Eğer yaptığınız işte samimiyseniz ve bu samimiyetinizi gösterebiliyorsanız, herkes sizin arkanızdan gelir. Yok, yaptığınız işte samimi değilseniz, sadece bazı çıkarlar karşılığı veya sırf para ve unvan kazanmak için yapıyorsanız eninde sonunda kaybedecek ve arkanızda kimseyi bulamayacaksınız.

İş yaşamı savaş meydanı gibidir. Liderler komutanlardır, orduları güçlü yapan ordunun elindeki silah olmadığı gibi, şirketi güçlü yapan da sadece şirketin sermayesi ve akıllı çalışanları değildir. Şirketi güçlü yapan, orduları yürüten güçle aynı güçtür. Bu gücün adı cesaret sanılır. Hayır, bu gücün adı asla cesaret olmamıştır, bu gücün adı binlerce yıldır samimiyettir ve bu samimiyet sizin kalbinizden tüm çalışanlarınıza yansır.

İşinde (davasında/amacında) samimi olan kazanır. Samimi olmak yeterli değildir. Nice samimi komutan savaş meydanlarında kellesini bırakmıştır. Nice cesur komutanlar, düşman ordusunun ortasında yapayalnız kalmış ve yenilgiyi tatmıştır. Samimi olduğunuzu adamlarınıza veya çalıştığınız insanlara gösteremezseniz eninde sonunda kaybedersiniz. Samimi olduğunuzu gösterebilirseniz, tüm adamlarınız / çalışanlarınız, tüm samimiyetleriyle arkanıza takılırlar. Onlar samimiyetinize inanırlarsa siz de lider olur ve tüm şirketi arkanızdan sürüklersiniz. Bazen, bu samimiyet müşteriler tarafından da fark edilir ve bir anda şirket lideri, çok sevilen bir halk kahramanına döner.

Bazen, başarmayı çok istersiniz. Tüm yüreğinizle bunu duyar, cesaretlenir, büyük başarıya yaklaştığını sanırsınız. İş yaşamında samimi olmak bir sanattır. Ama bu sanatın en önemli özelliği, bu samimiyeti çevrenizdekilere gösterebilmektir. Eğer, çalışanlarınız sizin samimiyetinize inanıyorlarsa, her kararınızın arkasında olmaya can atacaklardır. Ama samimiyetinizi onlara gösteremiyorsanız, bu başarıyı tüm yüreğinizle istediğinizi onlara belli edemiyorsanız, başarıya doğru gidemez ve tek bir yürek olarak savaşmak zorunda kalırsınız.

Şirketinizde savaşı tek başına kazanamazsınız. Tüm çalışanlarınıza, tüm yüreğinizle kazanacağınızı göstermelisiniz. Bu kararınızda samimi olduğunuzu bilmeleri gerekiyor. Büyük İskender cesur değildi, samimiydi. Amacına samimiydi, karşısına çıkan ilk zorlukta hemen vazgeçmedi. Yoksa Makedonya’dan dışarı adım atamazdı. İleriye götüren samimiyettir, hırs eninde sonunda geriye getirir insanı.

Hırslı liderler vardır, çok başarılı olacaklarını sanırlar ama en beklemedikleri anda kaybederler. Hırsları onları yok eder. Samimi insanlar ise hırsın kurbanı olmazlar. Onlar lider olurlar. Hırs kurbanları ise en fazla yönetici olurlar. Hem de kötü birer yönetici.

Hırsınızı budayın, samimiyetinizi ve inancınızı ortaya koyun. Kazanacak, çalışanlarınızı, arkanızdan sürükleyecek ve çok şeyi değiştireceksiniz. Yeter ki inanın ve bu samimi başarma inancınızı gösterin onlara. Samimiyetiniz, büyük bir enerji parçacığı gibi, gözlerinizden yansıyacak ve kelimelerinizden onlara doğru akacaktır. Sizi geçtiğini sananlar, başarının sadece para ile sermaye ile olduğunu sananlar, yanıldıklarını pek sonra anlayacaklar, o sırada siz daha büyük zaferlere doğru giderken, onlar “Ama bu imkansız” diyecekler. Oysa her şey, samimice inanmak ve başarmaktan ibaret.

Bugün şirketinize bir kez daha bakın, hangi mevkide çalışıyor olursanız olun, eğer yaptığınız işi seviyor ve o işi yaparken tüm samimiyetinizi ortaya koyuyorsanız, emeğinizin karşılığını er ya da geç alacaksınız demektir. Yılmayın, savaşların zafere dönüşmesi kolay olmayacaktır ve liderler zoru tüm samimiyetiyle başaranlar arasından çıkacaktır. Bırakın başkaları “ama bu imkansız” desin. Siz başaracağım deyin, yeter ki tüm samimiyetinizle bunu söyleyin.