Pazarlama odaklı İnsan Kaynakları

Temmuz 9th, 2008

İnsan kaynakları ve pazarlama pek bir araya gelmezler. Sanki biri satışa, biri insana odaklanmıştır. Oysa daha önce bir kaç kez belirtiğim gibi İ.K. ve Pazarlama aslında birbirine çok yakın.

Geçenlerde elime geçen Kobi Doktoru isimli dergide “İK’da yeni bir trend gündemde. Şirketler pazarlama ve işe alım süreçlerini birleştiriyor…” diye başlıyordu yazı. Devamında ise ilginç bir işe alma öyküsü yatıyordu.

Kaliforniya, Aliso Viejo merkezli video oyunları şirketi Red 5 Studios‘da yaşananlar da aynen böyle oldu. Şirketin hem kurucusu hem de Ceo’su olan Mark Kern‘in başı geleneksel işe alım teknikleriyle fena halde dertteydi. Çünkü, girişimci mazisi olan şirketi oldukça uzun bir zamandır atalet içindeydi ve piyasaya yeni oyun sunmamışlardı. ..

Kern, böylece bir işveren markası oluşturmaya karar verdi. Önce oyun endüstrisinde en fazla işe alınmak istenen 100 çalışanın portresini çkardı. Daha sonra onların hepsine özel paketlenmiş birer mektup gönderdi. Paketi ise Rusların Matruşkaları gibi, büyükten küçüğe doğru iç içe yerleştirilmiş kutucuklardan oluşturdu. En sonuncu kutucuğun içinde ise bir iPod shuffle vardı. Kern, bu iPod2un içine Red 5′e iş başvurusu yapmanın, neden kendileri için çok önemli olabileceğini açıklayan bir kişisel bir mesaj kaydetmişti. Mesajında “Bizler şu anda Red 5′te, kendilerini internet üzerinden yeni türden eğlenceler yaratmaya adamış inanılmaz yetenekleri olan insanları bir araya getirmeye çalışıyoruz” demişti.

iPod’ların üzerine ise özel bir kabartma yöntemi kullanarak, şık birer kod kazımıştı. İş başvurusunda bulunmak isteyen adaylar, bu kodu kullanarak, Red 5′in web sitesinde kendileri için ayrılmış özel bir bölüme girecekler ve burada Red 5′in stratejik planını okuyabileceklerdi. Mektup gönderilenlerden yüzde 90′ından fazlası bu teklife cevap verdi. Daha da büyük faydası ise bu tarz bir yaklaşımın programcılar dünyasını da aşarak blog dünyasında da olduça yankı bulması ve nihayetinde The Wall Street‘te haber olmasıyd.

Şirketin Ceo’su Kern, bu kampanyaya, 50 bin dolar harcamıştı. Peki ya karşılığı? Kern bu kampanyanın marifeti sayesinde işe aldığı 21 kişiden 16’sının şirketin bel kemiği olacağını düşünüyor.

Bu işe alma öyküsü bu güne kadar duyduğum işe alım tekniklerine göre oldukça farklıydı. İşe alma sürecini pazarlama ile birleştirmek, yoğun yaratıcılık gerektiren bir işe en doğru elemanların seçilmesini sağlamıştı. Sonuç şüphesiz çok ilgi çekici. Benzer bir uygulamayı Türkiye’de Youth Republic yapmıştı. Aynı ajans bu günlerde de birilerini arıyor. İşin ilginç yanı yaratıcılık bu sefer ajanstan değil, ajansın ilanına başvuran birinden gelmiş. Farklı işe alma ve işe başvurma teknikleri gerçekten hem şirket hem de başvuran açısından fark yaratıyor. Sonuçlarının da başarılı olduğunu düşünüyorum.

Ne kadar satış ve pazarlamaya önem verilirse verilsin, İnsan unsuruna önem verilmezse, bu satış veya pazarlamayı yapacak olan insan olduğuna göre ve insan, motivasyonla çalıştığına göre, bu motivasyonu da İnsan Kaynakları sağlayacağından, Pazarlama odaklı bir insan kaynakları politikası oluşturmak gerekiyor.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kategorilenmemiş

  1. umut
    Temmuz 13th, 2008 at 20:54 | #1

    Bazı konularda klasikleşmiş yaklaşımlar vardır. Bu yaklaşımları aşmak bir adım öne geçmektir.
    Pazarlama odaklı insan kaynakları da böyle bir yaklaşım. Bahsettiğiniz işe başvuran Çağrı, Youth Republic tarafından işe kabul edilmiş

  2. Temmuz 27th, 2008 at 11:31 | #2

    Çok yerinde bir yazı olmuş. Bu da aslında insan kaynakları uzmanlarında aranan yetkinliklerin sadece ik konusunda değil farklı alanlarda da olması gerektiğini ortaya çıkartıyor. Ik’cılar kendi yetkinliklerini değerlendiren oturumlar yapıyorlar mı? Yapıyorlarsa, sonuçları nerde?

