Mutluluk, herkesin aradığı ve varmak istediği nokta. Herkesin bir mutluluk arayışı var, kişiden kişiye farklı yollarla gidiliyor mutluluğa. Gerek özel yaşamımızda gerekse iş yaşamımızda mutluluğu arıyoruz. Sahip olmak istediğimiz şeye sahip olduğumuzda ise çoğu zaman mutluluk bitiyor ve biz yeni bir hedefe yöneliyoruz.
Tasarımcı Stefan Sagmeister hem bilinçli hem bilinçdışı türden basit ve keyifli bir sunumla mutluluk hakkındaki düşüncelerini paylaşıyor. Yılda on bin dolar kazanan insanlarla, yüz bin dolar kazanan insanların mutluluk derecelerinin şaşırtıcı bir biçimde aynı olduğunu, çünkü insanın yeni şartlara uyum sağlayarak ve alışarak, bu durumu normal karşıladığını belirtiyor. Stefan Sagmeister’in hayat ve tasarım mutluluğu için belirlediği yedi kuralı, hayatında daha fazla keyif arayan herkes uygulamayı deneyebilir. Stefan Sagmeister ve mutluluğa farklı bir bakış açısı.

Yapılan araştırmalara göre çalışanların bir şirketten en büyük beklentileri, mutlu ve huzurlu bir çalışma ortamında çalışmakmış. Altmış yıl çalışan birinin uyku ve çalışmak dışında kendine ayırdığı süre sadece on yıl. Yani tüm emekler, bu on yıl için. Bu on yılı artırmanın en etkili yolu ise huzurlu ve mutlu bir çalışma ortamında çalışmak ve çalışırken eğlenmek.
Bazı kurumlar çalışanlarını yeni bir role alıştırmada başarılılar. Diğerlerinde ise çalışanların net birer iş tanımları bile olmadığından, işe alıştırma süreci, yüzmeyi öğrenmesi için çocuğu suya atmaya benziyor.Bu tür kurumlarda işi alıştırma sürecine yeterli dikkat gösterilmemekte. Hatta yöneticiler için, çalışanlarını yeni görevlerine nasıl alıştıracaklarına ilişkin bir el kitabı bile çoğu şirkette mevcut değil.
Motivasyon, Latince’de hareket etme anlamına gelen mot kökünden türetilmiş bir kelimedir. Motivasyon, coşkuyla bir işi yapmaktır. Sabah işe başlarken heyecan duyuyorsanız, motivasyon var demektir. Heyecan yoksa bir işi yapmak için var olan enerjiniz solup gitmiştir. Çoğunlukla iş yerinde problemli bir durum oluştuğunda çalışanın motivasyonu yerle bir olur. Oysa motivasyon insanın kendisiyle ilgilidir.
Başarısız bir çalışma ortamı tembelliği getirir. Tembellik ise başarısızlığı artırır. Bundan da mutsuzluk ortaya çıkar. Bu döngü her başa döndüğünde mutsuzluk çoğalır ve içinden çıkılamaz bir hal alır. Bu durumda sıkışıp kalan kişi stres ve depresyonla karşı karşıya kalmaktadır.
Bir iş için mülakata girdikten sonra işe alınmak özellikle gençlerde büyük hayal kırıklığı yaratıyor ve bu genç yaşlarında hayata küsmeye başlıyorlar. Oysa işe alınmamaları çoğu zaman başarısız ve değersiz oldukları anlamına gelmiyor.İşe alınmamanın bir çok sebebi olabilir ve bunların çoğu, işe başvuran kişiyle ilgili değildir.
Yorumlar