Pazarlama ve Egzotizm

14 Ekim 2006

Pazarlama aslında heyecan verdiği sürece geçerli. Ama bazen kuyruğunu kovalayan kedi misali kendi etrafında dönüp durmaya başlıyor. Heyecan ise yavaş yavaş globalden yerele doğru kaymaya başlıyor. Global şirketler, hantallaşıyor ve rahat hareket kabiliyetlerini kaybetmeye başlıyorlar. Mesela japonyadan teknoloji sunan bir markanın ya da italya’dan bir moda markasının çıkması artık kimseyi heyecanlandırmıyor.

İsviçreli yeni bir saat markasınının dünya pazarına girmesi de kimseyi heyecanlandırmıyor. Avrupa ve Amerika çok hızlı biçimde tüketmeye başladı. Sürekli değişik şeyler isteyen, şaşırmak isteyen bir tüketim çılgınlığı yaşıyorlar. Bu da onları egzotizme, bilinmeyene, heyecan verene doğru sürüklüyor. Orta Asya steplerinde, bozkırlar içinde, doğal liflerden yapılmış sert kumaşlar üreten ve bunları sadece Moskova’daki tek mağazasında satan bir şirket, en cool olabiliyor ve yoğun talebi karşılayamıyor. İnsanlar o markaya aşık oluyorlar hatta bazen ikona gibi tapıyorlar.

Herkes, diğerlerinde olmayan bir şey arıyor. Sadece bende olsun – yoğun ben merkezci- diyor insan. Büyük şirketler, bunu kişiselleştirilebilir ürünler ile gidermeye çalışıyor. Skinler, kapaklar, temalar, renkler, kokular, sesler kişiselleştiriliyor.

Pazarlama guruları ve trend yakalayıcıların yeni hedefi, küçük şirketler. Yöresel şirketler. Hikaye sahibi olmak, fabrikasyondan kurtulmak sadece küçük şirketlere özgü, taklit edilemeyen doğal bir olay sanki. Adidas, ne kadar reklam yaparsa yapsın, moskovadaki o küçük mağaza kadar cool/havalı/sıradışı olamayacak. Artık, gözler, gelişmekte olan ülkelere döndü. Asya ülkeleri, özellikle Hindistan, pazarlamada çok ileri seviyede işler çıkarmaya başladı bile. Mavi yaka istihdamından sonra, beyaz yaka istihdamı da 3. dünya ülkelerine kaymaya başladı. Büyük şirketler merkezlerinde sadece marketing/ar-ge benzeri bölümlerini bıraktılar. Ama buna rağmen beklemedikleri şekilde, beyaz yaka istihdamı o ülkede pazarlama alanında da patlamaya yol açtı. Yaratımları ve üretimleri de çoğu Avrupa ülkesine göre daha orjinal ve güzel 3. dünya/gelişmekte olan ülkelerde.

Yorum yok

Yorum yaz

Not: E-Posta adresiniz yorumunuzda görünmeyecektir.

Bu yazının yorumlarına RSS ile abone olun