    Kariyer sahibi olmak isteyen hiçbir bireyin kariyerini IK’cıların eline bıraktığını görmedim. Sanırım, bu biraz ipucu veriyordur hepimize…

  3. Temmuz 29th, 2008 at 23:24 | #3

    Umut, dediğin gibi bu klasiği aşmak pek de kolay bir şey değil aslında. Çok mücadele etmek gerekiyor. Yılmamak gerekiyor. “Ya yeni bir yol aç, ya da yoldan çekil” derim ben buna.

  4. Temmuz 29th, 2008 at 23:26 | #4

    Teşekkür ederim Fatmanur hanım.
    Sadece İ.K. alanında yetkinlik sahibi olmak bana çok yapay ve komik geliyor.

    Daha önce sahada, sonrasında pazarlama, tasarım ve eğitimde çalışmanın faydasını çokça yaşayan bir İ.K. sorumlusuyum.

    İ.K’cıların en son yaptıkları şey kendi yetkinliklerini değerlendirmektir. Onlar durmadan herkesin yetkinliğini ölçerler ama kendilerine pek bakmazlar. Oysa firmalarının bulunduğu sektörü çok iyi tanımalılar. Dediğiniz gibi kendilerini değerlendiren oturumlar yapmalılar. Bunlara gelene kadar İ.K. ve Personelci farkını anlamalılar. Hatta çoğu hala personelci ve sabah ilk baktıkları web siteleri muhasebe tabanlı siteler.

    “İnsan Kaynakları uzmanlığı” kelimesi bile ters bir kelime aslında. Aranan yetkinlikler şirket hangi alanda çalışıyorsa, onunla ilgili olmalı. Otomotiv sektöründe çalışan bir İ.K’cı’nın Turizm Sektörüne geçmesi, ve orada başarılı olması zor.

    Belki benzer sektörler olabilir, ama en önemlisi İ.K. yönetmeni, firmanın bulunduğu sektörden gelmeli veya o sektörü ve diğer departmanları çok iyi bilmeli.

  5. Erdoğan A.
    Temmuz 30th, 2008 at 23:45 | #5

    merhabalar
    yukarıdaki düşüncelerinizi okudum, ve sizden bilğilenmek istedim ben yeni mezun bir adayım ve şuan görüşmelerim iyi geçiyor yalnız hala kafamda soru işaretleri var nerden başlamalıyım? pazarlamayı(satışı) seviyorum ama insankaynaklarınıda seviyorum ve satışta çalışırsam ilerde ika ya geçmem zor olur diye düşünüyorum tam karar vermiş degilim.asıl isteğim ise ilerde yetki saibi olabilecegim yönetie katılabilecegim hedeflerin belirlenmesinde söz sahibi olabileegim bir pozisyon bunun için nerden başlasam doğru olur acaba?
    teşekkürler.iyi çalışmalar.

  6. Ağustos 3rd, 2008 at 09:52 | #6

    Neyi sevdiğinin yanında yetkinliklerinin hangi alana uygun olduğu da önemli.İsteklerimiz, yetkinliklerimizle uyumlu olmalı, yoksa sonuçlar hayal kırıklığı yaratabiliyor.

    Yanlız pazarlama ve satış ayrı şeyler. Öncelikle bu ayrımı iyi yapmak gerekiyor. Satış sadece ürünü/hizmeti satıyor. Pazarlama ise ürünün/hizmetin üretilmesinden atış sonrasına kadar her şeyi kapsıyor.

    İnsan kaynakları belli bir alt yapı istiyor. Bir yandan pazarlama alanında kendini geliştirirken, diğer yandan İ.K. ile ilgili bilgiler alıp(kitap, kurs v.s), şirketin i.k. departmanı ile görüşebilir ve çalışma şartlarını yakından görebilirsin. Bu da çok yönlü bir İ.K.’cı olmanı sağlar. Direkt İ.K’dan başlamak biraz dar bakış açısı ve İ.K’nın içine hapsolma gibi durumlar getiriyor. Benim en başarılı olduğunu düşündüğüm İ.K’cılar, daha önce farklı alanlarda çalışanlardan oluşuyor. Bu da geniş bakış açısı ve çalılanları daha iyi anlamayı beraberinde getiriyor.

    Yetki sahibi olmak, yönetime katılmak v.s. için bir başlaman gereken tek bir nokta yok. Şu görevden başlayanlar yönetime katılabilir diye bir şart yok. Kendini geliştirmen, doğru zamanda doğru yerde olman, sabırlı olman ve en önemlisi hedefini belirlemiş olman gerekiyor.

  1. Trackbacks henüz yok.