Çoğu zaman bir durumun içinde sıkışıp kalırsınız ve hiçbir şey yapmadan öylece beklersiniz. Yaşadığınız hayattan sıkılır ve hayatınızı değiştirmek istersiniz. Ama çoğu zaman bu sadece düşüncede ve şikayette kalır. Hayatından şikayet eden çok kişi görmüşsünüzdür ama bunların çoğu sadece oturdukları yerden şikayet ederler ve hayatlarını düzeltmek için tek bir hamle bile yapmazlar.
Hayatınızı değiştirmek için kıpırdamanız ve harekete geçmeniz gerekir. Samuel Beckett’ın Godot’yu beklerken isimli oyununda, iki kişi bir ağacın dibinde Godot isimli kişiyi beklerler ama Godot hiç gelmez. Çoğu zaman sorun buradadır. Beklersiniz ve sizi kurtarmaya kimse gelmez. Gerçeği bir kere de ben tekrarlayayım. Hayatınızda sihirli bir değişiklik yapmasını beklediğiniz kişi/olay hiç gelmeyecek. Değişikliği bizzat siz kendiniz yapacaksınız. Yani siz gideceksiniz.

Son zamanlarda İnsan Kaynaklarında en çok konuşulan konulardan biri de kuşaklar. Özellikle Y kuşağı oldukça revaçta. Hangi konferansa baksam karşıma mutlaka bir Y kuşağı konusu çıkıp duruyor. Her zamanki gibi araç ve amacı karıştırdığımızı düşünüyorum. Burada amacı unutup araca yoğunlaşınca Y kuşağı, başarının önüne geçmeye başladı.
Başarısız bir çalışma ortamı tembelliği getirir. Tembellik ise başarısızlığı artırır. Bundan da mutsuzluk ortaya çıkar. Bu döngü her başa döndüğünde mutsuzluk çoğalır ve içinden çıkılamaz bir hal alır. Bu durumda sıkışıp kalan kişi stres ve depresyonla karşı karşıya kalmaktadır.
Bir iş için mülakata girdikten sonra işe alınmak özellikle gençlerde büyük hayal kırıklığı yaratıyor ve bu genç yaşlarında hayata küsmeye başlıyorlar. Oysa işe alınmamaları çoğu zaman başarısız ve değersiz oldukları anlamına gelmiyor.İşe alınmamanın bir çok sebebi olabilir ve bunların çoğu, işe başvuran kişiyle ilgili değildir.
Bir gün bir şirket kurulur. Şirkete masalar, sandalyeler, bilgisayarlar, telefonlar alınır, ofisler yapılır. Müşteriler, hedef kitle, tedarikçiler araştırılır, bulunur. İşe elamanlar alınır, masalar dolar, telefonlar çalar, stratejiler yapılır, ürünler üretilir, pazarlama planları yapılır, reklamlara tonla para saçılır… Derken, işlerin iyi gitmesi gerekirken aslında işlerin hiç de iyi gitmediği anlaşılır.
Herkesin bir yeteneği olduğunu ve bu yeteneğini kullanabildiği sürece iş hayatında mutlu olacağını ve bunun sonucunda da mutlu bir yaşam geçireceğini düşünürüm. Kariyer nedir? sorusuna vereceğim cevap, kariyer = mutluluk olacaktır. Mutlu bir kariyer için, yeteneğin keşfedilmesi gerekiyor. Yıllarca, yeteneğini kullanmak yerine, herkes gibi, herkesin yaptığı mesleklerde, yeteneğini hiç kullanmadan çalışan milyonlarca mutsuz insan var etrafımızda. Çoğunun mutsuzlukları yüzlerine yansıyor. Çoğu üzgün, çoğu boşuna yaşıyor. İnsan yeteneğiyle doğmuştur ve her insanın mutlaka bir yeteneği vardır.
Yorumlar