Sevgili Cengiz Çatalkaya’nın mesajını görmem ile “haydi yazı yazmalıyım” arasında biraz zaman geçti. Anılar daha baskın çıkıverdi düşüncelerimden. Eski bir müşterimi hatırladım. “PR dediğinin sessiz harfleri arasına, iki “a” yerleştirmelisiniz” derdi bir proje sunduğumuzda.
Evet “para” sihirli sözcük, her kapıyı açan anahtar, her derde deva birim. Herkesin pastadan bir dilim kapmaya çalışmasının nedeni de para değil mi temelde.
Sosyal medya sahneye çıktığından bu yana kavgalar gürültüler de eksik olmuyor. Her kafadan bir ses çıkıyor sosyal medya hakkında. İyi mi kötü mü melek mi şeytan mı… İnsanların kendilerini ifade edebilmelerinin yolunu açan bu yeni süreç; zaman içinde firmaların ve markaların, tüketicilerine doğru mesajları daha seri, hantal bütçeler ve yükler olmadan ulaştırabilecekleri, rakipleriyle yıllardır yaptıkları mücadeleyi farklılaştırıp, kendi kendileriyle rekabet edebilecekleri zamanlar olacak. Tabi dürüstlüğün erdem olduğunu da anlayabilirlerse.
Merhaba, ben Ömer Ekinci. Geliştrend.com’da iş yönetimi üzerine yazan ve girişimcilik/ inovasyon ve pazarlama konularıyla ilgilenen bir girişimciyim. Şuan iki farklı girişimi de ticari işletmeye dönüşmüş, şanslı! bir girişimci sayabilirsiniz beni.
Çünkü bir girişimcinin başarılı olabilmesi için onlarca etken var, bilgisayar oyunlarındaki “level”lar gibi onlarca kapıdan geçmeli, ejderhalarla boğuşup, bonus’ları toplayıp, zıplanacak yerde zıplayarak yerdeki engelden kurtulmalı, eğilecek yerde eğilerek tepedeki bir engele kafayı çarpmamayı başarmak gerekiyor.
Bu yüzden girişimcinin doğru yerde doğru zamanda doğru kişilerle bulunuyor olması gerekiyor. Bu kadar doğru da bir araya doğrusu öyle çok kolay gelmiyor. Eğer gelseydi zaten girişimcilik bu kadar popüler gelmezdi ve insanlar bir yerlerde çalışmak yerine birer şirket kurardı.
Demek ki özel bir hayal kuruyorsunuz, özel bir hayali gerçekleştirmek için de diğerlerinden farklı yol almak gerekiyor. Öyle ya, herkesle aynı yöne doğru gidip farklı bir noktaya ulaşabilir misiniz?
Çocuklar dünyaya uyum sağlamak için evcilik, askercilik gibi oyunlar oynarlar. Aslında bütün bu rol oyunlarının altında dünyaya adapte olma ve bir gün kendilerini dünyaya kabul ettirme isteği vardır. Çocuksanız rollerle yeni davranış becerileri geliştirir, kendinizi yeni durumlarda gözlemler,oyun yolu ile başka çocukları daha iyi tanırsınız.
Ergenlik çağında bu oyunlar starları, büyük ve saygı duyulan bir abiyi, dizideki sevilen bir oyuncuyu taklit etme şeklinde kendini göstererek devam eder. Genç, güvende olacağı kişilik tipini değişik rollere girerek bulmaya çalışır, saygı duyulmak için sigaraya başlayabilir vs.. Hayatımız boyunca her zorlandığımızda çevremize bakıp uygun roller ararız, yeni bir durumla karşılaştığımızda cebimizdeki rollerden birini oynamaya çalışırız.
Tek bir role bağlı kalarak kişiliği tek bir rolle sınırlandırıp, o role uygun düşmeyen taraflarınızla tanışınca hayal kırıklığına uğramanız özgüveninizi kaçınılmaz olarak zedeler. Özgüvenli insan ise bu açıdan bakıldığında rol repertuvarı geniş, dolayısıyla hayata uyum sağlama becerisi yüksek olan kişidir… yazının devamını oku…
Pazarlama Blogu, 10-30 temmuz arası yeni bir uygulamaya yer verecek. Bu uygulama “Konuk Yazar” uygulaması.
Ben tatilde olacağım için, Pazarlama Blogunda, konuk yazarlarımız; Pazarlama, PR, İletişim, Girişimcilik, İnsan Kaynakları, Kariyer konularındaki yazılarıyla sizlerle olacaklar.
10- 30 Temmuz arası sizlerle olacak konuk yazarlarımızın isimleri şöyle: Nurdan Gencel, Ömer Ekinci, Müge Cerman, Münteha Mangan, Eren Kumcuoğlu, İpek Aral Kişioğlu, Burcu Tüzün, Uğur Özmen, Tuğçe Esener, Hasan Başusta.
Yazı ricamı kabul edip, değerli yazılarıyla buraya konuk olan tüm konuk yazarlar teşekkür eder, Pazarlama Blogu okurlarına da bu değerli yazıları kaçırmamalarını tavsiye ederim. Yazılar, 10 Temmuz itibari ile başlayıp iki gün ara ile yayınlanacaktır.
