon.com da tavsiyeler çok önemli ama digg tarzı sistemle çalışan online bir alışveriş sitesi henüz yok. Hatta digg ve tavsiyeler birlikte kullanılabilir. Örnek olarak, Google artık karar verme sürecini kısaltamamaktadır ama Google’ın da ilerleyen yıllarda arama motoruna buna benzer bir tarzda bir sistem ekleyeceğini okudum bir yerden. Yine de Google’dan önce davranmakta fayda var :)

Tavsiyeler inandırıcıdır, ve müşterinin karar verme hızını inanılmaz derecede yükseltebilirler. Pazarlamacıların asıl amacı da karar verme sürecini kısaltmak ve karar hızlandırıcı sistemler kurmaktır. Bu sistemde ürün yayınlayan kullanıcılar, ürünün reklamına maruz kalmış, ürünü almış, denemişlerdir. Kısaca bu kullanıcılar, filtreleme yaparak, en son haliyle ürünü size sunmuşlardır. Bu filtreleme en iyi ürüne en uygun fiyata ve en hızlı şekilde ulaşmanıza yol açacaktır.

Olası müşteriler için,kararları kolaylaştırarak, karar sürecini kısaltmak, katlanan bir satış getirebilir. Özellikle online ortamda web 2.0’ın üreten tüketici’siyle bunu gerçekleştirmek daha kolay.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : 4 yorum var
Kategori : Pazarlama

Yeni, eski, değişmek ve pazarlama

17 03 2007

“Yeni” kavramını karşılayan bir şey ortaya çıkmadan, “eski” kavramı ortaya çıkamaz. “Yeni”nin ortaya çıkması aynı zamanda “eski” ismini alanın sonunun gelmesi de demektir.

“Yeni”nin ortaya çıkmasını sağlayan genellikle “eski”nin gücünü kaybetmesidir. “Eski” gücünü kaybettiği takdirde “yeni” hemen ortaya çıkar. Bazen “eski, yeniye hemen ortalığı bırakmaz, mücadele eder. Bu aynı zamanda yeninin kendini ispat etme anıdır da.

Tüm bilimlerde veya kuramlarda eski yeni çatışması süregelmektedir. Aynı şey pazarlama içinde geçerlidir. Pazarlamada da yeni fikirler/kavramlar/tanımlar/yöntemler ortaya çıktıkça eskiler daha az rağbet görmeye başlamaktadır.

Bu durum, eski kavramlar üzerine kurulmuş strateji, şirket ve kişileri de zorlamaktadır. Çünkü sistem değiştirmek, gerek maliyet, gerekse eldeki insan ve beyin gücü açısından oldukça pahalıya mal olmaktadır. Veya eski sistem üzerinden kazanmaya devam edenler, sistemi ellerinden kaçırmamak için yeniye çok şiddetli direnç göstermektedirler.

Bu durumda, yeniye karşı durmak en iyi yol gibi görünmektedir. Oysa 21. yüzyılda çok farklı bir durum söz konusu.

Bu bilginin hızı ve çokluğudur. 21. yüzyıl 10-20 yıllık planları ve sistemleri kaldıramamaktadır, çünkü değişimin hızı korkunçtur. Mesela şu anda bildiklerimiz 2050 yılında bildiklerimizin %1 i kadar olursa. Ya o zamana kadar öğrendiklerimiz % 99 olursa. % 99 değişim oranıdır aynı zamanda. Değişime endeksli bir sistemde değişemeyenler % 1 bilgiyle yetinmeye de mahkum olabilirler. Bu durumda da işlerini güçlerini kaybedebilirler.

Bilgi hızı sürekli değişimi gerekli kılmaktadır. Ama değişmeden önce gelişmeyi sağlamak, ardından gelişmeye başlamak gerekiyor.

Toffler bilgi çağında bazı toplumların klasik ekonomik döngüyü takip etmeden birkaç aşamayı atladığını söylemektedir. Mesela, Hindistan’da tarım toplumundan sanayi toplumuna geçmeden, direkt olarak bilgi toplumuna geçen bir köyden bahsetmektedir.

Aynı şey pazarlama için de geçerli olabilir. Son zamanlarda “yeni ve eski pazarlama yöntemleri/türleri” tartışmaları sıkça oluyor. Bir gün biri çıkıp bildiğiniz her şeyi unutun, çünkü zaman değişti diyebilir. Burada bildiğiniz yanlış değil, bildiğiniz artık kullanılmıyor demek isteyebilir. Ama bazen gözleriniz kendinizden başkasını göremeyecek derecede kör olur. Yeniliği kendinize yapılmış bir saldırı olarak kabul edersiniz. Ama siz ısrarla yeni olan tukaka derseniz, eninde sonunda kendiniz tukaka olursunuz.

Yeniye kör bir bakışla saplanın demiyorum. Tabi ki doğru olup olmadığını araştıracaksınız ama sırf bildiklerinizi değersiz kılıyor veya sizin yönteminizi sarsacak diye yeniye karşı çıkmak, yok oluşu ertelemek ve daha feci hale getirmekten başka bir şey değildir. Kodak bu konudaki en iyi örnektir. Film satma işi dijital makinelerle sona erince, o da yazıcı piyasasını derinden sarsacak bir buluşa odaklandı. Film işine ısrarla devam etseydi, şu anda batmıştı. Yeniyi alın inceleyin ve artık eskiye ihtiyacınız yoksa, eskiyi de elden çıkarın ve lütfen değişmekten, gelişmekten korkmayın!

