Ürün geliştirme ve hizmet geliştirme?

16 Aralık 2007

Güzel aksesuarlar ve hediyelik ürünler tasarlayan, hatta bu konuda Türkiye’deki en iyi şirketlerden biri olan, minik mağazalara bu ürünlerini, görselliği ön plana alarak sunan bir şirket biliyorum. Bu şirketin ürünlerini beğeniyorum, renkli, eğlenceli yenilikçi tasarımları var. Renkli, kıpır kıpır mağazaları var. Genellikle yeni ve ilginç ne gelmiş diye merak ettiğim için bu mağazanın kapısından içeri giriyorum. Buraya kadar her şey mükemmel.

Yalnız bu şirketin mağazasından ne zaman içeriye girsem “Hoşgeldiniz, nasıl yardımcı olabilirim” diyen bir eleman karşıma dikiliyor. Karşıma dikilmekle kalmıyor, benden bir cevap da bekliyor. Sonuçta burası yüzlerce değişik tasarımın bulunduğu bir mağaza. Mağazaya yeni giren müşteriler, mağazadaki cıvıltıdan etkilenip içeriye giriyorlar. Ve alabilecekleri ilginç bir ürün olup olmadığına bakıyorlar. Eski müşteriler ise yeni ne gelmiş diye mağazaya giriyorlar. Sonuçta, insan bu mağazaya girince, tek bir ürün alacak bile olsa, yine de meraktan tüm mağazayı dolaşmak istiyor.

İşte bu “Hoşgeldiniz, nasıl yardımcı olabilirim” sorusu, hem bu merağı öldürüyor, hem de araştırmacı müşterileri mağazadan dışarı itiyor. “Sadece bakacağım” dediğinizde de kendinizi kötü hissediyorsunuz ve çabucak mağazayı dolaşıp çıkıyorsunuz. Çünkü “Sadece bakan” biri mağazayı boşuna işgal ediyormuş gibi bir duyguya kapılıyor. “Kupalarınıza bakabilir miyim?” dediğinizde, personelle birlikte kupaların yanına gidiyor kupaları beğenmeyince de, mağazadan ayrılıyorsunuz. Personelin bu tavrı, mutlaka satın almak zorundaymış gibi bir algı yaratıyor müşteride. Bu davranışlar aklıma, yıllar önce bir kısım esnafımızın yaptığı “Almayacaksanız, bizi meşgul etmeyin” ya da “Alıcımısınız, bakıcımısınız?” tavrı davranışları getiriyor. Aslında bu mağazada “Sadece bakacağım” müşterilerinin en çok satın almayı yaptıklarını düşünüyorum. Tabi elemanları atlatabilirlerse )

Oysa böyle yenilikçi ürünler tasarlayan bir firmanın müşteriyi sıkmaması, mağazada rahat bırakması, sadece yardım istediğinde yanında olması gerekiyor. Burada ciddi bir konsept ve hizmet uyuşmazlığı var. Mağazaya girdiğinizde personelin “Hoşgeldiniz” demesi ve müşteri ile birlikte dolaşmaması yeterli aslında. Hatta mümkün olduğunca, müşterilerin ürünleri incelemelerini kolaylaştırmaları ve onları yanlız bırakmak gerekiyor. Ürün geliştirmek için çokça emek harcayan bu şirketin, hizmet yaklaşımını gözden geçirmesi durumunda, satışlarını daha da artıracağını ve daha başarılı olacağını düşünüyorum.

Günümüzde başarılı olmak için, şirketlerin ürün geliştirme kadar hizmet geliştirmeye de önem vermeleri gerekiyor. Yani her şeyiniz(Fiyat, kalite,tasarım, ürün) çok iyi olabilir ama hizmetiniz, konseptinizle uyuşmuyorsa, istediğiniz başarıyı yakalayamazsınız. O yüzden, şirketlerin artık hizmet geliştirmeye de önem vermeleri gerekiyor.

  1. 2007 Aralık 17

    Çok güzel bir yazı olmuş.Hepimizin sık sık yaşadığı bir durum mağaza içindeki satış elemanlarının arasında ki rekabette büyük ölçüde etkiliyor bu durumu Müşteri biraz rahat bırakılmak,özgür kalmak istiyor.Konsept çok özgürlükçü de olsa mağaza içerisinde sizi takip eden bisinin olması…Rahatsızlık verici ve tezat.

  2. 2008 Mart 21
    LAZARUS permalink

    gerçekten harika bir tespit ancak bu kadar anlatılır.hatta yazının ortalarına dogru bunu bir şikayet dilekçesi olarak düzenleyip yanımızda taşımamız gerektiğini bile düşündüm:) tabi personeli atlatıp dilekçeyi verebilirsek:D güzel yazı teşekkürler

  3. 2008 Mart 28

    bende sizinle aynı fikirdeyim. işim gereği bütün gün dışarıda olduğumdan sağda solda bir sürü mağaza gezme şansım oluyor. kapıdan girer girmez karşıma çıkana direk olarak sadece dolaşmaya geldiğimi söylüyor ve karşımdakinin tavrı ne olursa olsun ben rahat rahat mağazayı geziyorum. bir satışçı olarak çağımızda “müşteri” olma ayrıcalığını bu mağazalarda yaşıyorum. beğendiğim ya da almayı düşündüğüm bir ürün olduğunda da haftasonu açık olup olmadıklarını öğrenip eşimle birlikte haftasonu alışverişe gidiyorum. iyi bir satışçı olmama rağmen eşim kadar iyi bir satınalmacı değilim çünkü:)

  4. 2008 Eylül 1
    yusuf ziya permalink

    İşletme ürününe güveniyorsa bence müşteriyi rahat bırakmalı.Fakat ürün kalitesinde eksiklik varsa müşterinin bunu farketmemesi için sürekli peşinde olmalısı gerekir diye düşünüyorum. )

  5. 2009 Ekim 27
    vetko permalink

    merhaba..sizde; hoşgeldik ama bakmama müsade edersiniz daha bi hoş olacak deseniz fena olmazdı.şöyle bi durumda var uyuz müşteriler gibi ay şu nasıl bişey ay bu şöyle bişey yani boş muhabbet..yanlış anlaşılmasın tezgahtarın da durumu kişiye göre değişiyor.haliylede orası mahmutpaşa yada herhangi bir mağaza değil kimi sıkılgan oluyor,kimi de atılgan.eğer sizinde dediğiniz gibi türkiyede sayılı bir mağaza ise orayada ona göre bir personel koymak lazım,semtine vede kültürüne göre.peşime kuyruk gibi gezen eleman oldummu yanlış anlamayın yapıştırırım lafımı Ama ne yapsanız kafanıza göre bir eleman bulmanız için genel bir hizmet anlayışı içinde hemfikir olmamız gerekir,SAYGILAR….

Yorum yaz

Not: E-Posta adresiniz yorumunuzda görünmeyecektir.

Bu yazının yorumlarına RSS ile abone olun