İlk e-posta mesajı 1971 yılında Ray Tomlinson tarafından gönderildi. 38 Yıldır da milyarlarca e-posta gönderiliyor. İlk e-postalar kişisel amaçlı iken daha sonra bunların reklam aracı olarak kullanılabileceği anlaşıldı .
Elektronik posta (İngilizce Electronic, italyanca Posta) (kısaca e-posta, İngilizce e-mail), Türkçesi ileti kullanıcıların sanal ortamda yazdıkları ve birbirlerine gönderdikleri iletilere verilen addır. İleti, bugün yeryüzü üzerinde milyonlarca insanın hızlı ve etkin bir biçimde iletişim kurmasını sağlar. (Wikipedia)
İlk Spam (Yığın İleti) e-posta ise, DEC enformasyon şirketinin bir çalışanı tarafından 3 Mayıs 1978′te, ABD’deki 400 kişiye gönderilen reklam mesajıydı. Bu bir başlangıçtı ve korkunç hızla çoğalarak devam etti.
Internet üzerinde aynı mesajın yüksek sayıdaki kopyasının, bu tip bir mesaji alma talebinde bulunmamış kişilere, zorlayıcı nitelikte gönderilmesi Spam olarak adlandırılır. Spam çoğunlukla ticari reklam niteliğinde olup, bu reklamlar sıklıkla güvenilmeyen ürünlerin, çabuk zengin olma kampanyalarının, yarı yasal servislerin duyurulması amacına yöneliktir.(spam.org.tr)
Artık bir çoğumuzun e-posta kutusu, spam klasörüne sahip ve spam e-posta’lar oraya gidiyor. Oysa bazı şirketler inadına bu spamları göndermeye, spam gönderecek mail adreslerini toplamaya yarayan programlara para harcamaya devam ediyorlar.
Bir gün, Seth Godin İzinli Pazarlama (Permission Marketing) kavramını ortaya koydu…
Geliştrend.com, haziran ayında yayına başlamıştı. Genç girişimci, yönetici ve patronlara, işlerini geliştirirken ihtiyaç duyacağı ipuçlarını veren Geliştrend.com her alandan yazar kadrosuyla dikkat çekiyor.
Geliştrend.com, genç girişimci, yönetici ve patronlara yönelik bir hap-blogdur! Değerli uzman yazarlar tarafından girilen ve hepsi hap niteliğinde, yani hemen uygula-hemen sonuç al mantığında yazılan yazılardan oluşur.
Geliştrend, genç girişimcileri, şirketlerin yeni kuşak genç partonlarını ve işini geliştirmek isteyen herkesi bekliyor. Bundan sonra ben de “Pazarlama” ağırlıklı yazılarımla Geliştrend.com’da olacağım. Geliştrend.com daki ilk yazım “İş yaşamının en önemli kuralı” Bu yazımda iş yaşamındaki en önemli kuralı sizlerle paylaşıyorum.
Geliştrend de yazılarıyla güç veren diğer yazarlar ise şöyle ; Dinçer Keskinpala, Hasan Başusta, İpek Aral Kişioğlu, Prof. Dr. Şule Özmen, Uğur Özmen ve Ömer Ekinci
Geliştrend’i takip edin ve RSS listenize eklemeyi unutmayın.
Seth Godin,in son dönemde yazdığı kitaplar, oldukça zengin bir içeriği olabildiğince basit şekilde anlatıyor. Bunlardan sonuncusu Takım oyunu (Tribes) isimli kitap. Kitabı okurken bol bol not aldım. Kitabın sonunda Seth Godin, okurdan bir istekte bulunuyor.
“Eğer bu kitaptan herhangi bir şey istediyseniz, herhangi bir şey işaretlediyseniz veya daire içine aldıysanız, post it yapıştırdıysanız, benim için birşey yapmanızı umuyorum. Bu kopyayı bir başkasına verin. Okumalarını isteyin….”
Takım oyunu, takım oluşturmak, onları yönlendirmek ve liderlik üzerine harika bir kitap. 2008 yılında yazılan bu kitap çok akıcı bir dile sahip. Okurken kitaptan aldığım notlara kendi yorumlarımı da eklediğimde bazı notlar ortaya çıktı. Seth Godin’in isteğini de yerine getirerek bu notları burada paylaşmaya karar verdim… yazının devamını oku…

Google’ın insan kaynağını yönlendiren ilkelerin neler olduğunu daha önce hiç duymamıştım. Google Türkiye ülke müdürü Bülent Hiçsönmez‘in konuşmacı olarak katıldığı, 7.Kalite ve Başarı sempozyumu‘nda “Teknoloji ve Çalışan ortamının gelişimi” adlı oturumda, Google’ın çalışan ortamı ve o çalışanları yönlendiren ilkeleri sade bir sunumla ve ilkeler halinde anlattı.
Google’ı bu kadar büyük bir şirket haline getiren bu ilkeler aslında hepimizin bildiği ama çoğumuzun yapmadığı şeyler. Bunları aşağıda sıralayacağım. ( Madde başlıkları[bold olanlar] Bülent Hiçyılmaz’ın sunumundan, açıklamalar ise bana ait… yazının devamını oku…