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (3 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : 3 yorum var
Kategori : Yeni Trendler, Pazarlama

Yıldızlarla aranız nasıl ?

5 03 2007

Yöneticiler, liderler, patronlar, zamanlarının çok büyük bir kısmını verimsiz personelle, problemli personelle ve problemli yöneticilerle geçirme eğilimi taşırlar.

Problemli personeli iyi birer çalışan haline getirebilmek için uğaşır, onları teşvik edip dururlar.

Patronlar, yöneticiler, liderler zamanlarının büyük çoğunluğunu aslında şirketlerindeki yıldızlarla geçirmeliler. Yıldızlar derken kastettiğim en iyi , en başarılı çalışanlardır ve zaten başarılı oldukları için patronlar onları kendi haline bırakır.

Başarılı diye “onunla ilgilenmeye gerek yok, zaten başının çaresine bakar” dememeli, tam tersine bu başarılı insanlardan öğrenebileceklerinizi ve size katacaklarını düşünmelisiniz. Ayrıca unutmayın ki başarılarında sizin motivasyonunuza ihtiyacı vardır.

Yıldızlarla daha çok vakit geçirin, ışıklarının sizin ışığınızı da artıracağından emin olabilirsiniz.

Aylık değerlendirmenizde sadece başarısızlıkların nedenlerini masaya yatırmayın ve başarısızlara hesap sormayın, başarılı olanları da dinleyin ve başarılarının nedenlerini çözmeye ve öğrenmeye çalışın.

Bu durum, başarıyı sürekli hale getirecek, yıldızların, sizin ve şirketinizin daha çok başarılı olmasına yol açacaktır.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (4 oy verildi)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Yorumlar : 5 yorum var
Kategori : Farkındalık, İnsan Kaynakları, Kişisel Gelişim, Pazarlama

« Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki »

Sponsor

     

Yeni Yazılar

  • Ev konseptinin önlenemez yükselişi
  • Balıkçı ile yaşlı iş adamının öyküsü
  • Y kuşağı ve İnsan Kaynakları
  • İş hayatında başarılı olmanın yolları
  • Sıkılan erkekler satışları nasıl yükseltir?
  • Mutluluk ve sen
  • Yeni İnsan Kaynakları veya İ.K. 2.0.
  • Pazarlama ve Karnaval
  • Kariyer sitelerinden yapılan hatalı başvurular
  • Ürün geliştirme ve hizmet geliştirme?
  • Sunum hazırlarken nelere dikkat etmeli?
  • Büyük fikir nasıl bulunur? The Big Idea
  • Gelişen teknoloji ve yeni iş fırsatları
  • Tersine akıl hocalığı ve genç çalışanlar
  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi

Son Yorumlar

  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi yazısı için HAKAN DEMİR tarafından yapılan yorum
  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi yazısı için K.Can tarafından yapılan yorum
  • Pazarlamacı olmak ya da olmamak yazısı için ECEM ÇOBANOĞLU tarafından yapılan yorum
  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi yazısı için Umut tarafından yapılan yorum
  • Sıkılan erkekler satışları nasıl yükseltir? yazısı için Bahadir Kotan tarafından yapılan yorum
  • İş hayatında başarılı olmanın yolları yazısı için akasya billur tarafından yapılan yorum
  • Balıkçı ile yaşlı iş adamının öyküsü yazısı için Ergün Özyurt tarafından yapılan yorum
  • Pazarlamacı olmak ya da olmamak yazısı için orçun(kitapcı) tarafından yapılan yorum
  • İş hayatında başarılı olmanın yolları yazısı için aylin tarafından yapılan yorum
  • Ürün geliştirme ve hizmet geliştirme? yazısı için mustafa tarafından yapılan yorum

Kategoriler

  • Başarı
  • Blog
  • Eğitim
  • Farkındalık
  • İnovasyon
  • İnsan Kaynakları
  • İnteraktif Pazarlama
  • internet
  • Kişisel Gelişim
  • Kitap
  • Marka
  • Mobil Pazarlama
  • Niş Pazarlama
  • Pazarlama
  • Pazarlama İletişimi
  • Sunum
  • Tasarım
  • Womm
  • Yeni İş Fikirleri
  • Yeni Trendler

Arşiv

  • Mayıs 2008
  • Nisan 2008
  • Mart 2008
  • Şubat 2008
  • Ocak 2008
  • Aralık 2007
  • Kasım 2007
  • Eylül 2007
  • Temmuz 2007
  • Haziran 2007
  • Mayıs 2007
  • Nisan 2007
  • Mart 2007
  • Şubat 2007
  • Aralık 2006
  • Kasım 2006
  • Ekim 2006
  • Eylül 2006

Popüler Yazılar

  • Yeni İnsan Kaynakları veya İ.K. 2.0.
  • Gerçekten de her şey bitti mi?
  • Bir fincan kahve ile tatile çıkılır mı?
  • EcoHanger, yeni fikirler ve pazarlama
  • Büyük marka ve zeki marka
  • Pazarlamada karar süreci ve digg sistemi
  • Kotler ve bir pazarlama öğrencisi
  • Sıkılan erkekler satışları nasıl yükseltir?
  • Mutluluk ve sen
  • İnovasyon, pazarlama, Xerox ve Apple

Meta

  • Giriş
  • Yazılar RSS
  • Yorumlar RSS

Stat


| Kullanım Koşulları | Gizlilik Bildirimi | Design | Wordpress