Bir gün bir şirket kurulur. Şirkete masalar, sandalyeler, bilgisayarlar, telefonlar alınır, ofisler yapılır. Müşteriler, hedef kitle, tedarikçiler araştırılır, bulunur. İşe elamanlar alınır, masalar dolar, telefonlar çalar, stratejiler yapılır, ürünler üretilir, pazarlama planları yapılır, reklamlara tonla para saçılır… Derken, işlerin iyi gitmesi gerekirken aslında işlerin hiç de iyi gitmediği anlaşılır.
Telefonlar açılır, durumlar sorulur, piyasa kontrol edilir, toplantılar yapılır, insanlar birbirine bağırıp çağırır, cirolar ortalığa dağılır, karlar zararların altında tozla buz olur.
Ve film kopar… Geriye koskoca bir soru kalır.
Ne oldu?
Şirket kurarken her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülür de, iş çalışacak kadronun işe alımına, bu çalışanların eğitimine ve en önemlisi de çalışanların müşteri önündeki davranış biçimine gelince, nedense ayrıntılı düşünülmez pek. Çalışanlar hep bir gider kalemi olarak görülür, oysaki elinizdeki asıl gelir kalemi onlardır.

Her şey o cümleyle başlar. O zaman
VerdiÄŸim eÄŸitimlerde genellikle bu cümleyi çok kullanırım. “Müşteri her zaman haklıdır” ama dinleyicilerin suratlardaki ifadeden sonra ÅŸunu da eklerim “Haksız olsa bile, haklıdır” Bu, eskilerin “Müşteri kıraldır” deyiminin yerini almıştır. Krallar bile haksız olabilir ama bu son söz “Müşteri her zaman haklıdır” kesin ve nettir.
Herkesin bir yeteneği olduğunu ve bu yeteneğini kullanabildiği sürece iş hayatında mutlu olacağını ve bunun sonucunda da mutlu bir yaşam geçireceğini düşünürüm. Kariyer nedir? sorusuna vereceğim cevap, kariyer = mutluluk olacaktır. Mutlu bir kariyer için, yeteneğin keşfedilmesi gerekiyor. Yıllarca, yeteneğini kullanmak yerine, herkes gibi, herkesin yaptığı mesleklerde, yeteneğini hiç kullanmadan çalışan milyonlarca mutsuz insan var etrafımızda. Çoğunun mutsuzlukları yüzlerine yansıyor. Çoğu üzgün, çoğu boşuna yaşıyor. İnsan yeteneğiyle doğmuştur ve her insanın mutlaka bir yeteneği vardır.
Klasik CV ile iş bulmak, doğru kişiyi seçmek miyadını doldurdu! 
Yorumlar